uzun bir ara verdikten sonra bloğa yazacağım yazı bu olmamalıydı diyorum.
öyle üzgünüm ki ve de öyle çaresiz. yapabileceklerim geçiyor aklımdan öyle küçük ve öyle az ki ama yine de daha fazlası için uğraşacağım.
madencilik sektöründe çalışıyorum 8 senedir. ve 12 senelik maden mühendisiyim. eşim maden mühendisi ve her gün bir fiil yeraltına inip çalışmakta işte bu yüzden belki daha çok üzülmem, daha çok etkilenmem. sürekli elim telefona gidip bir şeyler yazıp yazıp siliyorum.
senelerdir tek söylediğim şuydu maden işçi sendikaları kamuda çalışan işçilerin haklarını öyle savunur ki, kamuda çalışan işçilerin çalışma koşulları ve maaşları iyidir, özel sektöre göre çok ters bir mantık değil mi? madencilikte böyle madencilikte devlette çalışan işçide mühendiste daha iyi maaş alır, daha güvenilir, daha emniyetli koşullarda çalışır. ama yine de sendika kamu işçilerini korur, özel sektör işçilerini değil. hep bunu söyledim ama ne değişti hiç bir şey.
her gün bir fiil insan gücü beden gücüyle çalışan her gün hayati tehlikesi olan bu işte neden çalışır? tabiki hayatını devam ettirmek para kazanmak için ve bu öyle bir hayatki çoğu madenlerin bulunduğu ilçede doğdukları için aileden gelen meslek madencilik olduğu için, babaları dedeleri madenci olduğu için yaşadıkları ilçede başka bir iş kolu olmadığı için mecbur oldukları için.
hergün indikleri ocakta her aldıkları nefeste ciğerlerine giden kömür tozunun onları hastalandıracağını düşünmeden. ne uğruna evlerine ekmek götürmek uğruna.
madencilik serttir kabadır, güç gerektirir. onlar 8 saat yeraltında çalışıp öğle yemeklerini ya evden getirdikleri yiyecekleri ( tabi şanslı iseler onların astıkları torbaları onlar çalışırken fareler yemez ise )
iş bizler masa başında çalışıp öğle aralarında nerde yemek yesek, şu avm mi bu avm'yemi gitsek derken onlar yeraltında yerde yemeklerini yiyorlar. biz aydınlananlım, biz ısınalım diye hergün bu işi yapıyorlar ve hiçde gocunmadan.
işte bunlara üzülüyorum. bütün bunlar olurken aldıkları maaşta asgari ücretin azıcık üstü hak ettikleri emeklerinin karşılığı bumu? hayır
en çokda neye üzülüyorum biliyormusunuz? evet sayı çok fazla ama bu ilk maden kazası değil, bu ilk ölümlü kaza değil. zonguldaktada oldu, dursunbeydede oldu ve bir çok yerdede ama ne değişti? o zaman niye bu kadar tepki verilmedi illa sayının bu kadar çok olmasımı gerekiyordu, illa bu canların gitmesimi gerekiyordu. bazı şeylerin değişmesi için. keşke olmasaydı demek için geç kaldık, artık bu son olsun diyorum. gerekli tedbir önlemler alınsın istiyorum. sorumlular suçlular cezalandırılsın. ve yenileri olmaması için gereken yapılsın istiyorum.
belki böylece o ölen kardeşlerimizin içleri rahat ailelerinin gönülleri rahat eder. çünkü orda belki kocasını kaybetti ama oğlu hala madende çalışıyor, belki oğlunu kaybetti ama diğer oğlu madende çalışıyor. daha fazla acı yaşanmasın. daha fazla canlar yanmasın. lütfen diğerleri gibi bir kaç gün sonra unutulmasın bu olay
başımız sağ olsun.