14 Şubat 2021 Pazar

Dedelerimi hiç görmedim

 Pazar sabahları radyoda (NTV radyo - 104.7) Halit Kıvanç'ın programını dinliyorum..... Her seferinde gözlerim doluyor.... 

8 Şubat 2021 Pazartesi

Climax ve bir takım filmler

 

Climax: Haftasonu Filmi izleme girişimim başarısızlıkla sonuçlandı. O kadar gerildim ki.... o kadar sinirlerim bozuldu ki...... Bir korku filmi izlesem bu kadar ürkmezdim herhalde. Tribe girdim resmen ve yarısında artık dedim ben bunu kendime yapamıyacağım. Zaten filmin dans sahneleri geçip de ortamda çocuk olduğunu görünce "Eyvah" dedim..."Eyvahlar olsun".... Çocuğu elektrik dolabı odasına kapatınca (annesi taraından bir de), nerdeyse tün sırtım gerilmiş boynum tutulma seviyesine gelmişti. O kadar gevşeme egzersizleri, meditasyonlar hoop boşa gitti. Gaspar Noe disturbing bi yönetmen evet, Irreversible filmi zamanında yarısında sinema  salonunu terk edenler konuşulmuştu, ki pek anlam verememiştim. Ama buradaki bu psikolojik durumlar mı beni bu kadar tedirgin etti bilmiyorum. Hatta nedenini kendime sormak bile istemiyorum sanırım.

Malcom & Marie : Siyah beyaz olması dışında pek hoşuma giden tarafı olmadı desem çok mu ayıp etmiş olurum. Pencereden gözetliyormuşuz gibi evi izlememiz ilk başta hoşuma gitti. Bir Woody Allen diyalokları lezzeti geliyor sanki dedim. Beklentiye girdim hatta sanırım. Ama maç şeklinde ilerleyen tartışmaları beni yordu. İçinden çıktım sürekli filmin. Çıktım ve daha çok bu replikleri kaç bin saatte ezberlediklerini düşündüm, ki bu bence pek de beni sarmadığının işaretiydi. 

Fleabag:  iyiydi... "nice, very nice dear" diyip burada ekrana bakıyoruz.... 

Snowpiercer: Oley ikinci sezon yayınlandı. 

Headspace Guide to Meditation: Netflix de ara ara açıp bir bölüm atıyorum. İkinci ve üçüncü bölüm çok tatlı. (Deep connection) 

Pretend It's a City: Yine ara ara açtığım ve içimden kıs kıs güldüğüm bir belgeselimsi eleştirel şehir güzellemesi (mi nedir? bu tam da bilemediğimiz bir dizi). Martin Scorsese nasıl geri planda tutuyor kendisini, çok şeker ya dede. Bu arada büyük şehirde yaşama baskısından dolayı ara ara biz de aynı konulara söylenip Emekli Albaya bağlıyoruz ve bu bana çok komik geliyordu. Bekli de o nedenle sevdim.

veee son olarak....

Vikingler: Onu da bi ben izlemedim herhalde :)(

3 Şubat 2021 Çarşamba

TÜY

 

Baktığı yöne doğru başımı çevirdim, dalmış gitmiş gibiydi arkada bir yerlere. Gözlerini indirdi sonra, takma kirpik takmış ilk defa. Bunun için bir saat uğraşmış. Söylerken sanki kirpikleri yerine dün geceki tartışması aklına gelmiş gibiydi. Elinde şemsiyesini çevirdi, çizgili giymişdi. Sanırım bir haftadır görmedim, özlediğimi anlamış. Ben girer girmez kapıda belirmişti, bronzlaşmışsın dedim. Plajda uyuyakaldım dedi. Plajı düşündüm, uyuyuşunu...... Yeni kestirdiği saçları uzun daha hoştu, uzaklara bakarken, gözleri onu arıyodu. Ona onu sormayı aklımdan geçirdim, hemen vazgeçtim. Plajda olsak ne eğlenirdik dedi, herkesin takma adı vardı dedi. Anlatmasını istedim, elime kalemi kağıdı aldım not ettim kısaltmaları dedi. Hiçbirini hatırlamayacağımı biliyordum. Oda beni tanıyodu, arkalara baktı, yerde bir salyongoz gördük. Bir film geldi aklımıza onu izlemeye gittik cebimize, izlettik hatta birbirimize.

Bir sigara daha yaktık, elimize yakıştı o an. Başımı çevirdiğimde içkisi hakkında söyleniyordu. Söylenebilecek ne varsa söylüyordu gerçektende. Dinlemek hoşuma gitti. Bitirir bitirmez bana da denetti, bende söylendim biraz. Yerde beyazın üstünde salyongozu öylece bırakamazdık, aldı yeşilliklere götürdü. Yürüdü, yürüdü, yürüdü…. gibi geldi bana, hemen ilerideki yeşilliklere bıraktı. İçi rahat edince artık, içkisine ve söylenmesine geri dönebilirdi. Baktığı tarafa gözlerimi çevirdim, o zannettiği birine bakıyodu. Onu aradı, konuştu ama ulaşamadı. Konuştuğu kişiye ulaşılamıyordu. Sinirlenmeyi denedi, sanırım olmadı içkisinden bir yudum alıp ona sinirlenebildi. Oradan çıktık.

Orta şekerli bir kahve istiyorum, aslında aklımdan şekerli geçiyor dedim. Bedenime dikkat etmeliyim diyorum kendi kendime, başını sallayıp onaylıyor gözlerimin içine bakarak, otoriteye boyun eğer gibi. Gözlerimin içerisine bakınca tüm hücrelerim titreşiyor. Mevzuya dönüyorum, ama aklıma benim de dün gece neler gördüğüm geliveriyor. O ormandaki kalabalık partide ne kadar da yalnızdım diye düşünüyorum. Saçmalamaktan korkma anlat diyor yanağıma hafifçe dokunarak. Olanları anlatıyorum bir bir. Onunla laflamak tüy yutmak gibi hissettiriyor. Hafifliyorum.

