Gecen gun soyle bir hashtag gordum instagramda; #eylulayindaneogrendim.
Insanlar altina iste eylul ayi boyunca neler yaptiklarini falan yaziyorlar. Guzel bir tag. Ben de durdum dusundum ve farkettim ki ben Eylul ayinda kendime deger vermeyi ogrendim. Ben Eylul ayinda yillar sonra ilk kez sevdigim seylere daha fazla onem vermeyi ogrendim. Ya da soyle diyeyim ogrenmeye basladim...
Ingiltere'ye geldikten sonra siddetle bir sey hissetmeye basladim; sevdigim, keyif aldigim pek cok seyi cok derinlere gommusum gecmis yillarda. Kendimi tamamen birakmisim bir kenara. Bazi seyleri yurutebilmek icin, sevdigim seyleri ozlesem de yerlerini baska seylerle doldurmaya calismisim. Kimse istememis bunu benden ama ben boyle yapmisim. Hayattan keyif almadim o halde demiyorum, aldim elbette. Ama simdi daha iyi anliyorum ki beni ben yapan bazi seyleri yok saymisim o zamanlarda.
Bu 30 lu yaslar cok garip. Insan 20lerdeki gibi onumde uzun yillar var diye dusunemiyor artik. Daha bir yoluna girsin hersey istiyor. Duzeni otursun aklindaki soru isaretleri azalsin istiyor. Gerci ben hep boyle hissederdim ama 20lerin verdigi heyecanla bunlari gozardi edebiliyordum galiba. Simdi edemiyorum.
Eylul ayinda bunlari gozardi edemedigimi daha cok farkettim. Hayatta beni uzen seyler daha bir netlestiler gozumde. Onlarin beni ne kadar uzdugunu, ne kadar cok strese soktugunu daha net gorur oldum. Garip bir his. Aydinlanma gibi ama bir yandan da etrafi karartan bir sey aslinda. Sustuklarimi daha net ifade edebilir oldum Eylul ayinda.
Ve yillar sonra ilk kez, sanirim is yerindeki degisimlerin ve etrafimizda yasadigimiz hastaliklarin ve kayiplarin da etkisiyle, kendime, sevdigim seylere yeniden deger vermeye basladim. Yapmak istediklerimin cok da abarti seyler olmadigini ve bunlari yapmak istememin beni kotu bir insan yapmadigini kabul ettim. Oyle kuantumcular gibi ay zaten ben de soyleyim boyleyim tibinde degilim elbette. Allah korusun! Ama ilk defa Gulcin'in de istediklerini yasama hakki oldugunu siddetle hissetmeye basaldim. Garip.
Kotu bir hayatim yok benim. Cok sukur guzel bir hayatim var. Ama herkes gibi yasadigim zorluklar da var. Kimine gore cok gereksiz buyutulmus seyler gibi gorunebilir ama onlar benim zorluklarim. Gecenlerde Blogcu Anne, Elif bir yazi yazmisti. Aslinda cocuklarla ilgili bir yaziydi ama bugun bunlari yazarken aklima bir kismi geldi. Diyordu ki...
Çocukken beni en inciten sözlerden biriydi: Kedi poposunu görmüş, yara zannetmiş.
Teyzem söylerdi çok. Ne zaman canımız acısa, örneğin düşsek, dizimizi sıyırsak, ağlamaya başlasak böyle derdi: ”Aman canım sen de! Ağlanacak şey mi bu? Kedi poposunu görmüş, yara zannetmiş!”
Teyzem söylerdi çok. Ne zaman canımız acısa, örneğin düşsek, dizimizi sıyırsak, ağlamaya başlasak böyle derdi: ”Aman canım sen de! Ağlanacak şey mi bu? Kedi poposunu görmüş, yara zannetmiş!”
Çok incinirdim, ama o zamanlar incindiğimi dile getiremezdim. Şimdiki aklım olsa şöyle derdim:
Bir kere o benim yaram! Küçük de olsa yara! Canım acıdı, ama az, ama çok… BENİM canım acıdı… Seninki acıdı mı? Hayır! Sen mi düştün? Hayır! Ben düştüm ve canım acıdı… Ağlıyorsam bir sebebi var!
Tam da boyle iste. O zorluklar benim zorluklarim. Benim canimi acitiyorlar ya da vaktinde cok acittilar. Uzuluyorsam bir sebebi var.
Siz de biliyorsunuz hayata hep olumlu tarafindan bakmaya calisiyorum. Herseyde olumlu bir yan gormeye calisiyorum. Hep boyle yaptim. Ama ozellikle bazi durumlarda, olumsuzluklari ortbas etmenin iyi bir sey olmadigini ben Eylul ayinda daha iyi anladim. Zira gozardi ettiginiz seyler kendi kendilerine cozulmuyorlar. Caninizi acitan sorunlarsa o gozardi ettikleriniz, siz onlari yok saydiginizi dusunurken bilakis onlar daha da yerlesiyorlar yureginize ve hatta takinti haline geliyorlar. Ama iste onlar da benim takintilarim cunku onlara sebep olan seyler zamaninda benim canimi acittilar.
Eylul ayinda bunlari anladim. Ama bunlari anlamak garip bir sey. Rahatlatmiyor insani. Cunku yok sayamaz hale geliyorsun bazi seyleri. O gune kadar yok saydigin hersey bir anda gozunun onune seriliveriyor. Hani evi supururken bazen yataklari cekersin ve altinda les gibi bir manzarayla karsilasirsin ya. Onun gibi. Halbuki gorunen yerleri tertemizdir senin evinin. O yatagin altiysa bildigin les gibi...
Bunlari anlamak garip bir sey. Hakikaten rahatlatmiyor insani. Cunku yok sayamadigin sorunlarini cozmek istiyorsun artik. O canini acitan seyler her neyse cozulsun bitsin istiyorsun.. Ve size bir sey soyleyeyim mi bu hic de kolay degil.
Bunlari anlamak garip bir sey. Hakikaten rahatlatmiyor insani. Cunku yok sayamadigin sorunlarini cozmek istiyorsun artik. O canini acitan seyler her neyse cozulsun bitsin istiyorsun.. Ve size bir sey soyleyeyim mi bu hic de kolay degil.
Oyle bir hale geldim ben bu eylulde iste. Bir yandan kendimi cok guclu hissettigim bir yandan ben bunlarla nasil basa cikacagim dedigim bir hal. Ikircikli bir durum. Karmakarisik bir dugum... Ama deneyecegim. Madem ciktim bir yola bu yolda ilerleyecegim. Madem cektim o yatagi ve gordum altindaki tozlari yavas yavas temizleyecegim. Iste ben bu eylul ayinda bunu ogrendim.