31 Ocak 2018 Çarşamba

Okudum: Kuyucakli Yusuf

Uzun zamandir duzgunce kitap okuyamiyordum. Kafamda bin tilki dolastigindan bir turlu kafami bosaltip da kitap okumayi basaramiyordum. Tabi sosyal medyanin da etkisi buyuk. Gercekten beni cok etkiliyor. Ayip ama saklayamayacagim bazen elimden telefonu birakamiyorum. Cok fena!

Biraz da bu hale son vermek icin kitap okumak istedim. Hem de cok. Ve sonunda basardim.

Ben okuyamaz olunca once kopuk kitaplar seciyorum kendime. Dusunmemi gerektirmeyecek. Oyle dizi izler gibi okuyabilecegim kitaplar. Yine oyle yaptim. Annem giderken kitabini birakmis bizde, Debbi Maccomber Deniz Feneri Yolu. Ben de onu okudum.  Su an sorsaniz pek bir sey hatirlamiyorum ki sadece 2 hafta oldu okuyali. Ama benim icin amacina ulasti. O kitapla birlikte yeniden okuyabilir halime dondum. Oh! bir tedavi yontemi olarak kopuk kitap okumak diyebiliriz buna. Iyi geldi.

Sonra kutuphanemizin karsisina gectim ve elim bir Sabahattin Ali kitabina gitti: Kuyucakli Yusuf. Daha ilk sayfalardan evet dedim iyi yazilmis kitabin hali bir baska.

Sabahattin Ali okumayi cok seviyorum ben. Sade ama cok etkili geliyor bana onun kitaplari. Yine oyleydi. 

Kucuk yaslarda yetim ve oksuz kalan Yusuf'un hikayesi.

Cok guzeldi. Buyuk bir keyifle okudum. Hatta gecen aksam eve donerken kitaba oyle dalmisim ki otobus duragini kacirmisim. Ah bir de gecen Cumartesi gunuydu. Gymboree'den eve donduk. Deniz illa kucagimda uyumak istedi. Hatta o oyle kucagimda uyurken ben de biraz dalmisin. Sonra ben uyandim ama Deniz kucagimdan inmek istemedi uyanmadi da. Ben de kitabimi aldim elime. Kizim kuc gibi nefes alip, mis gibi kucagimda uyurken ben de kitabimi okudum. Harika bir andi...



Yani diyecegim o ki... Bazi yazarlar insani hic yaniltmiyor. Sabahattin Ali benim icin oyle. Okuyup da begenmedigim bir kiitabi olmadi daha. Kuyucakli Yusuf da cok begendigim bir itap oldu. 

Ileride belki donup bakarim diye aklimda kalan cumleler de soyle oldu...

"Varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette değildi; fakat yokluğu müthişti."
''O gelmez artık!'' dedi. ''Nereden biliyorsun?'' dedim. ''Gidişinden belliydi!'' dedi.
Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye adar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var!
Islak ellerini yüzünde dolaştırdı. Kirpiklerinden yanaklarına yağmur suları süzülüyordu. Yaptığı hareketler ona hiçbir yere bağlı olmadığının şuurunu verdi. Hatta yavaş yavaş etrafından ne kadar ayrı olduğunu, ne kadar uzak olduğunu hissetmeye başladı. Bir an içinde deminkinin tamamiyle aksi olan bir yalnızlık duygusuyla sarsıldı. Etrafına baktığı zaman ağaçların, bulutların, derenin kendisinden hızla uzaklaştığını sezer gibi oldu. Kasabanın bazı evlerinin pencerelerini aydınlatan hafif ve sarı bir ışık, Yusuf’un ıslak gözlerinde yıldızlanıyor ve dalgalı bir su üzerine bırakılmış gibi oynuyordu. İki eliyle arkasındaki ağacın kabuklarına sarıldı. Parmakları soğuk yarıkların arasına girdi. Elini hemen geri çekti ve göğsüne götürdü. Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi, yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti. Aman Yarabbi, ne kadar yalnızdı…”


Bu yukariya ekledigim son paragrafi yazabilmek nasil bir yetenektir. "Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi, yarıklar bulunduğunu sandı"... Bu nasil guzel bir cumledir. 

Iste cogu sayfada boyle dusundum bu kitabi okurken. 