Bana hiç bakmadan, elindeki şemsiyesini açıyor. Siyah şemsiyenin altında oturup, galakside görünmez oluşumuzun keyfini çıkartıyoruz.

20 Ekim 2014 Pazartesi

oooo





masamda kimler var :0)

13 Haziran 2014 Cuma

Varuna

Photo: Stairs




Photo: Varuna perfect place




Bahceliye gitmeyeli heralde bin yıl olmuştur.... Varuna Kafe o lokasyonda bulunan ve içeri girincede aaa İstanbula geldin sanki hissiyatı veren çok şeker bi yer.... yer yoktu bizi terasa aldılar iyice bi İstanbuldayız modu olduk.... bütün duvarlar dolu, renk renk .... arada duvardaki ekranda dans eden tipler görülüyo....arkadaşım anlattı buranın sahipleri dünyayı dolaşıp orda burda dans edip kameraya çekiyolarmış.... duvarda bi anda kabileyle dans eden tipler yada suyun altında dalgıç kıyafetiyle dans eden balık adamlar görüyosun bunların sahipleri olduğunu bilmeden.... ne acayip kafalar var diye düşünmeden edemedim.... bi de tabi bu sahipleri olan arkadaşlar dünyayı dolaşıp sadece dans etmeklede kalmamış anlaşılan ki menüde oldukça kabarıktı... keşfettikleri şeyleri menuye taşımışlar, bilmem kaç çeşit adını hiç duymadığım bira var mesela..... çok tatliiiii bi yermiş, beni böyle bi yerlere götürün aferim....bana böyle gelin .....

20 Mayıs 2014 Salı

bir if kulusi günü yine

Photo: Kulis






before soma...yine gülüp eğleniyoduk...

20 Nisan 2014 Pazar

hafif Kafkaesk ama nice .....very nice





uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım.......
not:sonu biraz turk filmi gibi bitti....



bir alıntı:Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu? Ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş. ..ve ben dünyanın en zengin adamıyım.


başka bir alıntı:

11 Nisan 2014 Cuma

çözemedik

gecen yıl bana şöyle bi msj atmıştı biri.... belliki yanlışlıkla....ama buradaki şahısları, olayı, neler yaşandığını neler olduğunu,  imla kurallarını neden arada ı arada i kullanıldığını, kimin kime çemkirdiğini ve manayı biz çözemeik Zanla...uzun uzun geyiğini yaptık işin içinden çıkamadık.....mesaj aynen şöyle:


"hani hezıl seni goturdu o dogruluk cesaretlık oyunun nedenını soyledıya sen bana sımdı dıceksın her seyi bılmek zorunda degilsın ama ınsan en azindan soyler bıraz oyle bırden nurpelıne yaklaşınca kıza bak bıde sana zeyno kanka diyo bu ne samimıyet"


..... işte ben buna mesaj derim.....

20 Mart 2014 Perşembe

mekan dergisi










bu sayısında projemize yer Verdi......tesekkürler :)


not:fotograflar tarafımca cekildi....

17 Mart 2014 Pazartesi

benzer drumlar

” İstasyonda bana bakan yüzünü düşündüm.
 Unutamayacağım bir doğa olayıydı bu.”

Franz KAFKA

bonzailer için banyo zamanı

Photo: Bonzai icin banyo zamani

7 Mart 2014 Cuma

yogi yoga yaga master yoda

aşağıya bakan köpekler aşkınaaaaaaaaaaaaaa...... yoga günlerimiz yeniden başladı Ekinimle...yıllar once bizim terasta yaptığımız (Esracımla) yoga derslerini yaad eder gibiyiz adeta..... savaşçı 2 pozundan hoop sopa druşuna ordan vuhuuuu bir kedi inek flowuna akmaca.....


+1
saçımı sarıya boyattım.... ...neyseki hepsini değil sadece uçlarını .......tam sarı da değil ........jargon gore "kendi rengimin bir iki ton açığına"....... ama hiiiiç ama hiiiç alışamadım........yıllardır gittiğim kuafor her gidişimde beynimi yıkarcasına biraz ışıltı atalım  mı, atalım mı....... çok moda atalım atalım lım lım ımımımmmmmm........ron rooon roooon.... en sonunda gecenlerde kafam daalmış "at ya at da sende kurtul bende" dedim..... hoop içeriden bi takım boya aparatları geldi......alemenyum folyo eşliğinde uzaylıya itinayla dönüştürülmemin ardından bekleme süreci ve aman tanrım bu neeeeee.... başkasında görsem beğenebileceğim ama ben de görünce bi tuhaf olduğum saçlar...."ı ıhhh" dedim sıkıntı var....... koyulaştırın......koyulaştırdı ...bi daha koyulaştırın bi daha koyulaştırdı......iyi bari biraz kullaniim dedim......etraftan özellikle Zandan büyük tezahurat alınca kaldı öyle saçlarım.......canııım siyah saçlarım.......genel yorum ise "aaa çok doğal güneşten biraz açılmış gibi" oldu.... ben de iki haftada alıştım gibi.......insan yaşlandıkça ne manyak tutucu oluyomuş arkadaş....biz o saçları eskiden mora falan boyardık hiç de üzerinde durmazdık.....


+1


bu aralar evdeki minik tip Star Wars'a sardırdı.......bütün kapıyı donatmış.......favorim "Jabba the hutt"









+1
kafka cafede Küçük İskender söyleşisi vardı....... ergenliğimize saygı duruşu adına gittik...... off çok fenaydı.... öz'le bizi gülme krizi tutu yine....







26 Şubat 2014 Çarşamba

iptal tehdidi...

