23 Mayıs 2011 Pazartesi

Göbeğim alınma ama ayrılmamız lazım




İnsan sıcak havalarda depresyona girer mi?
Girmez bence. Girmesin yani. Sonuçta güneş hepimize enerji veriyor, enerjikken depresyona girmek saçma biraz. E peki bu neeee?


Adını biliyorum aslında. Tembellik.
Kış boyu azcık hareket etseydim, havalar serinken yürüseydim şöyle yavaş yavaş! Biraz az yeseydim o hamur işlerini! Havalar ısındı, ceketler kalktı, göbüşler ortaya çıktı :) Göbüş diyip sevimli hale getirmeyelim ya, bildiğin göbek yani, şöyle en kocamanından! Sen ne ara çıktın cicim ya.. Nasıl sinsi hareket ettin böyle.. Terbiyesiz göbek. Sinir oldum.


Sinir oldum ya! Zaten sıcak. Zaten tiroidliyim habire terliyorum. Olmaz yani böyle. Kış boyu sıcak çikolataları, efendime söyliyim, sıcak şarapları, yanında peynirleri, amanda efendim yoğurtlu mezeleri, kızarmış ekmekleri, tostları, pastaları, kremalı çorbaları, un helvalarını ( tamam devam etmiyorum) hüpletirken hiç düşünmedik yazı, sıcağı. Ben düşünmedim yani sizi bilemem.


Al işte şimdi su içmeye başladım :) Ara öğünlerde galetalar ( ŞU ANDA DÜKKANDAN İÇERİ BİRİ GİRİP BROŞÜR BIRAKTI, KEBAPÇI AÇILMIŞ!! ÖH DİYORUM! HATTA ÖEH DİYORUM!! )


neyssssse


Hava ısındı diye sabahları evden daha erken çıkmaya başladım. Daha serin oluyor, hipertiroidim olduğu için çok terliyorum ve fenalaşabiliyorum eğer dikkat etmezsem. O yüzden serinlikte işe ulaşmak benim için ideal. 06.30'da uyandım, giyindiğimde saat 08.00 olmuştu. Bir ara işe gitmemeyi bile düşündüm! Ne giysem çirkin ya!  Hepsi mi küçüldü bunların? Hepsi mi çekti? Hayır tartıda değişiklik yok, kilom aynı ama bu göbek ne?


Bir ara çıkardım tüm kıyafetleri yattım öylece... Sonra en beyazından bir tişört ve en mavisinden bir kapriyle çıktım geldim... vasat :)


Bayılıyorum otobüslerdeki özenli kadınlara. Millet nasıl yürüyebiliyor o topuklularla.. Hele otobüste yani.. Gık demiyor kadın ya. Suratına bakıyorum hiçbir zorlanma yok.. Ben hepten düzlere takıldım..  E napayım rahat. Her zaman oturacak yer olmuyor sonuçta.. Hem yürüme mesafem o kadar çok ki.. (bahaneye gel)


Otobüsler sıcak.. otobüsler kirli.. kötü kokulu.. yanınızda oturan kötü kokulu..  tamam hepsi değil tabi.  bende terliyorum sonuçta, yürümek illa ki terletiyor ama artık koku önleyici bir sürü ürün var. ayrıca kokudan kokuya da fark var..


Otobüsten iniyorum, alım al, morum mor rampayı çıkıyorum, tam dükkanın önü nasıl esiyor.. ohhhhh bizim burası serin :) rampanın üzeri cennet yani. terli terli o rüzgar bir güzel geliyor bir güzel geliyor...


ne çok şikayet ettim he.. ama hepsi benim için önemli be blog.  bir arabam olsa.... ahhhhh bir arabam olsa......


arabaya atarım babetleri, onlarla kullanırım. inerken giyerim topukluları... ahhhhhh ah..


giy kolsuzları, giy etekleri o zaman...


doğumgünüm yaklaşıyor.. bir kıyak yaparlar mı acaba? yapsınlar be..