Size bir seyi bir kez daha soyleyecegim. Iyi yazilmis kitap diye bir sey var. Hem de oyle var ki anlatamam. Iste oyle iyi yazilmis kitaplar insanin icine isliyorlar. Kuyucakli Yusuf benim icime isledi....

23 Ocak 2018 Salı

Ya ne guzeldi benim dogum iznim!

Aklimda yazacak cok sey var. Ama bugun sadece ya ne guzeldi benim dogum iznim yazmak istiyorum!

Google bana her gun eski fotograflari gosteriyor. Bir nevi timehop ama iste gectigimiz yillarda o gun cektigim butun fotograflari gosteriyor. ve ben buna bayiliyorum!

Tabi ki gecen yil cekilen fotograflarin cogu Deniz. Cok garip. Fotograflara bakarken resmen o gunu hatirliyorum. Denizle parkta yuruyusumuzu, kitap okuyusumu, kahve aldigimi vs. hep hep hatirliyorum. Sadece bir yil gectigi icin mi boyle yoksa hep hatirlayacak miyim acaba? Umarim hep hatirlarim cunku bu hisse bayiliyorum!

Deniz minnacik fotograflarda. Bakiyorum o gulen yuzune, tombik kollarina bakiyorum. Hep ayni dusunce acaba yeterince yedim mi ben bu minnosu? Acaba yeterince optum mu? Mesela o bilek bogumlarini yeterince isirdim mi? Yeterince ne kadar acaba? Ne kadar opersem, seversem, mincirirsam mincirayim hic yeterince olacak miydi acaba?

Olmayacakti biliyorum. Yeterince hic olmayacakti. Olmasin zaten. Guzelligi biraz da burada doyamamakta.

Ben gercekten cok uzun ve guzel bir dogum izni gecirdim. Biliyorsunuz. Ama doydum mu dogum iznime? Tabi ki hayir! izne doyulur mu be :) Onun da guzelligi iste biraz orada. Doyamamakta. Simdi her gun o fotograflarla donuyorum dogum iznime. 

Ozan ben deniz kahvalti edisimizi hatirliyorum. 
Denizin babil babillarini hatirliyorum. 
Bir donem salyadan hep ustunun islanmasini ama asla onluk takmayi kabul etmemsini hatirliyorum :)
Kizimla yaptigimiz uzun yuruyusleri hatirliyorum. 
Her gun yilmadan soguk sicak demeden kizimi alip sokaga cikislarimizi, her gun ayni sokaklari yurusek de yeni seyler gormemizi hatirliyorum.
Denizi arabasinda uyutup kafelerde kitap okuyup kek yemelerimi hatirliyorum. 
Denizin aniden uyanislarini yollarda yeniden uyusun diye arabayi ha gayret sallamalarimi hatirliyorum. :)
Bazen durdugum anda uyanislarini o yuzden sogukta saatlerce yurumelerimi hatirliyorum :)

3 kisilik rutinimizi hatirliyorum. 
Ozanin bize yemek hazirlayisini, iki arada bir derede bolsattigimiz makinalari, o arada denizi oyalamalarimizi hatirliyorum.
Aksamlari Denizi uyutup film izleyecegiz diye bir heves Tv karsisina gecmemizi, benim filmin 5. dakikasinda gozlerimin kapanmaya baslamasini hatirliyorum :)
Ozanin film izlerken habire uyudun mu diye beni kontrol edislerini hatirliyorum :)  
Cogunlukla filmleri hic bitirememei, bu yuzden film degil dizi izlemeye baslamamizi hatirliyorum :)

Es kaza deniz gunduz birazcik uzun uyursa hemen yemek yapmami ve bunu baya buyuk bir basariymis gibi kutlamalarimizi hatirliyorum :)
Denizin alt degistirme masasinda uyuyakalmasini, o doner moner diye yerde oturup uyanmasini beklemelerimi hatirliyorum.
O arada blog yazislarimi, denizin nefes alis veris  sesini, o huzuru hatirliyorum.

Sabah kalkar kalmaz bir telas ustumu degistirip sokaga cikmaya hazir hale gelmemi, yoksa hem kendim giyinip he denizi hazirlayip asala sokaga cikmaya - yeniden emme ya da alt degistirme saati gelmeden- yetisemememi hatirliyorum :)
Denizi parka goturup agaclarin altinda arabasinin ustunu acmami, onun dakikalarca yapraklara butyulenmis gibi bakmasini hatirliyorum.
O yapraklari izlerken benim onun izlememi, suratinin her halini, gulusunu, sasirmasini hatirliyorum. 
Cocuklar parkta oynarken Denize onlari anlatisimi, yandan hafif bana gulmesini hatirliyorum.