Bizim Rüzgar banyoda saçı şampunlanınca çok sinirleniyo... bizde şampuan kullanmıyoruz ne zamandır baktım çocuk homeless gibi olcak.... aylar sonar bi saçını şampuanliim dedi... itirazlar su sıçratmalar eşliğinde muaffak oldum.... duruladık ama bizimki nası sinirlendi... durdu durdu köpürüyo ama kıpkırmızı oldu.... dediki....


seniiii ... seniiii ...(ben de bekliyorum off çok pis bişey söylicek diye)....seni iptal ederim dedi.... hahaha......normalde gülmüyorum bu gibi drumlarda (yada belli etmiyorum) egosu zedelenmesin diye ama buna koptum......"hehe hadi iptal etsene bi beniiiiii" diye diye güldüm......iyice bozuldu tatlişko....sonar ciddileştim özür diledim falan şampuan meselesini tatlıya bağladık

cmrtesi gece tarifesi ve öğrendiklerim

Rodi: Cumartesi günü bir arkadaşın ofisinin açılış partisinin ardından Ekine takılıp Kuğuluparka gittik......çay içiçem ben dedi :)...ok laflıyoruz kaynatıyoruz bi çocuktan bahsediyoruz... "e Rodi ya o" dedi.... o ne yaw dedik.... grubun alet ekipmanlarını toplayan kuran tipe deniliyormuş.... bir bilgi edindik....


Sonra park bahçe etkinliğimizden çıkıp entellektüel alemlere akmak için Ekin ve Çağatayın sergi açılışına arabaya 6 kişi doluşmak süretiyle ve sanki discoya gider gibi gittik.... arabada Caner anahtarı çıkartsan bile arabanın motorunun çalıştığını ileri surdu bir bilgi daha sana......sergi çok sugardı, ebeveyn gibi gurulandık duygulandık....


ordan eglenceye once serginin üst katında (ev gibi olcak bişiler içeriz dedi Ekin) devam edildi....sonar başka bi yer sonar bakşa yerler darken en son Ekinle ife doğru ilerliyoruduk, bir rock n roll filminin sahnesinde kendimizi bulacağımızdan habersiz... ife dedi Ekin kulisten girelim...ok.... girdik if tıklım pıkış, kulise gittik yemin ederim gaz odası yanında halt etmiş.... duman altı ve grup sahneye çıkmadan once laflamakta, altyazıda koysan belgesel niteliğinde bir kısa film tadında ortam.... ve içeride şeker bir teyzem oturmakta butun bu "yeaaah hell" ortamına tezat.... pardon bu kim dedim... grubun vokalinin annesiymiş...... oda hep onlarla takılırmış.... pause....


yanımdada pskolok bi arkadaşım var bak bak dedim ilginç bir case var burda.....anne var...herkesde nası normallemiş drumu...millet doğal halinde takılıyo, yarı ağzı bozuk konuşmalar, içmeler, muhabbet biraz hardcore... mesela ekin saçını mora boyatmış olan vokalin saçını çok beğenmiş olsa gerek ki kıza" vaaay ne güzel olmuş saçın, g....öt" diye bağırdı annesi de yanındayken hehehehe.....super bi andı....


pskolok arkadaşım (oz) hemen şemalar karışmış, bi gözlem yapiim dedi, sanki roller değişmiş, o onun annnesi digeri onun kızı gibi, aidiyet duygusuyla burda diye hüzünlendi birden,... bi 5 dakka da onu depresif halinden kurtarmaya çalıştık......bissürü bissürü bişey...anlatamıcaklarım da var, onlarda bir bukowski kitabında yer alsın diyerek hayal gücünüze bırakıyorum....


unutmadan bir bilgi daha....oturduğumuz yerlerden birinde tanıştığım bir kız bana mutfakta hiçbirşeyi atmadığından bahsetti....nası yani dedim...anlayamadım resmen... mesela dedi elmaları yedin çekirdeği hariç herşeyi kavanoza doldur su koy kapak kapat bir ay sonar sirken hazır şekerim.... salataya koooy, sebze yıka, temizlikte de kullan... alla alla...sonar organic pazar ve koytavuğunu nasıl kesip kaynatıp minik bulyonlar yapmayı anlattı ki dedim ben napiyorum burda çıkmışım eğlenmeye, turkmax gurme kanalına bağlandım bir anda....      bilgiler bu kadar şimdilik....

19 Şubat 2014 Çarşamba

Bora Uzerin salon erkeği halli klibi

Bora Uzer diyince bi tuylerim diken diken olur ki..... gıcıklık hat safhadadır benim için onun varlığı....
küçüklükten taaa Bodrum Mavide bunlar meşhur olmazdanken beri biliriz arkadaşı, yeni yeni inceltip sesini eski jamiroquai, yeni Jastin Tımbırlek halleri, etraftaki insanlara (ekseri kızlara)laf atıp bulaşmalar, muhabbet açıp ilerleyincede adeti gereği bozmalar falan oyyy oyyyy... böyle böyle meşhur olunuyo demekki diye düşünmekten kendimizi alalmamıştık yıllar içinde bu davranışlarını gözlemlerken ...mesela bizzat benim şahit olduğum şöyle bir olay arkadaşın profilini özetlemeye yeter belkide....




artık yıl 2001 mi 2000 mi, 2003 mu bilemiyorum o civarlar Maviye gittik yanımda çeşitli kız arkadaşlarımla.... Bu arkadaşlardan biri Ella ingilterede, Beryl Amerikada yaşayan son derece hoş, güzel,  eğlenceli, yabancı doğallığında hatta mütevazi, aileleri yarı yabancı yari Turk olmasına ragmen sadece yazları geldiklerinden Turk laf sokmalarına, egolarına çok yabancı kızlar....akıllarına geleni ima etmeksizin direk soylemeleri o dönem çok hoşuma gidiyor...