8 Mayıs 2011 Pazar

Kutlama dedik kutlayamadık

Anneciğim İstanbul dışında olduğu için öpüp koklayamadım. Cumartesi akşamı sürpriz yapıp ilk otobüsle yanına kaçayım demiştim ama ayarlayamadım. Pek sevgili bonnyfood'dan sepet göndereyim dedim, gönderdim de.. Gel gör ki, pazar günü Mng Kargo çalışmadığı için sepeti cumartesi günü teslim ettiler. Hiçbir anlamı kalmadı. Bu konuyla ilgili güzel (!) bir yazı yazmak istiyorum ama şikayet mailime verecekleri cevabı bekliyorum.....

Saçma sapan bir anneler günü kutlaması oldu yani. İstediğim hiçbir şeyi tam anlamıyla yapamadım. Yine de mutlu oldu... Telefonda sesi sıcacık geliyordu.. canım annem...

Anneler Günü çok özel ve güzel, muhakkak kutlanmalı tabii ki, her özel gün gibi.

Peki ya annesi yaşamayanlar? Onların burukluğu ne kadar kötüdür kimbilir... Bu yüzden insanların gözüne sokmasalar keşke böyle günleri..

Tüm annelerin günü kutlu olsun
Öperim!

6 Mayıs 2011 Cuma

Ederlezi


Şükürler olsun her an hissettiğimiz umuda... İçim o kadar umut dolu ki blog.. O kadar huzurluyum ki.. Kem gözlere şiş diyorum :)

Ne güzel bir gündü dün!

Nasıl huzurlu, nasıl keyifli... İçime döndüğüm, o huzuru hissettiğim, bol bol dua ettiğim bir gün..

Dün işe gitmedim. Hem her gün işe mi gidilirmiş? Laf!  Gitmedim valla. "Pazar günü annemin yanına gidemiyorum onun yerine işe gidiyorum. Öyleyse bugün gitmiyim" dedim, gitmedim. Aman ne güzel oldu :)

Yakın bir arkadaşım var, sevdiğim bir arkadaşım. Zor günler geçiriyor ve baya sıkıntıda, adak adamış bizde yardımcı olalım dedik. Ablam, ben ve o oturduk kendi aramızda mevlüt yaptık :) Bol bol dua ettik, kendi adıma da dua ettim, tüm sevdiklerim için de... Tam da Hıdrellez günüymüş ne güzel oldu!

Dua etmek öyle rahatlatıyor ki insanı... İçini dökmek, dilek dilemek, O'nun duyacağından emin bir şekilde konuşmak öyle güzel ki... Arkasından gelen tavuklu pilav da ayrı güzel şimdi söylemeden geçmemek lazım :))

Sonra dişçiye gittim. Üfffff! adam kanal tedavimi yapmıştı, bir ilaç koymuştu, geri gel demişti. O gidişimin üzerinden yaklaşık 6 ay falan geçti..... Çok uzatıyordum, içime dert olmuştu gittim kurtuldum :) Oturana kadar işte.. oturup ağzını açtıktan sonra sorun yok.. :) Dişin canına okumuşum tabi ceza olarak tekrar kanal tedavisi yaptı.. Yine ilaç koydu, "haftaya perşembe gelmezsen hiç acımam çekerim dişini"  dedi ve gönderdi :) Tehdit tehdit nereye kadar... :p

Sonra gece yarısını bekledik ablam ve gündüz dua ettiğimiz arkadaşımla birlikte. Şiş dudağımı da unutmayalım tabii :)

Kağıtlarımızı hazırladık ve sahile indik. Dilek kağıtlarıma gelinle damat çizmem konusunda yoğun baskı aldım. Birileri bana bişeyler mi anlatmaya çalışıyor blog?!?!  Neysssse :) Ben arabamı çizdim, cillop gibi valla :)

Herşeyden önce sağlık diledim, sağlık ve huzur.. bir de bereket... Bereketsiz olduktan sonra kazanmanın ne anlamı var?

Herkesin duaları, dilekleri kabul olur inşallah. Huzur ve umut dolu günlere blog :)

Görsel: http://fc05.deviantart.net/fs45/i/2009/126/f/a/Hidrellez_09_4_by_caniia.jpg