Bazen yatak odasinda uzanip, bazen koltukta ayaklarimi uzatip Deniz'i gogsume yatirmami o uyurken oyle kitap okumami, dizi izlememi, Master Chef ya da Apprentice izlememi hatirliyorum.
Cok yavasca, fazla kipirdamadan yanima aldigim muzu, cevizi yemeye calismami, aman uyanmasin diye ayni pozisyonda durmaktan sirtimin uyusmasini hatirliyorum.
O oyle uyurken ne zaman bir yudum su icsem uyanmasini hatirliyorum :)

Ilk ellerini kesfettigi gunu, dilini habire disari cikarmasini, oyun halisinda oyuncagina ilk uzanabildigi gun gulusunu hatirliyorum.
Babasinin anlattigi masallari dinleyisini, her aksam ozanin uyumadan yetismek icin kosa kosa eve gelisini, ve ikisinin oynamalarini izlemeyi ne kadar sevdigimi hatirliyorum. 

Ilk asisini, ilk atesini, alerjiden ya da refluden kusmalarini o minnacik halini hatirliyorum.
Ozanla ilk ates nobetimizi, kirilacakmis gibi onu ellemeye korktugumuz gunleri, iki basimiza yaptirdigimiz ilk banyosunu hatirliyorum.
Ozanin kucaginda deniz pilates topunda ziplamasini, her gun onun icin uydurdugu yeni sarkilai hatirliyorum. 

Denizle gittigimiz oyunlari, kutuphaneleri, kutuphanede kitaplara saskin bakisini hatirliyorum.
Baska cocuklar yokmus gibi davranmasini, ama bazen de ellerindeki oyuncagi kapmak icin verdigi cabayi hatirliyorum. 

Sacina taktigim ilk tokayi, ilk elbise giyisini, ilk ayakkabilarini hatirliyorum.
Her disari cikisimizda mont giydi diye kiyanet koparisini, her alti acildiginda agiz dolu gulmesini hatirliyorum :)

Disarda yuruken uyuyacak oldumu gozlerini bir sekilde beresiyle kapatmasini, oyalansin diye arabasina astigimiz oyuncagin muzigini hatirliyorum.  
Arabasinin yonunu degistirip ilk kez disa cevirdigimizde yasadigi saskinligini, etraftaki insanlara gulusunu dikkat cekmek icin yaptiklarini hatirliyorum.

Minnacik vucuduna yaptigimiz masajlari, gogsune elimi koydugumda hiseetigim pit pit kalp atisini hatirliyorum. 
Kafasina egilip defalarca opmemi, ensesinin kokusunu icime cekisimi hatirliyorum. 

Ve yeterince optum mu onu diye dusunuyorum, yeterince kokladim mi, o kollarinin bogumlarini yeterince isirdim mi?

Yaptim yaptim ama yeter mi ki diyorum. yetmez. Iyi ki yetmiyor ki gidip gidip kizimi daha cok opebiliyorum. ne mutlu saglikli bir bebegim var ki her gun onunla hayatimiza yeni bir ani ekliyorum. Bunlari her hatirladigimda sukrediyorum hem de cok .

Ve her seferinde ayni seyi dusunuyorum ya ne guzeldi benim dogum iznim!
:)

15 Ocak 2018 Pazartesi

Tah at accc! (3)

Deniz yeni kelimeler ogreniyor. Veakin ben son Denizle sohbetler yazisini yazdigimdan beri kelimelerden cok isaret dilini ilerletti. Bence daha uzun sure konusmaz. Ihtiyaci yok cunku. Cocuk resmen isret dili ile anlasiyor :)

****
Top diyorum ellerini top tutuyormus gibi yapiyor.
Penguen, tavsan, aslan, falan biliyorsunuz zaten. Aralarina geyik katildi yeni yil donemi. Geyik diyince elleriyle boynuz yapiyor kafasina :)
Kucaga alinmak isteyince iki elini birlestirip yukari dogru uzatiyor. O birlestirme niyeyse :)
Araba resmi gordugunde yerde araba suruyormus gibi yapiyor.
Yoldan otobus gecerse burnunu tutuyor :)
Ballarin nerde deniz diyorum gidisini tutuyor :)
Bir de bu hafta sonu totosunu gostermeyi ogrettim. Gordugunuz uzere annesi olarak cok faydali seyler ogretiyorum cocuguma!
*****