neyse girdik super eğleniyoruz birimizinde doğum gunumuydu neydi hatta.... müzik de keyifli Bora vokalde kopuyo kendince, ve  o kadar ama o kadar yakışıklı ve havalı olduğunu düşünüyo ki büyük ihtimalle :)....  o sırada bizim masaya dönüyo Bora cemkirmeyle karışık küsmüş bir suratla çok ses yaptığımızı  söylüyo...sınıftayız sanki... ben böyle pauselasamda yanımdaki mutevaziler ya bi üzülüyolar bi üzülüyolar....tüh ya ayıp ettik guruba gibilerinden saf saf bunlar içleniyolar....derken ara oluyo dışarıda ego patlaması yaşayan Boranın yanına gidip pardon demek için ilerliyolar .... bilesem bunun huyunu hayatta gönderir miyim kızları....  yanına yaklaşıyolar tam pardon falan diyecekler...."şimdi konuşamam..." diye bunların suratına bile bakmıyoooooo... bunlar böyle yazık çok bozuluyolar, şaşırıyolar, arkalarını dönüp masaya gelip şok şok bakıyolar etrafa hahahaha...iyiki gitmemişim olm  olmuştum çok net hatırlıyorum....


bi kerede Odtu de İlhan Erşahin konseri var,... İlhan abimizde bizim o yarı yabancı arkadaşlar hesabı nası kibar takılıyo sahnede mutavazilik akıyo izleyenler bilir... bu da çıktı konsere bir ön plana geçmeler, rol çalmalar, adamı hiç konuşturmamalr, off çiiiiğğğ ve çeaaaaap aynı anda....


bunun gibi vukuatları var arkadaşın, bildiğimden ben bi daha hiç diyoloğa girmedim ama herkesten de bozulma, gt etme, lafı gediğine sokma hikayelerini yıllar içinde dinledim.... bu sene Gumuşlukteyiz Jazz barda bi grubu dinlemeye gittik... ortam şahane müzik dalgaların sesiyle adeta karışmış, kumsala atılan sandalyelerle kuma basan ayaklarımızdan cazır cazır kışın elektriği topraga karışıyo....rahatlıyoruz içkimizi kibar kibar yudumlarken.... birden sahneye hop bu çıktı....seyirciler arasındaymış meğer.... "ne duruyosunuuuuz, alkışlamıyosunuzzzz, bunlarda iyi gurup mu bulcaksınıııııııııııız" diye mikrofona nası bağrınıyo deli.... gerdi resmen bi anda, gayette herkes alkışlıyo bu esnada, niye alkışlamıyosunuz grubu diyecek bi ortam falan yok yani....Zaan la gözgöze geldik koptuk....
 
azardan hemen sonra mikrofona fıçı fıçı hutu hutu Beat Box numaralarına başladı klasik.....










bu arada her zaman kot pantalonlu şapkalı New Yorktan ayağımın tozuyla yeni geldim yoksa buralarda sizinle ne işim olacak,  halleri yeni klibinde salon erkeğine itinayla dönüşüyor ....veeee incecik sesi ve yeni doğum yapmasından olsa gerek kocaman memeleriyle klibi kısa film formatına dönüştüren Tuba Ünsal.... ya nolur biri bana klipteki o diyalokların yapmacıklığını anlamsızlığını anlatsın .... Tuba Ünsal kızgın gibi ama hiç kızgın gibi değil... Boranın mimikleri görülmeye değer.....neyse yine çok eğlendik.... youtube dan eğlenmek isteyen izlesin buyrun: http://www.youtube.com/watch?v=laVAy1bmOlw







31 Ocak 2014 Cuma

karşılıklı notlaşma

ekini beni burda anmış ben de onu durtmek isityoru....ekin eskiden bi Carie gibi kızlar gecesi düzenlerdin....mazide mi kaldı o günler.... talep var lütfen bak :)

29 Ocak 2014 Çarşamba

+1

hava ne güzel
bir haftadır yuruyorum.......evden çıkıyorum Forest Gump gibi yuruyorum yuruyoruuum....tunalıya aşağıya kızılaya doyamıyorum ulusa doğru gidicem frenliyorum..... geri çark ediyorum .....


+1


yine bu aralar bloga resim koyamıyorum... ve fark ettim ki ben resim koyamayınca bana gelenler geliyo.... ekranı çiğ balıkla tokatlayasın geliyo.... geri çıkıyorum sayfadan uzaklaşıyorum ....


+1


bi tane çay keşfettim...doğdan dan Mistik chai....ama hiç bi yerde bulunmuyo....keşfettim ama edinemiyorum....


+1


gecen hafta balon şovuna gittik..... "babl şoy Rüzgarın değişiyle, bize pek bişey ifade etmeyen ama çocuklar için histeri objesi olan baloncuklardan japon bir adam dev büyüklükte yaptı, içinede miniklerden üfledi..çockları balonların içine koydu...tabi o esnada sahneye çıkmak için can atan diğercocuklar cıldırırcasına salonun merdivenlerinden aşağıya akın ettiler....Madonna konseri milasi izdiham yaşanmaktaydı ki, cocuklarla birlikte koşan anne ve babalarıda (Zanda koştu naapsın Rüzgarı kurtarmak için hahahah) yerlerine oturttular... bu kızımlarda ben çok eğlendim mesela.... ama japon baloncu amcayada içten içe kızdım....üç tane cocuğu çıkarttın sahneye diğerleri istemezmi...onların canı yok mu ....neyse iyidi.... öncesinde de Arkadiumda çop adamlar varmış ki Rüzgar için gerçekten en önemli oyuncak olduğundan gitmemiz gerekliydi....ordaki kuklaların elektriklemi çalıştığını sprdu ısrarla...once makaraya aldık kuklalar pilli diye...sonar içinde adam olduğunu soylemeye karar verdik, ama Ruzgar çok bozuldu reject etti ve elektrikle çalışıyo onlar diye bize kızdı...hayallerini yıktık resmen ....elektrikli evet evet diye kendimize geldik...benim bile çop adamlara sarılmış resimlerim var daralttık resmen....zaten bu sıcakta ter içinde kalmışlardır bi de bi aile musallat oldu sarılıp druyolar.... sarılmış resimleri koyamıyorum blog bana boyle bi ayar çektiğinden....


balon şov değilde çop adamlar şiddetle tavsiye edilir.....

