eeeee anne olduk neler değişti .... aslında hiçbişey değişmedi ama bir yandan da hiçbirşey eskisi gibi değil ..... bir şey değişmedi diyorum çünkü herkes çok abartmıştı "eski düzeniniz kalmıcak, hayatınız alt üst olcak, dışarı çıkamıcaksınız .... bla bla" .... walla gayet bebeği de alıp her yere kedi enciği gibi taşıyoruz .... bu soğukta hem de .... alıştırmak lazım ...Amsterdamdakiler alıştırmış, biz kat kat giyinip o soğukta zaatturcemp geçirirken, bisikletin önünde küçücük bebekler farıl farıl dolaşmaktaydı mesela ....
evet aynı zamanda da herşeye bakış açım değişti .... bütün sistem yeniden yapılandı, eridi, tekrar belirdi .... aynada gördüklerim ben değil miydi?
ana başlıklar altında review:
decaf: orta sondan beri obsesyon bir şekilde bağımlısı olduğum ve her sabah kalkar kalkmaz ilk yaptığım iş olan kahve koymak tahtını kafeinsiz kahveye bırakarak ve bazende rezene çayına terk ederek sürmekte .... bu arada kafeinsiz kahve de gayet süper, bunca yol boşa bünyeye kafein bombardımanı ... yazık ....
rezena çayına gelince biraz tadı saçma olmakla birlikte, eh işte içiyoruz sabah akşam öğlen öğledensonra gece .... zira kendisi süt yapmakta ve de zayıflatmakta .... en öenmlisi de bebeğin gazını almakta .... incelediğim bütün bebek gaz şuruplarının içeriğinde rezene vardı.... ben de dedim bissürü rezene içersem deli gibi, sütten bebeğe de geçer dedim, bebeğin gazını alır dedim ve de sanırım işe yaradı gaz maz nanay bizde (maşallah diyin etrafımdan duyduğum kadarıyla herkesin başı gazla dertte) ....

beden: işte en sinir bozucusu .... geçen bi alışverişe çıkiim dedim ... alışmışım herşeyin smallına bakmaya, aldım girdim kabine tabi herşey korse gibi, zıpçık gibi .... yürü doğruuuu büyük beden almaya ... neyse bayaaa bi ilerleme kaydetsem de kilo meselesinde eskisi gibi değil sonuçta.... bi de azıcık göbeğim var hala .... bana azıcık geliyo o doğumdan önceki kocaaaa göbeğimden sonra .... yalnız hala büyük olsa gerek ki gecenlerde kuafördeyim, yandaki kadın "aaaa saç kestiriyosunuz ama hamileyken kestirtmeyin" dedi .... pause ....
yok dedim hamile değilim, bozularaktan ..... "ha ben sizi hamile sandım, sezeryan heralde" cevap beklemeden devam etti, " normal doğumu yapacaksın, sonra da karnını bezle sıkıca saracaksın, ohhhh, miss" .... deli mi ne bakışı fırlattım aynadan, sanki ben sezeryan meraklısıyım, ölüyorum sezeryan diye, öyle icap etti heralde .... bazılarının dilini o kuafördeki maşayla bukle bukle sarıcan, öyleee lüle lüle konuşucak içeriden ... cevap vermedim tabi ama bozuldum çok fena ... spora da gidemiyorum napiim napiim derken, pilates falan dvd'si aliim bari bebekle yaparım gibi bir çözüme yöneldim .... neyse zaten yoga cd im vardı ona devam ederken yeni aldığım pilatesi de koydum .... birinci ikinci hareket ok .... dört, beş, iyi gibi ... arkadaş dvd ilerledikçe hareketler pskopatlaşmaya başladı, nası ama böyle, cimnastik takımındakiler yapabilir heralde ancak bunları .... yuh dedim, hayır az çok yıllardır yoga yapıyoruz, sporla uğraşıyoruz kendimizce, ama yani o ne öyle ya, millet yapamasın diye dvd mi doldurulur ... neyse dvd nin şöyle bir güzelliği oldu, hareketleri yaptıran adam konuşur konuşmaz Alaz uyumaya başlıyo .... hipnotize eder gibi bi sardırıyo adam......"öne arkaya, yana, bir kiiiii, devam, nefes ver, al, bırak, tut .... cart curt", ....böyle böyle yaparken bizimkinin gözler kapanmaya başlıyo :)....
tv: pek televizyonla arası olan bir insan değildim .... şimdi resmen bütünleştim, tüm gün evde olunca, diziler miziler gırla .... en çok da gece süt verme seanslarında haftanın 3 günü beni kurtaran Okan Bayülgene minnettarım .....