Birden fazla dile maruz kalan bebekler genelde gec konusurlarmis. Deniz de krese baslayip ikinci dile maruz kalmaya basladigindan beri hakikaten dil konusunda biraz durakladi. Normal. Biz Denizle konusmaya devam ediyoruz :) Zaten kendisi de gecen gun instagrama ekledigim videodaki gibi hic susmuyor :) Denizce anlatiyor cocugum derdini :)

****
Videoda babis diye bagiriyordu.
Evde emmele diyor mesela neyse :) ne bilmiyoruz caktirmayin!
Favorisi Cebic! Gunde kac kere cebic diyor sayamiyorum. Bir de degisik tonlamalarla soyluyor. Sanirim farkli heyecan seviyeleri var Cebic kelimesinin :)
Denizce zor bir dil ogrenmeye calisiyorum ama zorlaniyorum iste :)

********
Yeri gelmisken bunu yazayim. Denizin resim ve videolarini instagramda bloguma gore daha fazla paylasiyorum. Cunku orada hesabim kilitli. Blogum internet aramalarina falan kapali ama yine de acik bir blog. zaman zaman kilitli yapmayi dusunuyorum ama o zaman su anda izleyenler izleyemez hale geliyor. Falan filan. O yuzden simdilik video ve resimleri daha cok instagramda. 

Konumuza donersek bir de tek heceli konusuyordu hatirlarsaniz. O da devam ediyor :)

**
Kahvaltida ne yemek istersin Deniz?
Te (tereyagi)
Baska?
Ba (bal)
Baska?
Emmek (ekmek - yeri geldiginde emme istegini de ayni sozcukle anlatiyor. Cocuk iste ekmek, sut ne varsa verin de besleyin beni diyor :))
********

Hic ogrenmemesini tercih edecegimiz bir kelimeyi ogrendi. Hayir! Denize oyle cok hayir demiyoruz. Kendisine ya da baskasina zarar verecek bir sey olmadigi surece bir seyleri denemesine izin veriyoruz. Ama piriz elliyorsa hayir diyoruz mesela. Duyuyor yani. Sagolsun duydugu gibi kullanmaya da basladi.

**
Deniz artik uyku saati geldi.
Ayir(!)
Deniz biraz da sebze ye bak cok guzel
Ayir(!)
Hava cok soguk bu atkiyi da takalim sana 
Ayir (!)
******

Karsi ataga gectim. Evet kelimesini de ogreteyim dedim. Evet evet evet diye sarkilar mi uydurmadim. Hikayeler mi anlatmadim. Sonucta geldigimiz nokta degismedi. Ayir ayir diye dolaniyor ortalikta :) Bir de ayir derken kafasini salliyor. Ayir ayir ayir!

Ba bay demeyi ogrendi kreste. Gelene gidene yoldan gecene el sallayip ba bay diyor. ustune bir de benim ogrettigim opucuk yollamayi ekledi. Sevdiklerine ustune bir de opucuk yolluyor :)

Sesleri taklit etme de devam ediyor tabi. Hatta en sevdiklerinden biri bu

*****
Kedi kopek seslerinden sonra ordek katildi aramiza.
- Bu oyuncak ne deniz?
Vak
- Bu hayvan ne deniz (ugur bocegi gosterip)
ugu (bu ses degil ama neyse simdi aklima geldi :))
- Baba cimleri nasil kesiyor deniz?
vuuu
- Sacini kurutalim mi Deniz?
vufff

gordugunuz uzere pek cok makina vufff :)

*********
Bu arada Ingilizce baya anlamaya baslamis. Artik tum organlarini gosteriyormus sorunca. Turkcesi bir adim ileri olsun diye hemen zor seyler ogrettim.