2 Ocak 2014 Perşembe



2014 hadi bakalım :))))

16 Eylül 2013 Pazartesi



yıllar sonar cesaret edip gittik rockncoka.... festival alanını iyice bi büyütmüşler, ve tuvaletler (ki gecen gidişimizde o wc lerin drumu idi bizim korku filmimizin başlangıç sahnesi....wc demiyim hatta resmen kanalizasyondu) girilebilir boyuttaydı şaşırdık, yeme içme sırası yine yıldırıcıydı, yağmursuz olunca pek bi güzeldi, gençler coşkuluydu (hatta prodigy den sonra gece 2 gibi üstlerini çıkartmış sütyenle abartan kızlar gördük...) kısaca krem şokolaydı.....

+1

bu yazda geldiiii geçtiiiii.... bütün yaz elimde kitabım masmavi gökyüzüne, denize, martılara ve beyaz yelkenlilere  bakarak sessiz sakin 1 ay tatil yaptım demek isterdim ama tabikide sağolsun Rüzgarla olunca drum daha çok, kalktık kumla oynadık meyve yedik, yüzdük, uyku saati, kitap saati, boyama, her daim ağaza kuruyemiş verme,  çocuk parkı (ki o çocuk parkında tek anne bendim, parkın resmi dili gürcüceydi, tüm bakıcılarda aynı anda orda sosyalleşip dertleşiyolardı, bende kenarda oturmuş gözlerimi kısmış ortamda arıza çocuk varmı itiş kakış varmı diye etrafı kesiyodum, bu esnadada artık parkta oturabiliyoru, iki büklüm peşinde koşmuyorum  allam diye seviniyodum), araba, kamyon, damperli kamyon, kepçe, traktör, tren, lego, şimşek mc queen oynama şeklinde geçti.... ama çok şekerdi , muhabbet etmek süprizli bir hal aldi...gidip kafeye kendime kahve ona  dondurma söyleyip küçük arkadaşımla vakit geçirebiliyorum... "anne biraz takılalım mı" diyo mesela, küçük yanaklarını öpesim geliyo....

neyse yazın bomba olayı Rüzgarın yüzmesiydi....once tek kolluğa indirdim, sonra bi gün koşup koşup atlarken , "ben kollukları falan çıkarıp bombalama atlıcam" dedi...e iyi dedim ben de ama atlamaz sanıyorum... suyun içindeyim koşarak bana doğru gelirken gördüm bunu...hoop atladı hoop çıktı, minik kopek yavrusu gibi bata çıka takılıyo... bana da anlık bi şok mu geldi artık bilmem tutmadım bunu, soğukkanlı bir insan sayılmam ama yüzermiş gibi geldi... ve bi daha da kolluk takmadık... gülmekten ve heyecandan sürekli su yuta yuta ilk gün iki kulaç, sonar üç, altı, çalıştık çalıktık, Zan geldiğinde süpriz yaptık ....

26 Haziran 2013 Çarşamba

what do u mean


bir ay kadar önceydi..... bu olaylar olmadan once....huzurumuz kaçmadan once diyim  kuguluda rüzgarla oynaşıyoruz......bi grup kreş öğrencisi indi ve ellerinde birbirinden anlamsız pankartlar taşıyarak geçit töreni yaptılar.... bunları ellerine tutuşturan öğretmenler ne kafasını yaşıyodu pek anlam veremesemde gülmekten kırıldım..... en acayibi de resimdekiydi....yani???

düğünlerden hep nefret etmişimdir except this one....

 
 
bir düğün geldi geçti..... gelin hamileydi.... Zan hemen eline elektro gitarı aldı.... ben foto manyağı oldum, pirinç attım heryere .....evet evet kısmı oldu ......siyah beyaza gidince herkesle dans etmek isteyen ve taciz eden (elleyen bildiğin) amcayı kimse kırmak istemiyordu çünkü düğünden birinin amcası dayısı zannediyodu.....gecenin sonunda bütün bekarlar birbirini evine davet ediyodu...... Gül de bu ayakkabıyı giymişti ..... pause.....

yasasın tatil geliyo......plaj geliyo



bu tur plaj günlerine az kaldı....direeeeen

27 Mayıs 2013 Pazartesi

mavi.....


bir gunlugune bile olsa Bodrum çok güzel.....

21 Mayıs 2013 Salı

enjoy the silence...... !!!!!

nası iptal oldu ama dm konseri.....pause...

önce uzun süre kabullenemedik, yok ya dedik, basın açıklaması yok bişey yok, söylentidir dedik o sırada Ankara yolunun sonu olan Akın ve Noranın evine vardığımızda.... bahçede çayımızı yudumlayıp, bu konu üzerine kafa patlatırken Zan kastı hatta biletixi aradı, saat 14.30 itibariyle  "iptal değil" açıklamasını aldı...

yüreklerimize bir su serpti....

gel gör ki bi saat sonra daaaan diye biletix de kendi sayfasında yayınladı ertelendiğini !!!! ve de saçma sapan gerekçeyi....neymiş efenim Bulgaristan sınır kapısından geçememiş tırlar.... zaten konsere 3 saat kala mı geçiyo bunlar sınırdan analamadım ki, bi önceden gelip sahne kurmalar, ne biliim soundcheckler fln olmaz mı ya koscoka dm ..... ayrıca geçmesin tırlar playback yapsınlar bu saatten sonra, akustik de olur onada razıyız biiiiz diye ağıtlardaydık ühüüüüü..... adamlar geldi şimdi kesin kebap yiyolar boğazda dansözler eşliğinde diye dövündük ....