çarşambaları "flashforward" yardırıyo resmen .... baş roldeki Doğuş (Ege Doğuşa benzetmiş çok güldüm), diziye yeni giren Lostun Çerlisi, kuantumlar, kurgular, tebrik etmek istiyorum diziyi buradan
gel gelelim A"şkı Memnuni" ye (bizide yardımcı bi ablamız vardı Gürcü, herşeyim sonuna "i" ve "s" koyarak konuşurdu .... bu diziyede böyle diyodu :) .... o nası saçma bir dizidir yarabbi, her izleyişimde gülmekten ölüyoruz Zanla .... öncelikle dizinin olmazsa olmazları bakışlar .... kahvaltıya iniyolar mesela, sabah sabah herkes düğüne gider gibi giyinerekten ve de saçlar yapılı, full makyaj (evin bi odasında bizim görmediğimiz gizli bi odada bi kuaför yaşıyo herlade Jane Eyre gibi, sabah kalkıp bütün odaları gezip saç makyaj yapıyo ev ahalisine) neyse kahvaltıda biri bi şey demeye görsün, alaaaaah... başlıyo bakış faslı 20 dakka ... sırayla Behlül Bihtere, o annesine, Nebahat manalı manalı ve de gıcık bir edayla Adnana, o hiç bişeyden habersiz bahtsız bahtsız bi ifadeyle halaya .... hala tekrar Behlüle, hop o sırada herkes bi şey söyleyen Nihale, sonra geri baştan sırayla Bihter Behlüle, böyleeee bi hayat yani .... bi doğru dürüst konuşun ya allah aşkına, normal insanlar gibi ..... arkada hep aynı ritm ve de tansyonda müzik devam etmekte ....matmazel şaşkın gibi hafiften, Nihal yeni ergen triğlerinde, falan falan .uzatmiim.... yönetmen bence ciddi anlamda kafayı yemiş, diziyi nasıl uzatacağını bilemiyor çok fena bakışlarla bozmuş, bilemiyorum nereye kadar ??? ...
bu arada ben konuyada çok fena gıcık oluyorum ... nası bi rezilliktir ya bu aynı evde ... ben mi tutucuyum yoksa kimse farkında değil mi ? .....çok adice bi olaylar zinciri gayet "prime time" da ailecek millete izletiliyo .... git Bihter ayrıl kocandan adam akıllı, çok aşıksan Behlüle .... sen de ayrıl evden Behlül, mertsen, git maslakta bi daire tut ... flat inin duvarına as Eyfel kulesi resmini, evde yaşayın aşkınızı güzel güzel .... zaten Bihter "Nihal aşkıyla" iyice darkside'a geçti bakalım bu işin sonu fena gibi ....


bir diğer mesele herkes Kıvanç Tatlıtuğ'a yakışıklı diyip duruyo anlamıyorum ... tamam Turk standartları enstitüsüne göre fena değil ama git Amsterdama..... havalanı hademesinden, tramvay muavinine kadar herkes kıvanç tatlı .... bi numara yok yani bence .... hele geçen bölümde Bihterin flasback"inde eski kısa saçlı halini gösterdiler, resmen saçlar ağlıyo ....bi de oynadığı bi şampuan reklamı var, hayali topla basket oynuyomuş da saçları savruluyomuş gibi yaptığı, o işte bomba ...hahahaha .... neyse yinede hoş, abartılacak kadar değil ama yani ....
saatler: sabahın 6 sını 5 ini daha önceki hayatımda uykuda geçiren ben neler kaçırdığımı şimdi bebek olunca anlıyorum ... güneşim doğuşunu bundan sonra hiç kaçırmam kararı aldım ....
başka neler değişti, ara ara yazacağım ..... operler