Alin, Boyun, ense. 
Ben bile ingilizcelerini bilmiyorum bence o da bir sure ogrenemez. ha ha onu da krestekiler dusunsun :)

Ben niye ingilizcesi ilerleyecek turkcesi geri kalacak diye bir endiseye kapildim bilmiyorum ama oyle ingilizce ogrendikce ben turkcede cosuyorum. haydi deniz bakalim hangisini once konusacak :)

Ah bu arada, Ingilizce ilk iki kelimesini de soyledi Deniz gectigimiz hafta.
Ilk soyledigi ingilizce kelime happy -mutlu- oldu. Bunun beni ne kadar mutlu ettigini tahmin ediyorsunuzdur eminim. Hayatta tek istedigim mutlu olmasi olan kizim happy diyerek ingilizce yolculuguna basladi. O happy happy diye evde dolandikca ben gercekten mutluyum hem de cok mutlu!

Ikinci soyledigi ingilizce kelime amazing oldu. Buna biz de sasirdik. Ama gymboree'ye gidiyoruz ya oradaki kiz surekli amazing diyor. Bu cumartesi bir baktik Deniz de amaze- diyor :) Kuzu :)

Iste boyle Deniz cephesinde konusma durumlari. Biraz isaret dili, biraz ses taklidi, tek tuk kelimeler derken bir sekilde Deniz bizimle anlasiyor. Ne yalan soyleyeyim o konusmaya calisma halleri oyle tatli ki icimden habire Denizle sohbet etmek geliyor :) Tabi ki icimdeki sesi dinliyorum! Dinleyeyim degil mi ama :)


9 Ocak 2018 Salı

Anne bakim zamani

Son zamanlarda kendimi baya yorgun hissediyorum. Aa neden acaba :) Ise baslamamla beraber tempo baya yukseldi tabi. Ev, is, Deniz ve bunlarin pesinde sadece Ozanla ikimiz :) E yoruluyoruz.

Buna bir de emzirme eklenince benim yorgunlugum biraz daha artti. Deniz de sagolsun eve surekli yeni bir mikrop getiriyor habire hastaayiz. Masallah o bizden cabuk atlatiyor yine Ozan ve ben surunuyoruz.

En son yilbasi ustu bir hastalanadim. Ates, bademcik iltihabi falan. Ama bir sekilde evde bebek olunca insan cok hasta olamiyor. Nazlanamiyorsun yani yoksa cok hasta oluyorsun tabi. E ben de nazlanamadim. Dizdim yine renkli tahta kupleri ust uste :)

Ama dedim ki bu bole olmayacak ben kendimi bir bakima alayim. DUn sabah doktora gittim. O da tabi ki bekleneni soyledi muhtemelen bir takim depolarbosalmistir emzirme kaynakli bir kan tahlili yapalim dedi. Bu sabah gittim kan verdim. Haftaya sonuclar cikacak.

Ben aslinda her gun bir vitamin aliyorum. Her gun demeyelim de aklima geldikce aliyorum. Her gun alsam boyle olmaz zaten. Ama ihmal ediyorum iste. Simdi o vitaminin ustune bir sey verirler mi emin degilim ama gorecegiz.

Biraz zayifladim bu ara. Yiyorum aslinda. Ama biliyorum oyle hamilelik ya da emzirmanin ilk zamanlar gibi dikkat etmiyorum. Oyle cevizler, bademler, incirler uzumler elimde dolanmiyorum. Halbuki Deniz hala emiyor. Ustelik buyudugu icin muhtemelen daha da iyi emiyor :) DIkkat etmem lazim ama insan en once kendini ihmal ediyor.

Ve bu buyuk bir hata!

Gecen gun Ozanla onu konustuk. Denizin bakimina cok onem veriyoruz. Ne yedi, ne icti falan. halbuki kendimize daha cok onem vermemiz lazim. Cunku biz iyi olacagiz ki Deniz'e bakacagiz. Yoksa biz hastalanirsak Denize kim bakacak?

Iste biliyorum da yine de kendimi ihmal ediyorum. Ama etmeyecegim. Yedigim meyveyi sebzeyi arttirip, abur cuburu azaltacagimai, vitaminlerimi ihmal etmeyecegime kendime soz veriyorum.

Durun ben vitaminimi iceyim de calisayim. Hadi kucaklarim :) 

8 Ocak 2018 Pazartesi

Kurek kemikleri

Haftasonu cok kisa be.
Eskiden de kisa gelirdi bana haftasonu. Cunku haftasonu yani. Daha uzun olsun istiyor insan. Ama simdi sanki ucuyor saatler. Bir bakiyorum yine Pazartesi olmus. Yine Denizi krese birakiyoruz yine biz ofislere. Pof.