insan bi gün önceden haber verir, çoluğmuzu cocugmuzu ayarlayıp yollara düştük ya salak mısınız????? diye drumumuzu anlatan ve hafiften   "case" havası yaratan bi mail atsam organizasyona, sallarlar mı acaba beni diye düşümdüm bi süre..... 

bu arada çok saçma bissürü yerde İstanbulda avunma partyleri vardı...biletinizle gelen mağdurlara özel ikramlar diye anaoslar feysten....

neyse bizde hiç gocunmadık bi takım arkadaşlarla önce bi yere sonra başka bi yere sonrada başka başka yerlere ertesi günde yine aynı yerlere (nedense.... ve bi gece önceki tiplerde aynı kadro oralardaydı...bir nevi Ankara kafası gibi sanırım) giderek, İstanbulu hiç bilmediğime bi kere daha çok sevindim .... eğlenmeye çıkıyosun mesela çok da eğlenirken ordan yaşlı bir homeless geçiyo, yada çocuk gibi  bi tip bebeğini emzirerek dileniyo gibi manzaralar görüyosun ve ben ciddi anlamada çoooook fena oluyorum yaaaa.... downların downu sçıyorum resmen triplere koşuyorum... etrafa bakıyorum kimse tınmıyo, yok gibi onlar orda o derece alışmışlar mı artık neyse.... mesela Karakoyde  bi yere gittik, böyle booom boooş sokaklar yanlız yürüsem ciddi tırsarım orda, ileride bi kalabalık hafif bi müzik sesi yaklaşıyosun yaklaşıyosun çılgınca eğlence....alla alla bi anda başka bi drum söz konusu.... sokak aynı sokak yanlız bi anda nooldu anlamıyorum görünmez bi kapıdan mı geçtik hocam nooldu....

bi de entel tiplerin "Galatadan sonra tikicanlar Karaköyüde keşfederlerse" adlı kor-kularına şahit oldum ve onları büyük bir meseleyi dinlermiş gibi gözlerimi kısarak dinlerken ve hatta bu konuda yorumlar yaparken bile buldum kendimi... birkaç arkadaşımlada karşılaştım ve demek bi hafta falan da kalsam iyice ortama kaptırıcam kardeş ben kendimi diye Zana drumum hakkında bilgi bile verdim......

daha sonrada Daft Punk'ın son parçası Jamiroquai çakması gibi olmamış mı tartışması gecenin konusuydu diyebilirim (dm konseri iptali dalgalanmaları ve yatışmaları dışında..... ara ara bize bile atak geldi geldi gitti.....)

neyse bissürü gezinti ve de saçmalamalardan sonra bi yere otorduk ki orası Cinahgir miş.... ("taksiye belli etmeee" diye cimcikliceklerdi nerdeyse beni...uzaylı gibi en merkezi yerlerin  bile adını sorduğumda)... daha önce gelmişiz ama hiç hatırlamadığım bir yerde menüde şöyle bişey vardı....
 

 
bu neyse artık.....nası bi besinse..... hem de 19 tl ..... gecenin dördünde bu menuye sardık :)
 
+1
bi gece sonra Joe Satriani konserine giden ve pena bile kapan Zan bu mini İstanbul gezisinden oldukça mutlu döndü, anlattı anlattı konseri.... biz de duygusalız bi nebze heralde, oda Satriani öncesi alt grup olarak çıkan jonny lee turner'ı yaşlı yaşlı görünce biraz asabı bozulmuş... koskoca müzisyen adamın koltuk altları sarkmış dedi  durdu, etkisinde kalmış çok fena :)....

3 Mayıs 2013 Cuma

bu sahneydi işte.....



"Our lives are not our own. We are bound to others, past and present. And by each crime and every kindness, we birth our future."

25 Mart 2013 Pazartesi

segmenlerin yalnız heykeli



uç kadın aslında bunlar pek de yalnız sayılmazlar bu drumda.....

28 Şubat 2013 Perşembe

cevap



Gecenlerde bize 1.5 yaşında bir bebek geldi oynamaya....tip tabi o yaşa özgü olaraktan eline ne gecerse atıyo....oyuncak arabanın tekini kaptığı gibi Rüzginin kafasına attı ....Rüzgar da ona döndü ve

-''ben o hareketi sinirlendiğimde yaparım''....dedi....hehehehe  pause

27 Şubat 2013 Çarşamba

the big Tourist by Nora


yetenekli arkadaşım Nora bana kolye yapmış.....once masamda bi kargo paketi buldum dedim yoksaaaaaa....

sonra  havalı paketi açtım, meraklı Melahat Hanım Refüjle.... veeee "sadece bende olsun ama bundan tamam mı????" dediğim kolyem ellerimde işte :) böyle özel siparişler olabileceği gibi Noranın ellerinede bırakabilirsiniz kendinizi.... sitede daha neler neler var....  look look http://norawashere.blogspot.com/

çoooooooooooooooooook thnx :)



17 Şubat 2013 Pazar

yaza az kaldı neyseki



Gümüşlüğü özledim ...

+1

yazı beklemeden evde kalıplarla dondurma yapımına başladık Rüzgiyle.... suzme yogurt ve meyve karışımı aslinda ... Caktirma:)
 
 
+1
bi de buzlukya meyve ikramı var ....sunum delisi Rüzgi silip supuyuyo....
 

12 Şubat 2013 Salı

mesajınız var



 no comment :)

+1

arabesk ogeler tasıyan yazıya da bu nostalji yakışır : galvanize

10 Şubat 2013 Pazar

filmin konusu

Gecen Zan seslendi " gel gel de filmin konusuna bi bak".....

+1

bu binayı gelip gecerken seviyorum.... güneşli yağmurlu alttan yandan her acıdan bi tuhaf bakıyo bana....tanıdık geliyo.... sanki cok konuşmana gerek olmayan insanlar gibi....uzun zamandır bilinen bir his kaplıyo beni ki bu ilk defa bir bina için oldu... birkac kez de insanda... hatta sanırım sadece bir insanda.... belkide burada yaşıyo şu anda ve ben aslında binaya bakarken ona bakıyorum...saatlerce bakmak istiyorum mesela oturup banka konuşmadan....belkide bu binayı düşününce erkekleri katil, üçüncü (yada birinci) katta oturan hayali polisleri de kokmuş sanıyorum....

8 Şubat 2013 Cuma

uzun süredir resim koyamadığımdan mıdır ( bir arıza oldu heralde, yukleme seysi apse yaptı yada) artık bilinmez blogada uğramaz olmuştum...simdi bi kahve molasında bi giriim de deniim dedim veeeee yüklendi .... o halde bu deneme resiminde ki gizli kamuflajımsı kediyi bulalım.... simdi içimden her ne kadar burayı foto manyağı yapmak gecsede kendimi frenleyip cok önemli! bir konudan bahsedicem yani havadan sudan....yanlız cidden bu havanın güzelliği nedir yarebbim ya... bahar geldi bu havalar başladı ya hoop benim dudağımda uçuk çıktı...
 lokum gibi havaya sevinsemde bunu kucaklarcasına karşılayan ve her sene aynı yerde aynı mevsimde çıkan uçuğuma cok gıcık oluyorum.... yıllar önce odtu de boyle bir baharın görsel şölenini bişeyler içerek kutlarken bi arkdaşımda (saygın) uçuk görüp "aaa ben de daha hayatımda hiç çıkmadı nası bişey" diye sormuş ve  uçuğunu incelemiştim... ama yani ne dokunmuş ne de içkisinden içmiştim... rivayete göre uçuk havadan bile pire misali atlayarak bulaşırmış zaten.... ve akabinde ben de ertesi gün uçuk pörtlemişti ve nası bişey olduğunuda deneyimlemiştim malesef.... yıllar yılları kovalarken uçuğun o dudakta yerleştiğini, bağşıklığın düştümüydü hemen aktive olduğunu anladım...düşününce de biraz tiksinç orda virisümle yaşıyorum... ben de kalıyo artık yani resmen ...ıııyyk... bi git ...

+1
konuşma işini iyice abartan ve sanırım gec konuştuğu içinde hiç ama hiç susmayan Rüzgarın bu ara en favori kelimesi "saçmalama"....
d:istersen bişeyler yiyelim
r:saçmalama (ve sırıtış)

d:uysak mı artık acaba
r:saçmalamaaaaaa (ve sırıtş)

d: giyinelim derim ne dersin
r: saçmalamaaaa

her cevap saçmalamayla başlıyo ve saçma gözüküyo heheheeh...

bi de yaşlı kocakarı komşu teyze gibi her lafı dinlemesine hastayım... mesela aramızda konuşuyoruz Zanla "bu dergiden baydım başka bişey mi alsak".... oran bi ses yükseliyo geriden "bende baydııım".... her lafa maydonoz essek sıpası...

24 Ocak 2013 Perşembe

Acildi :)

Kuglu park nefis olmus. Bozarlar mi acaba diye odumuz patliyodu , havuz cocuk oyun alani yer dosemeleri, su oyunlar fln harika olmus. Dun hava superken iyiki giymisiz:)

9 Ocak 2013 Çarşamba

İste bizde kedi evimizi yaptik

Hep insanlara ev tasarlicak degiliz ya:)

25 Aralık 2012 Salı

3 Aralık 2012 Pazartesi

Bu cuma siyah beyaz sanat galerisinde

Bedri Baykam resim sergisi acilisi var .... Ankara duyuru panosu .... +1 ilk baslarda bana hic benzemeyip bavasini klonladigimiz hissini her firsatta bize yasatan oglumuz ilginc bir donusumle bana benzemeye baskadi :) uyurken gozler ayni diyo Zan

14 Kasım 2012 Çarşamba

açıldııııı

Depeche Mode BİLETLERİ BİLETİXDE SATIŞA AÇILDI..... telaş yaşanıyor şu an ofisteeee

13 Kasım 2012 Salı

Bulut Atlası o yeaaahhh

filme bayıldım.... Matrix kadar delirmesemde, bi tadı vardı, düşündürdü, tüketim toplumuna, köleliğe, insanlık hırsına vs vs vurdurdu, dokundurdu....

filmdeyken bi kaç şey düşündüm...... ne şanslı bir kuşaktık ki "Matrix"i sinemada izledik, felsefesine daldık doyamadık gittik bi kaç kez daha izledik.......ikincisi Larry'den Lana ya dönünce Wachowski BROTHER'a, wachowski brother and sister mi diyecekler ..... bir diğer merakımı cezbeden konu da Lana, filmi çektikleri diğer yönetmen Tom Tykwer ile çıkmaya yada yazışmaya mı başladı acaba da tipi aynı "Run Lola Run" daki Lolaya tıpkısının aynısı benzer drumda..... (harırlamayanlar  için Tom Tykwer meşhur Run Lola Run'ın Yönetmeni bununla ünlenmiş, bununla bilinir...)....

Natali Portman hamile olduğu için filmde oynayamayınca üzüldü mü acaba, yoksa siyah kuğuyla aldım osacarımı bebeğime bakarım altını değiştirir pişik kremini sürerim ohhh ne güzel evimde otururum mi demiştir acaba.......çok hırslı bi kadın olduğu için ve de "V for Vandetta" nın çekimleri boyunca "Cloud Atlası" okurken o zaman hala birader olan Wachowskilere kitabı ballandıra ballandıra anlatıp akıllarına sokmuş, baştan beride gözü japon kızın rolunde olduğundan çok gıcık olmuş da olabilir mi acaba ....  gibi gibi....uzaaar gider....

2 Kasım 2012 Cuma

instagood-instamood in bodrum


bir instagram ve efect manyaklıgı.......

26 Eylül 2012 Çarşamba

Antonio Banderas parça yapmış

Gecenlerde (gecenlerde dediğim taaa temmuz ayında) Zan, Gumusluk Klubun barında dururken bi tip gelmiş, barmene "Antonio Banderas çalar mısın abi?" demiş ....... Barmende (dikkat dj değil) tabi çalarım demiş..... tip de gitmiş.... çifteli Pause.... artık herkes ne kafadaysa diyalok baya bi sağlıklı gerçekleşmiş....

+1

festival kanalında microcosmos vardı Ruzgar'da bocekleeer diye hipnoz olup izlemeye başladı....şimdi sürekli böcek filmini istiyo, acil bi microcosmos dvd si edinmem lazım....yanlız yıllar sonra izledim nası manyak bi kafa, nası bi lezzet, bi dünya.... bayılıyoruz bu ara böceklere....



25 Eylül 2012 Salı

SERGİİİİİİİ

SİYAH BEYAZ'DA BU CUMA (28İ) TUĞBERKİN SERGİSİ VAR.....DETAY İÇİN AYNEN COPY PASTE YAPIORM.....

Siyah Beyaz Sanat Galerisi bu yıl sezonunu çok genç bir heykeltraşla açıyor. “Tobe Nuts” isimli sergi Tuğberk Selçuk’un ilk kişisel sergisi.


Sanatçının yaratım süreci takıntılarla başlıyor. Sıkıntı ve rahatsızlığın üretkenliği tetiklediğine inanan sanatçı, içsel takıntıları, bu süreci ve durumun varoluş üzerindeki etkilerini üç boyuta taşıyarak ortaya çıkarmanın, kendini ifade etmenin bir yolu olduğunu düşünüyor. Bu aşamadan sonra ise aklındaki resmi kağıda aktarma ve üretim süreci başlamış oluyor. Tuğberk...Selçuk üretme arzusunun bu yaratım sürecindeki huzursuzluktan beslendiğini vurguluyor.


Tuğberk Selçuk’un heykelleri kelimelerle hakim olunamayan ruhsal sureçleri; farklı malzeme, derinlik, gölge ve hacimler yaratarak izleyiciye aktarıyor.

“Tobe Nuts” isimli Tuğberk Selçuk’un ilk kişisel sergisi 28 eylül – 17 ekim tarihleri arasında Siyah Beyaz Sanat Galerisinde gezilebilir.

9 Eylül 2012 Pazar

yaz devam ediyor gibi

Sanırım geri dönebildim....


Önceleri passwordumu hatırlayamamanın ağarlığı ve sorumsuzluğu beni biraz üşendirdi....

Sonra yukarıdaki cümleyi tam 8 kez yazarak ve anlamını yiterecek safhaya gelene kadar internetin üst üste gitmesi içimdeki hevesi iyice bir geri püskürttü....en sonunda worde yazıp copy paste yapmaya karar verdim.... yazacak çok şey olması ama hepsinin hem çok önemli oluşu aynı anda üzerinde düşünüce çok da bişey ifade etmemesi gibi çelişkiler yine yakama yapıştı.... uzun süre ara verince insanı saran bu drum vahamiyetini korurken parmaklarım sanki açılmaya ekranın içinde eskisi gibi kaybolmaya etraf görünmez olmaya başladı.... internetten de korkum kalmamıştı nasılsa worddeydim her zaman takıldığım blogspot sayfasının menusunde değil.... o vesileyle içimi bir garantideyim duygusu kapladı.... doyasıya saçmalamak istiyordum, dörtnala pervasızca kelimelerle oynamak.... ama olmadı.... dışarısı hala yaz gibi ya....pencereye bakınca hemen dışarı çıkmak isteği beni yakaladı.... o nedenle I’m gonna go my way.....

4 Haziran 2012 Pazartesi

Bıdı-Bıdı Bada Bada nın yazısını görünce hatırladım "İçinde Yaşadığım Deri" yi..... gecenlerde evde filmsizlikten aylar önce aldığımız bu parçayı dvd playere taktık.... Antonio Abimize duyduğum antipati filme önyargıyla yaklaşmamı sağlasada Almodovar isminin sıcaklığı birbirini cancel etti...... bir sıradanlıkla izlediğimiz film yavaş yavaş merak uyandırmaya sonuyla da bizi şoka sokmayı başardı....(bi de kadın çok güzel yoga yapıyodu canım çekti resmen).....


Jou Jou nun anlattığına göre asıl filmin kitabı varmış.... (ve de uyarlamada boşluklar gözleniyormuş, bilemicem ben okumadım)... ama bildiğim bişey varsa o da kitap sonrası izlenilen filmin mutlak hayal kırıklığı izleri taşıdığı.... en son Açlık oyunlarının (kitaptan bir ara övgülerle bahsetmiştim burda) sinemada filmine gittim ve kitabını okumasam hiçbirşey ifade etmeyeceğini anladım... berbattı resmen.......






+1
Dost Kitapevine gitmeyeli yıl olmuştu heralde.... kitap işini (ve alt açma) tunalı D&R dan çözer olduk uzunca bir süredir.... neyse Dost Kitapevine girince lise yıllarıma bir flashback yapar gibi oldum, bi tuhaf oldum.... geri kendime geldiğimde raflarda  bu seriyi buldum.... çeşitli yazarlardan ince uzun ham kağıda baskı kitaplar.... hoş...


8 Mayıs 2012 Salı

up dedesi


Facebookta gördüm bu fotoyu..... Rüzgarın sürekli izlerken dedeeee dediği bu amcayı görse kesin şok geçirir :))).......

+1



bi de arada bu İngilizce öğretmenini merak ediyorum...
nerelerde acaba şimdi kendisi,
fularını hala takmakta mı,
saçları hala böyle tapon mu,
tavşanlara düşkün mü .....

7 Mayıs 2012 Pazartesi

sit sit sit



Refüjle buna......




Rüzgar ve Kuzeylede buna oturcam