Bu haftasonu hava buralarda cok soguktu. Donduk o kadar diyeyim. Ama yine de gezdik olabildigince. Cumartesi sabahlari Gymboree'ye gidiyoruz. Christmas tatili sirasinda bir deneme dersine gittik ve Deniz cok sevdi. E dedik gidelim ne yapalim :) Zaten cumartesileri gidecek bir oyun yeri bakiyorduk. Kis gunu sokaklar kolay olmuyor. Tamam hava nasil olursa olsun Denizi disari cikariyoruz biz ama Allahin sogugunda tum gun de sokakta gecmiyor.

Bu Cumartesi gezmelerimiz icin yer bakarken ilginc bir sey farkettim. Cumartesileri bebegini alip gidebileceginiz oyun yerleri genelde 12den sonra kapali gorunuyor. Biz buna anlam veremedik Ozanla. Yahi dedik asil cumartesi 12den sonra acilmali bu ne sacmalik. Ne zaman bir tanesine Cumartesi ogleden sonra soyle bir ugradik, o zaman durumu anladik. Cumartesi ogleden sonra aslinca aciklar ama sadece dogum gunu partileri icin!

Kendimi dogum gunu partileri icin buyuk konusmamak icin zor tutuyorum. Cunku biliyorum tukurdugumu yalayacagim o yuzden ben en iyisi susayim. Ama yani yine de bu parti endustrisi almis basini gitmis. Vallahi sacmalik! Neyse agzimi kapatiyorum. Cunku annelik neydi tukurdugunu yalama sanatiydi degil mi? Bari turkurmeyeyim :)

Neyse gymboree'yi bulmamizla Cumartesi yer arayisimiz da sona ermis oldu. Deniz genelde o kadar cok kuduruyor ki orada cikinca bir saat guzelce uyuyor. Deniz icin 1 saat ogle uykusu ohoo! Meksika dalgasi yapasimiz geliyor evde de 2 kisiyiz ya olmuyor. Yoksa yasadigimiz sevinc buyuk :)

Bu Cumartesi Gymboree ustu, Deniz uykusundan sonra kendimizi yollara attik ve evin etrafini kesfettik biraz. O kadar cok charity shop var ki etrafimizda anlatamam. Charity shoplar cok unlu bu ngilterede. Ikinci el temiz esya satiyorlar ve geliri bagli olduklari yardim kurumuna gidiyor. Bizim eski evin orada da vardi Charity shoplar cokca ama bunlar kadar guzel degildi. Sevdim bunlari. Denizin bir iki esyasini ayirdim goturecegim oraya. 

Ve Cumartesi gunu bir de Denizin ilk ayakkabilarini aldik. E malum Denizipo artik ilk adimlarini atti :) Bu ilk adim ayakkabisi zor ismiz arkadas. Ben gireyim internetten soyleyeyim bir sey dedim. Ama baktim olacak gibi degil. Ayaginin boyunu bilmen yetmiyor bir de genisligi var. hadi onu bildin tabaninin basma acisi var, basma kuvveti var. Ozana dedim bu boyule olmayacak biz hadi br ayakkabiciya. Clarks var bizim evin yakininda ona gittik. Sagolsunlar cok ilgilendiler. Olctuler bictiler biz de kizimizin ilk adim ayakkabilarini aldik :)

Uzamanlar yeni yuruyen bebekler  olabildigince yere direk bassin diyor. Evde genelde corapla o yuzden Deniz. Ama ayni uzmanlar iyice adim atmaya basladiginda ayakkabi giysin de diyor. Tutarsizlar! Neyse :) Bizim kizin ayakkabilarla iliskisi malum. pek kendilerinden haz etmiyor. Diger kiyafetlerden hazetmedigi gibi :) Dolayisiyla su an ayakkabilariyla da bir sevgi nefret iliskisi icinde. Bir bakiyorsun ooo ayakkabim diye sariliyor. Bir bakiyprsun ayagindan cikmiyorlar diye kiyamet kopuyor. Bir orta yol bulacaklar diye umut ediyoruz :)

Deniz bebek su aralar iki kopek disini birden cikarmaya calistigindan zaten biraz! huysuz. Hayir neden ikisi birden? Neden tek tek degil? Birini cikarmak da yeterince zor zaten ikisine birden ne gerek var acaba? Ama zaten Deniz ilk dislerinden beri hepsini ikiser ikiser cikariyor. Altlar yanlar, azilar hepsi ikiser ikiser geldi. Simdi kopekler de oyle. Ama bu kopek disi zormus. Amanin! Ben boyle sey gormedim. Cocugun damaklari balon gibi oldu. Benim bakarken canim aciyor o kadar. Ciger gibi kizarmis. Ama patlamiyor giciklar! Neyse bekliyoruz sabirla.

Dis isinde sabir sart! Cunku uyuyamiyor, yiyemiyor, hatta oyundan bile tam keyif alamiyor. Cunku bir anda agzini tutup aglamaya basliyor. Iste o zamanlarda sadece sariliyoruz Deniz'e. Havuc veriyoruz eline soguk soguk onu seviyor. Envai cesit dis kasimayi seriyoruz onune bazen birini aliyor. Ama hicbiri bir havuc kadar sevgilisi degil. Arada jel surmemizi istiyor, elleriyle isaret ediyor suruyoruz. Iste oyle oyle bir yol bulmaya calisiyoruz.

Hafta sonu pek yemek yemedi. Dun mesela toplasaniz 10 lokma anca yemistir. Yemediginde hic ustelemiyoruz. Sevdigi seyleri yapmaya calisiyoruz daha cok ama yemezse de tamam Deniz diyoruz ve ustune gitmiyoruz. Benim de agzimda yanginlar olsa yemem vallahi. Cocuk hakli! Haftasonu yemek yemedigi gibi pek uyku da uyumadi. Yani uyudu da sadece kucagimdaysa. Bu benim icin de hic kolay degil. Cunku daha tam iyilesemedim. Ben size soylemis miydim? Ben baya bir hasta oldum bademcik iltihabi, sesim gitti falan. Neyse gecti sayilir da daha tam degil. Hal boyle olunca uykusuzluk da beni mahvediyor. 

Iste boyle neredeyse hic uyumadan gecen bir Cuma aksaminin ardindan Cumartesi aksami Ozan'i odadan salona yolladim ve Deniz'i yanima aldim. Cunku yanimda birazcik fazla uyuyor. Aslinda tabi Ozan da bizimle kalablirdi. Ama bizimle yattiginda O da uyaniyor ve yapabilecegi bir sey yok. En azindan O uyusun ki sabah Deniz'i devralsin. Ayrica O da bizimle yatinca ben Deniz'i daldigini dusundugumde yatagin herhangi bir yerine birakamiyorum ve yonunu falan ayarlaaya calisirken bazen uyaniyor. Hassas dengeler! 

Neyse ne diyordum, Cumartesi aksami Ozan'i yolladik ama yine de Deniz 1 de uyandi ve bir daha uyuyamadi. Yani uyuyor da kucagimda tutarsam iste. Yoksa dalamiyor. Sabah 4e dogru artik sabrimin sonuna gelmisken, cok ama cok yorulmusken, Deniz nolur artik uyu diye soylenmeye baslamisken Deniz bana bakti, geldi kucagima uzandi ve oylece yatti. Ben de elimi boynuna koydum ve usul usul gececek annecim diye konusmaya basladim. Sonra tenini ve minnacik sirtini oksamaya basladim. Bu Deniz'e de bana da cok iyi geldi. Ben sakinlestim, Deniz de sakinlesti. Oyle kucagimda uzandi kaldi. Ve ben de dakikalarca onu oyle sevdim durdum. 

Bunu buraya yazmak istedim. Cunku ben o aksam,  neredeyse 16 aylik kizimin ilk kez kurek kemiklerini boylesine hissettim. Hic bebeginizin ozellikle kurek kemiklerine dokunduznuz mu? Cevabiniz hayirsa yatirin kucaginiza bir deneyin olur mu? O minnacik kemikler elinize gelince ne demek istedigimi anlayacaksiniz.

Benim kurek kemiklerini bile tek tek sevdigim bebegim. Biliyorum dis cikamak cok zor, Ve biliyorum siginabildigin tek yer benim kucagim. Bazen cok yoruluyorum, bazen sabredemiyorum annecim. Affet beni olur mu? Istedigim tek sey iyi olman. Seni uzuyorsam ozur dilerim. Bu istedigim en son sey. Benim kurek kemiklerini bile delicesine sevdigim kizim. Bir tanem. Bir ciksin su kopekler de kutlayacagiz annecim. Hem de kocaman bir havucla!

Iste bu da boyle bir haftasonu oldu...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails