27 Ocak 2020 Pazartesi

Neyin derdindeyiz?

Yine deprem.
Yine gocuk altinda kalan insanlar.
Yine gozleri dolu dolu haber sunanlar.
Yine orada o sogukta "sesimi duyuyor musun" diye bir umut bagiran, canini disine takip calisan muhtesem insanlar.
Yine yardim cagrilari.
Yine bir olacagiz halledecegiz vaatleri.
Yine yikilan evler.
Yine yikilan hayatlar.
Yine.
Yine
Yine.

Elazigda hava buz.
Eksilere dusuyor.
Insanlar ustlerinde betonlarla kurtarilmayi bekliyor.
Kurtarma calismasi yapanlarin elleri soguktan kipkirmizi.
Burunlari aglamaktan...
Goruntulere bakiyorum. 
Bakamiyorum degil.
Bakiyorum.
Cunku insanlar orada onu yasarken, ay bakamiyorum diyemiyorum.
Bir anne once kizimi alin diyor. oburu komsumuz yalnizdi evde haber var mi diyor daha kendisi gocuk altindayken.

Hastanede bir amca ile konusuyorlar. Depremde esini ve cocugunu kaybetmis. Bombos gozlerle bakiyor konusurken. Ben hayatimda hic bu kadar bos bakan golzer gormedim. Onu dinlerken icim bosaliyor.

Yine hastanede bir teyze ile konusuyorlar. Biz Suriyelilere tas atariz ya, Mahmud adinda Suriyeli bir genc elleri kanaya kanaya topraklari kaziyip cikardi beni gocuk altindan diye anlatiyor. Sonra Mahmud evlerine geliyor. Tum aile o taopraklari kazimis elleri opuyor opuyor. ONlari izlerken icim dopdolu oluyor.

Her deprem ya da baska dogal afet sonrasinda oldugu gibi herkes iste hayat bu kadar diyor. Pamuk ipligine bagliyiz, neyin derdindeyiz. 
Ben de oyle hissediyorum. 
Neyin derdindeyiz diyorum.
Insanlar orada molozlarin basinda sevdiklerini beklerken neyin derdindeyiz,

Sonra televizyonda depremzedeler icin 51 milyon toplandigi haberini okuyorum bir siteden. 

Ne guzel.
Daha da cok toplansa keske.
Ama insan dusunmeden edemiyor. Ya biz niye her depremden sonra para topluyoruz?
Neden bir dogal afette bile devlete ve imkanlarina siginamiyoruz.
Neden ama neden her felakette para icin seferber olmak zorunda kaliyoruz?
Boyle olmasin, ihtiyac halinde hazir olsun diye yillardir Deprem vergisi odemiyor muyuz biz?
Neden o parayi devlet cikarip koymuyor masanin ustune?
Neden biz sadece oradaki canlara uzulemiyoruz da para derdine dusmek zorunda kaliyoruz?
Neden?

Siz bunlari daha aklinizdan gecirirken birileri sizi vatan haini ilan ediyor. 
Su anda bile devlete laf soyluyorsunuz diyorlar.
E ben "su anda bile" devlete guvenemeyeceksem ne zaman guvenecegim diyecek oluyorsunuz daha cok ustune geliyorlar insanin. 
Susun diyorlar, uyumsuzluk yapmayin diyorlar.
Yahu ne uyumsuzlugu yillardir cani gondulden verdigimiz bir paranin nerede oldugunu sormak neden Uyumsuzluk olsun diyorsun.
Haklisin sonuna kadar hem de ama soyletmiyorlar.

Yine televizyonda SMSlerle para toplaniyor, yardim kuruluslar ortaya cikiyor. Herkes bir elden bir seyler yapmaya calisiyor.
Sen de elinden geleni yapiyorsun.
Ha bir de susuyorsun. Aklindaki sorulari bir kenara birakiyorsun.
Pasa pasa  deprem vergisi odemeye de devam ediyorsun.
Cunku orada insanlar molozlarin basinda sevdiklerini beklerken her sey onemini yitiriyor biliyorsun.

Aklindan, kalbinden gecen tek seyi diliyorsun. 

Ne olur her kim o molozlarina ltindaysa sag salim kurtulsun...

22 Ocak 2020 Çarşamba

Isterim anne...

Haftasonu sifayi kaptim. Nezle. Burun cesme gibi akiyor, hapsuruklar ust uste siralaniyor, gozler sipir sipir sulaniyor. Iste klasik nezle. Ve tabi o nezle kucagimdan asla inmeyen, biraz oksurdugu icin gece uyanip uyanip yanima gelen ve kucagimda uyumak isteyen kizima da bulasti. Beklenen son. 

Deniz benim kadar kotu olmadi cok sukur. Kuvvetli bir virus ya da bakteri degilse cocuklar daha cabuk atlatiyor. Ben ateslendim falan ama o cok daha iyiydi. Yine de Pazartesi gunu babasiyla evdeydi. Dun de ben hazir evde duracakken Onu da krese gondermek istemedim. Beraber evdeydik. 

Krese gitmesine engel olacak bir hali yok. Sadece burnu akiyordu dun sabah. Ki bu yaslarda genelde burunlari akiyor zaten. Ama iste ben evdeyken o da dursun dedim. Bu durumda benim cekindigim sey bagisikligi gorece daha dusuk olacagindan nezle nedeniyle baska seyleri daha cabuk kapma ihtimali. Hani varolan nezlesi icin degil de baska yakalanabilecegi hastaliklari icin gondermiyorum aslinda. Bir de bahane iste beraber oluyoruz, kucak kucaga vakit geciriyoruz kizimla.

Bu aralar bir baska tatli. Tamam biliyorum, ben hep boyle soyluyorum ama bu donem gercekten bir baska tatli. 

Tam bir bicirik. Soylediklerine, konusmalarina yetisemiyorum yazmak icin artik. Aklima geldikce not ediyorum  ama iste yetismek ne mumkun. Her konusmamizda bir baska gulduruyor beni. Her sey oyun onun icin. Bir bakiyorsun, hayat normal akisinda devam ederken bir oyunun icine girivermissin. 

Gecen gun Deniz karnin doydu mu dedim mesela. Bakti bana guldu. "Hokus pokus karnimiz tokuz" dedi :) Ondan sonrasi Denizin sihirbaz oldugu bizim guldugumuz dakikalar :)

En sevdigim anlar onun oyun kuruo beni de icine dahil ettigi anlar. Dun evdeydik ya bu tabi cok oldu. Bir baktim aksamustu ikimiz koltuk altinda, mutfak dolabinda canavar ariyoruz :) Canavari buluyoruz ama bitmiyor. Gozlerini kapat 20ye kadar say diyor, o sirada canavar baska yere saklaniyormus :)

Ben cok oyuncu bir insan degilim. Oyun kurmayi falan cok beceremiyorum. Oturalim kitap okuyalim, sohbet edelim, mutfakta beraber birseyler yapalim, yurusyuse cikalim falan tamam. Ama diger oyunlarda biraz guduk kaliyorum. Gercek bu ama farkediyorum ki o simdi oyun istiyor, olmayan bir canavari arayalim, olmayan bir kopege mama verelim, bir civciv hayal edip konusturalim. Iste elimden geldigince Denize uymaya calisiyorum ama itiraf edeyim cok zorlaniyorum.

3 yas hayal gcunun cok gelistigi bir donemmis. Oyle. Bizim evde bu ara canavarlar araniyor, baheye ayilar gelip dans ediyor, gokyuzunden kuslar geciyor diye tavanlar izleniyor.Oyle iste garip seyler. Bir yandan urkek bir kus. Baleye basladi kucuk hanim, bale kursunun maskotu da kucuk bir ayicik. Her derste bunlara ayi dagitiyorlar, o ayiyi uyutuyorlar, dans ettiriyorlar. evet boyle bir baleye gidiyor, bale degil de oyun diyelim :) Hah iste o ayicigin buyuk maketini getirdiler bir derse yanina yanasmadi :) E hani bahcede ayilar dans ediyordu diyemedik tabi :) Istemiyorsan yaklasma kuzum dedik :) Iste bir yandan ruhu kanatlanip ucmek istiyor bir yandan gercek dunyanin buyuklugunden hala urkuyor benim kucuk kusum

Bu yazi nereye gidiyor bilmiyorum ama yaziyorum su an. Bir kac kez ara vermek zorunda kaldim o yuzden iyice kopmus olabilir konular birbirinden ama idare ediverin :)

hayal dunyasi ya da degil bizim hayatimizin en onemli gerceklerinden biri su: Deniz evi, evde vakit gecirmeyi cok seviyor. Evde olsun, oyuncaklariyla oynasin, koltugunda smoothie icsin, bizimle kahve keyfi yapsin. ciksin odasinda bebeklerine kitap okusun. Bunlar varsa bizim kizimiz cok mutlu. Evdeysek oyle disari cikmayi cok istemiyor. Dun de istemedi mesela.

Kac defe annecim seni parka gotureyim dedim, yuruyuse cikalim dedim, babycino izmeye gidelim anne-kiz dedim hepsinde ayni cevabi verdi: simdi degil anne. Ne zaman Deniz? Ben simdi bebeklerin altini degistireyim, sonra onlari parka gotureyim, sonra senle canavar kovalayalim sonra tamam mi?... Tamam diyorum. Cunku belki de evi ozluyor diye dusunuyorum. Istemedigi seylere vaktimiz musaitken zorlamak istemiyorum. Evse ev, durmaksa durmak peki Deniz diyorum.

Zaten hafta ici biz ise yetisecekken, ne kadar onun temposuna uymak icin erken kalksak da acele ettiriyoruz onu. Mecburuz. Denizi zaten 8:30-9da birakiyoruz krese, kim kree biraktiysa Denizi ise gitmesi 10u buluyor. Daha da esnetmemiz mumkun degil sabahi. O yuzden evdeysek tamam diyorum evde duralim gitmeyelim bir yere.

Dun de oyle dedim. Disari gitmek yerine kek yapmak istedi tamam dedim. O da benim gibi kekin dibini, pismis halinden daha cok seviyor L( Azcik yemesine musade ediyorum artik :) Oturdu biraz kek dibi yaladi. Sonra kekimizi piknik yaparak bahcede yiyelim dedi kabul etti. E yeter kis gunu bahce keyfi de bize ne yapalim. BIraz kek yeme, biraz trampolin. biraz bahcede top oynama derken hava aldi iste. Hic yoktan iyidir.

Iste boylece bir anne kiz gunumuz daha oldu,


Cok seviyorum onunla boyle zaman gecirmeyi. Ama ertesi gun bir baka ozluyorum onu. Sabah cok cok cok sarildik denizle. Cok cok cok gulduk. Bebekligine baktik. MInnacik oldugu zamanlari gorunce bir baska sizladi icim. Buyuyor, ben ne yaparsam yapayim doyamiyorum onunla gecirdigim zamana. Al iste ilk bir yil yanindan ayrilmadim 10 dakika doydum mu o zamana? Hayir. Cuku doyulmuyor. Bugunleri de ileride bakip icim sizlayarak doyamamiz olarak hatirlayacagim biliyorum. O yuzde isim azsa hemen kaciyorum, o yuzden daha buyuk projelere evet demiyorum. deniz okula baslamadan olabildigince anne kiz zamani yasayaim istiyorum. SOnra da yasayacagiz elbet ama bunlar da baska.


Bu arada beraber o buyuyunce yapacaklarimizin hayalini kuruyoruz. 

D: Ben buyuyunce bana da makyaj malzemesi alacak miyiz?
G: Aliriz tabi
D: Kahve de icer miyim?
G: Icersin tabi. Beraber alisverise gideriz, sonra oturur kahve iceriz. Kek de aliriz yaninda.
D: peki ben buyuyunce sarap da icecek miyim?
G: Istersen evet. Istersen kahveden sonra dolasiriz, dolasiriz, sonra cok guzel bir restorana gideriz. Anne kiz. Cam kenarinda bir masaya otururuz. Sarap da soyleriz. Seninle ben sohbet ederiz, sarap iceriz. Yemek yeriz. Konusuruz, onusuruz. 
D: Isterim anne. Yapalim, isterim.

Ben de isterim Deniz. Hem de cok. Bakma bebekligine cocukluguna doyamama, ben senin buyumeni de sabirsizlikla bekliyorum. Birlikte yapacagimiz her seyi ama herseyi sabirsizlikla bekleiyoum benim guzel kuzum.

16 Ocak 2020 Perşembe

Zor bir 2 hafta basliyor

Benim icin sikintili olabilecek bir 2 hafta yarin baslayacak. Biraz gerginim. Mecburen, icinde olmak istemedigim bir durumda olacagim ve bu beni rahatsiz ediyor. Ama ote yandan bunu engellemek icin yapabilecegim cok bir sey yok. Yani bu donem yasanacak, maalesef, ne kadar yasanmasini istemesem de. 

Saglikla ilgili bir problem degil. O yuzden gecer. Ha fiziksel olarak sagligimi etkilemeyen bu sey duygusal sagligimi etkileyecek, hatta simdiden etkiliyor. Ama iste dedigim gibi yapacak bir sey ne yazik ki yok. Yasayip gorecegiz. 

Kendimdeki hasari kontrol altinda tutabilmek icin bu olayi kafamda cok fazla buyutmemeye calisiyorum sadece, yapabildigim tek sey bu. Kendi gunluk, haftalik rutinimizi olabildigice bozmadan bu sureci atlatmak tek istedigim. Umarim yapabilirim.

Boyle yurtdisinda yasarken bu duzen isleri cok kritik oluyor. Siraze  bir sasarsa bir daha toparlamak en zoru. O yuzden onumuzdeki iki hafta sadece ona odaklanmayi dusunuyorum. Bir de kendime. 

Kendimi biraz simartacagim. Masaja gidecegim mesela. Sonra arkadaslarimla bulusacagim. Bir aksam da Kingstona gidip aksam orada kendim takilmak istiyorum. Alisveris yaparim, kendi kendime yemek yerim. Bu da bana hep iyi geliyor cunku. 

Ama bu kendimi simartma kismi da evden cok uzak kalmak anlamina gelirse yanabiliriz. Cunku o zaman da Denizin ayarlari sasiyor. Onun da hayatinin dengesi biraz benimle ne kadar vakit gecirdigine bagli. Benimle yeterince vakit gecirmezse Deniz huzursuz oluyor. Ve bu huzursuzluk bize yol su elektrik olarak olmasa da gece uykusunda bozulma, hircinlik, buluttan nem kapma gibi hallerle geri donuyor.

Yani anlayacaginiz onumuzdeki iki hafta benim icin biraz dengeler acisindan kritik. 
Kendimi, kizimi ve duzenimizi koruyabilmeyi umuyorum ve kendime kocaman bir sans diliyorum.
Haydi insallah.

14 Ocak 2020 Salı

Yeni Yil karalari


Her ne kadar yeni yil kararlarina falan cok inanmasam da tabi ki bir takim kararlar aldim bu sene de. Bunlardan bir de daha cok kitap okumak. SImdi yeni yil kararlari yazmis sokaktan gecen 100 kisiye karariniz nedir diye sorsak, 99u kitap okuyacagim demezse ben de Gulcin degilim! Hah iste o 99dan biri de benim :)

Kararimi yazinca bir dusundum; ya ben niye okuyamiyorum artik? Zamansizlik falan gecelim. Evet zamanim az, evet bir kizim var ve surekli ilgi istiyor, evet ona cok kitap okuyorum kendim okuyacak vakit kalmiyor. Falan filan. Ama bunlar artik benim hayatimin gercegi. Evet bir kizim var ve hep olsun, hayatim onunla dolsun. Bu kitap okumama engel mi? Gercekten tum bos vaktimi Deniz mi aliyor? Aslinda evet :) Ama vakit bulunur mu? Bunun da cevabi evet.

Once iste bunu kabul ederek basliyorum yeni yila. Benim hayatimin gercegi bu. Calisan bir anneyim ve bos zamanlarimda olabildigince kizimla doluyum, o uyudugunda falan ev islerini halletmem gerekiyor. Bunlar gercekler. Ne kizimi birakabilirim, ne isi ne evi. O yuzden ben bunlar disinda kalan zamanima baktim ve sunu farkettim. 

Instagramda/ telefonda cok fazla ama gercekten cok fazla zaman geciriyorum. Kisitli bos vaktimi de o dehlizde kaybedince kitap okuyacak vakit bulamiyorum ve cozmem gereken asil sey bu.

Benim kitap okumamin oundeki engel bu. Kendime itiraf ediyorum. Ben telefona ve instagram bagimlisi olma yolunda hizla ilerliyorum ve bunu cozmem lazim. 

Nasil cozecegim? Bilmiyorum. Bir seker bir intsagram ikisi de bagimlilik inan olsun.

Ama ise soyle baslamaya karar verdim. Once bagimliligimin derecesini bulacagim.  O yuzden telefonuma "YourHour" diye bir aplikasyon indirdim. Telefonda yaptigim her seyi kaydediyor. Her seyi. Nerede ne kadar zaman gecirdim, kac defa telefonumun kilidini actim falan. Ve daha guzeli her aplikasyonda kosede o gun orada ne kadar zaman geirdigimi gosteriyor! Ve bu baya iyi bir uyaran.

Aslinda su kadar zamandan sonra telefonu kilitle, o aplikasyonu acmam izin verme gibi seyler de yapabiliyorsunuz. Ama ben yapmam. Cunku kendimi biliyorum yasaklar bana gore degil. Biri bana bir seyi nasil yapacagimi falan soylerse ben sinirleniyorum. Oyle bir seyi kilitleyecek girmeme izin vermeyecek falan olmaz. Ben o programi 2 gun sonra silerim eminim.

Benim icin ne kadra kullandigimi gostermesi falan yeterli. Cunku bu benim icimde cozmem gereken bir sey. Ben o kullanma suresini orada gorup ya kendim o aplikasyonu acmayacagim. telefonu kenara birakip kitabimi elime alacagim. ya da olmaz bu is.

Sonucta su yastan sonra bir programin beni yonetmesine izin verecek degilim yani! Program da programligini bilsin. O bana gercekleri gostersin gerisini ben (umarim) halledecegim.

Oyle hedeflerim falan yok. Su anda telefndaki sureye bakip "Oha gec bakayim su kenara sen, kitabim gel benimle" demek bana yetiyor. Ya da "Oha manyak miyim ben be yatip uyuyayim daha iyi" demek de bana yetiyor. Ve evet OHA diyecek kadar zamanimi aliyor bu meret.

Hic saklamam. Mesela gecen gun 4 saat 10 dakikayi gordum instagramda. Tamam 24 saatlik sure icinde ama oha yani. Gercekten 4 saat bir insan instagramda ne yapar yahu? O gun ne yapmistim hatirliyorum. Gece uyuyamamistim ve oradan bir iki prodcast acmistim onlari da instagram sayiyor dinlemistim. Tabi cocuk yetistirme vs. Ama yine de 4 saat 10 dakika cok gereksiz bir sure.  O yuzden simdi leime alip o sureye bakmak bana iyi geliyor. Bakalim onumuzdeki gunlerde dusurebilecek miyim bu kullanimi. 

Ve gorecegiz bakalim bu kitap okumama da yansiyacak mi?
Bu ciddi bir nucadele olacak benim icin. Bakali zaman neler gsterecek gorecegiz,

Basladigimiz yere donersek. Ocakta 2. kitabimdayim :)

9 Ocak 2020 Perşembe

Bir sey daha bitti

Dun Ingiliz vatandasi olduk. Ozan ve ben. Deniz gecen sene biz sinirsiz oturum aldigimizda vatandas olmustu.

Ingiltere'de bu isler bence cok karisik ve pahali. O yuzden ben bu ulkeye geldigimizden beri bu vize vs islerinden bezdim. Dolayisiyla bitmis olmasindan dolayi acayip memnunum. Hollanda'da da oturma ve calisma izni aliyorsunuz ama asla buradaki gibi pahali degil ve asla buradaki kadar uzun degil surec. 

Burada pek cok degisik vize turu var. Biz General Tier 2 vizesiyle buradaydik. Bizim vize turumuzde ilk vize 2 sene veriliyor, sonra uzatma aliyorsunuz 3 sene. Sureler habire degisiyor ama sonucta 5 yil bu vizeyle burada kalirsaniz ILR yani suresiz oturum izni alabiliyorsunuz. (bunu alabilmek icin 2 sinav geciyorsunuz bu arada. birincisi Ukde yasamakla ilgili bilgiler ustune, digeri de ingilizce) Ve suresiz oturumdan bir sene sonra da vatandasliga basvurabiliyorsunuz. Onaylanirsa bizim dun yaptigimiz gibi sertefikanizi aliyorsunuz ve pasaporta basvuruyorsunuz. Bu kadar. 

Yazarken ne kolay. Yasarken 6 sene. Ve o 6 sene boyunca yaptiginiz her vize basvurusu (eger hizli yolu secip ekstra para odemezsen) en az 6-8 hafta suruyor. Ustelik o 6-8 hafta da seyahat etme ozgulrugunuz de olmuyor. Korkunc.  O yuzden bence vize surecleri cok uzun ve cok pahali.  

Hollanda' da belki o kadar suruyordu hatirlamiyorum. Ama vize basvurusu yaptiginizda pasaportunuza gecici bir vize etiketi yapistiriyorlardi ve onunla seyahat ozgurlugunuz vardi. Seyahat edebildikten sonra isterse 12 hafta sursun bana ne. Ha burada odenen paralarin 10'da biri falan odeniyordu ayrica. O yuzden burasi bana cok zor geldi. ve evet, farettiginiz uzere buradaki vize sistemi beni yildirdi :)

Bu arada bilgi olmasi acisindan yazayim, cocuklar icin de burada kura soyle:
Anne ya da baba cocuk dogdugunda vatadas ise cocuk direk vatandas oluyor. 
Anne ya da babadan birinin suresiz ourumu varsa da cocuk direk vatandas oluyor. 
Anne babanin vizesi varsa ve cocuk burada dogduysa, cocugu da anne babanin vizesi kadar vizeyi veriyorlar. Sonra anne ya da baba suresiz oturum aldiginda, cocugun beklemesine gerek yok hemen vatandas olabiliyor. Bunu bilmeyen cok insan var. Cocuklara da ILR alip bekleyen. Ama gerek yok. Ve ILR almak 2000 pound civari bir sey o yuzden bu bilgiye sahip olmak parasal acidan da onemli. Bilgiden eminim cunku Deniz bu sayede gecen yil biz ILR aldigimizda direk vatandas oldu. Umarim okuyan birinin isine yarar bu bilgi. 

Bence cok sacma olan baska bir sey de yeni dogmus bebekler icin bile o ilk vizenin verilmesinin 6 hafta suruyor olmasi. Deniz dogdugunda biz vizemizi yeni almistik. Biz vizeyi aldiktan 2 hafta sonra Denizin vizesi icin basvurduk ve yine de 6 hafta surdu. Yahu anne babanin vize kararini 2 hafta once vermissin, ne degismis olabilir? Ayrica cocuk yeni dogmus onun hakkinda ne inceliyor olabilirsin? Ama iste incelediler.

Iste dun, bizim icin gercekten bunaltici olan bu surecin sonuna geldik. Onumuzde son bir 6 hafta kaldi bekleyecegimiz. O 6 haftanin sonunda pasaportumuz da gelirse insallah bizim seruvenimiz bitti.

Rahatladim. 
Deniz vatandas oldugunda daha buyuk bir rahatlama hissetmistim. Cunku biz bir sekilde hallaediyoruz da ne bileyim onun bir alternatifi olsun hayatta istedim. Oldu cok sukur.
Ama dun de rahatladim.
Artik istedigimiz kadar UK disinda kalabiliriz. Onumuze bir firsat cikarsa pilimizi, pirtimizi toplayip buradaki yillar yabana gidecek dusuncesi olmadan karar verebiliriz. 
Ha bir de tabi turkiye pasaportuna gore daha fazla ulkeye vizesiz gidebiliriz. Bunun ne kadar gecerli olacagini Brexit'ten sonra gorecegiz tabi :)

Iste boyle. 
Bizim icin bir donemin kapanisi, yeni bir donemin acilisi oldu dun. Aklimizda yapalim diye tuttugumuz bir seyi yaptik bitti.
Gunluk hayatimizda degisen bir sey yok, ayni tas ayni hamam devam. Ama bu da gulcinceye not etmek istedigim bir sey oldu :)
Bitti....

7 Ocak 2020 Salı

Ise dondum

Yaklasik 20 gun sonra dun ise dondum. 20 gun izinli degildim ama Deniz hastalandigi icin ise gelemedim, sonra ben hastalandim, sonra tatiller basladi. Ben izin almamis olsam da ofise gelmedim, evden kafeden falan calistim. Derken derken 17 Aralikta en son ofise gelmistim, 19 gun olmus :)

Hepsinde tatilde olmasam da bu ara cok iyi geldi. Oh. 

Her gun Londraya gidip gelmek cok yorucu. Biz de Londrada oturuyoruz ama evimiz 4. zoneda. Ben 1. zoneda calisiyorum su an. Her gun merkez Londraya geliyorum yani. Guzel. Ofis cok guzel. Etraf da guzel. Simdi Londranin gobeginde calisirken cirkin diyemem. Ama yok guzel mi? Degil. belki bir gun guzel iki gun guzel ama her gun gidip gelince cok yorucu. O yuzden bu 20 gunluk ise gidip gelmeme arasi bana pek iyi geldi.

Sonra Denizle koyun koyuna gecen 2 gun de cok iyi geldi. Cok guzel vakit gecirdik beraber. Cok guzel oynadik, gezdik. Ozan'a da onu dedim sanki aramizda baska bir bag olustu bu tatilde. Romantik bir sekilde soylemiyorum bunu. Catir catir kavga ediyoruz. Yani her gunumuz husu icinde gecmiyor. Ama yasi buyudukce birlikte gecirilen zaman bir baska guzellesiyor sanki. 

Evde olmak, calissam da islerin az olmasi, rahat rahat yemegi yapmak, evi toparlamak, kosturmakdan alisveris yapmak, acelesiz herseye yetisebilmek bana, bize iyi geldi. Ha sirayla hepimiz bir hastalanmasaydik iyiydi ama ne yapalim. Ozanla onu konustuk hastalanmak bile bir yandan is olmayinca daha kolay. Ne var iste zor da olsa evde yatiyorsun, ya da toplanti vs ayarlamadan gonul rahatligiyla cocuguna bakiyorsun. Calismak hele hele calisan ebeveyn olmak hic kolay degil. 

Ama dun ofise gelince calsimayi ozlemisim onu da farkettim. 

Zaten benim de olayim bu. Ben evdeyken, Deniz de evdeyken ay acilsin kres ben isime Deniz krese yeter olmuyorum pek. Ha arada deliriyorum tabi ama genel olarak evde onunla olmayi cok seviyorum. Dogum izninde de hic ama hic sikilmamis ve cok sevmistim. Isteyken de Denizi deli gibi ozluyorum ve cok yoruluyorum ama lanet olsun calismasina demiyorum hic. Iki arada kalmak mi dediniz? Buyrun benim :)

Yillardir yaptigim bir sey var. Tatil donusunun toplantilarini tatil oncesinde ayrintili bir ajanda ile hazirliyorum ve yolluyorum. Boylece ilk gunlerin o tatil rehaveti pek olamiyor cunku toplantilar hemen baslamis oluyor. Ekip bundan ne kadar memnun bilemem ama bana ise organize donmek iyi geliyor. E onlar da bana uyacak artik :)

Dolayisiyla ben isime geri dondum. Vucut dinlendi ya ustumde cok guzel bir enerji var. Bu sabah 6da akltim biraz telefonda takildim. Deniz 7 de uyanmadan dusumu aldim, makyajimi ypatim. Boylece o uyaninca rahat rahat yatak keyfi yaptik kitabimizi okuduk, oynastik. Ha biraz abartmisim kahvalti edecek vaktim kalmadi ama babasi ve Deniz kahvalti ederken tostmu aldim ciktim. Ve simdi ofiste kahvemin yaninda blog yaziyorum.

1-2 haftasi var bu enerjinin ama sonra biter Calisma hayati enerjimi ceker. Cekmese keske. Keske hep boyle kararinda dinc calissak. Hepimiz icin daha guzel olmaz mi aslinda...

6 Ocak 2020 Pazartesi

Denizle bir gun...

28 Aralik Cumartesi gunu Denizle cok guzel bir anne kiz gunu yasadik. Buraya yazmak istedim.

Cocuklarla her gun, her sey planladiginiz gibi olmuyor. Bazen birlikte bir gun planliyorsunuz ama bazi seyler ters gidiyor ve o gun burnunuzdan geliyor. Ama bazen de oyle olmuyor. Bazen de her sey yolunda gidiyor ve birlikte harika bir gununuz oluyor. Benim tecrubeme gore hicbir seyin garantisi yok. O yuzden guzel gunlere minettar olup sonuna kadar keyfini cikarmak ve ters giden gunleri bir sekilde kapatip yola devam etmek en iyisi. Ha belki bir de guzel gunleri boyle bir yere kaydetmek. 

Ben de iste onu yapayim istedim. Bu gunu yazayim ki bir gun donup bakabileyim...

Haftalar oncesinden Peppa cok seven kuzular icin, #canimdogumizni ekibimizle Peppa tiyatrosuna bilet almistik. 28 Aralik Cumartesi saat 11e. 

Deniz onceki gunlerde  biraz hasta oldugundan bu sefer son gune kadar nereye gidecegimizi soylemedim ona. Hayal kirikliklarini yonetmek cok zor olabiliyor. Ama Cuma aksami yarin pepaya gidecegiz dedigimde sevinci gorulmeye degerdi. Ona peppali bir kazak da almistim. Ertesi sabah kalktik, kahvalti ettik. Gayet sorunsuz giyindi (ki 2-3 yas bebe anneleri bunun kiymetini bilir) ve yola ciktik. 

Deniz metronun sesinden korkuyor. O yuzden genelde kucagimda olmak istiyor. Sarildi bana. Yolun bir kisminda kucagimda koala gibi oturdu.Oyle zamanlar bana hep kanguru ile Denizi tasidigim gunleri hatirlatiyor. Arada kafasini opuyorum. Nefesi gogsumu gidikliyor. Mis kokusu burnuma geliyor. Ne cok sevdim bebek giymeyi ben, ne severek tasidim kangurusunda Denizi. O da seviyordu biliyorum. O yuzde boyle kucagimda kafasi gogsume yapisik yatarken kafasini opmemi, kulagina canim kizim diye fisildamami da cok seviyor hissediyorum... 

Oyle gittik baya bir sure. Ama bir yandan sese alissin da istiyorum Yavas yavas konusa konusa, etrafi anlata anlata oturttum onu yanimdaki koltuga. Ve sonra metrodaki insanlardan konusmaya basladik. KIyafetleri, cantalari. Sonra metroya asilmis reklamlar. Oyle tatli oyle usul usul bir yolculuktu ki. Eli elimde, bicir bicir sesi kulagimda. Cok sevdim.

Tiyatroya geldigimizde saat cok erkendi. Biz de bir yerde anne-kiz kahve keyfi yapalim dedi. Deniz smoothie aldi ben kahve. Cok guzelmis smoothiesi oyle dedi. Karsimda oturdu, smoothiesini icerken bana tiyatro hakkinda sorular sordu. Heyecanini sevdigim cocuk. 



Amm velakin tiyatroya giitimizde yine bir cekindi, Hep boyle oluyor zaten. Ilk basta cekiniyor. Karanlik, ses, etrafin kalabalikligi. Oyle, alistik. Ama yaninda Arya ve Onur olunca, ben de artik bu konuda baya tecrube kazandigimdan 5 dakikanin sonunda gayet dikkatle izlemeye baslamisti, 

Deniz boyle tiyatrolari falan gozunu kirpmadan izliyor. Yine oyle izledi. Arada Arya ile dans ettiler, arada guduler ve Peppayi gayet guzel izlediler. Ama sanirim Peppa kadar sevdikleri sokakta ucunun el ele yurumesi oldu. Arkadas olmayi ne seviyorlar. Ve ben bu hallerini nasil da seviyorum. 

Sonra anneler ve cocuklar harala gurele bir yemek yedik. 3 cocukla yenilen yemek diyeyim size siz anlayin :) Ha o 3 cocuga sonrasinda cikolatali dondurma verinde baya buyuk bir sessizlik oluyor ama. Sonrasi arkadaslardan ayriligin getirdigi huzun olsa da, bizim Denizle anne kiz zamanimiz basladi.

Hicbir planim yoktu. Acikcasi gunu Denizin moduna gore planlamaya karar vermistim. Eve de donebilirdik, gezmek isterse gezerdik. Ne istersek oyle yapacaktik. Denize eve donelim mi gezelim mi dedim. Gezelim dedi.

Biz de bir muzeye gittik. Ve Deniz o muzeyi gayet dikkatle gezdi. bana resimler hakkinda soular sordu. 3 yasinda, sanat elestirisi yapmiyor tabi ki. Ama heykellere bakiyor, bak bunlarin sakali var bunun yok diyor mesela. Sonra oturuyor kanepelere tek tek resimlere bakiyor. Bak bu abla uzulmus diyor. neden acaba diyorum, kendince sebepler sitaliyor. Arkasinda bir masa var mesela bir resimde uzgun olan kadinin. Pasta vermemisler ona ondan uzulmus diyor :) 

Baska birisi sevinmis diyor. Galiba hava gunesliymis ondan mutlu diyor. O'nun o 3 yasindaki zihninin resimleri heykelleri yorumlayisi oyle mutlu etti ki beni. Anlatamiyorum ama boyle bambaska bir zaman oldu o muze zamani. Ne cok buyumus meger dedigim bir zaman...

Sonra sokaklarda dolastik Denizle. Kucak kucak diye tutturmadi. Bildiginiz atrafi izleye izleye gezdi kuzu, Isiklara bakti. tezgahlari inceledi. Sorular sordu, cavaplari dinledi...


Bir de kitapciya gittik kizimla. Ve tabi kitapciyi bir kutuphane gibikullanip baya kitap okuduk orada. Oyuncaklara baktik. Deniz elbette kitaplari duzenledi. Ve yoruldum anne dedi sonra bana. 

Hani yorulunca, aglarlar arizaya baglarlar ya. Oradan anlarsin yorgun olduklarini. Oyle yapmadi. Yoruldum anne eve donelim dedi. Tamam dedim ben de ona. Aldim kizimi eve donduk beraber. Birlikte gecirilmis mis gibi bir anne kiz gunun ustune donduk evimize. 



Ah o gun ne iyi geldi bana. 


Ve ne cok sey dusundurttu, hissettirdi bana. Aynen instagrama yazdigim gibi....


Deniz buyuyorsun. Bu aralar bunu daha çok hissediyorum. Hele böyle tatillerde. Hele böyle rutinin dışına çıktığımızda. Hele böyle günlük kosusturmanin bir adım gerisine cekilebildigimizde. İşte o anlarda daha da çok hissediyorum ne çok buyuyorsun. Bizimle sohbet ediyorsun, gideceğimiz yeri seçerken fikir belirtiyorsun, görmek istediğin insanları sayiyorsun. Senin gözünden yaptiklarimizi dinlemek bir başka keyif simdi. Deniz sen, kendince bir yorumla anlatıyorsun ya yaşadıklarımızı benim için bambaşka bir pencere açıyorsun. Deniz buyuyorsun, bir müzede resim inceliyorsun mesela benimle, ya da kitapçıda kitap seçip bak şuna benziyor bu kitap diye yorum yapıyorsun. Yollarda kucak kucak demiyor da elimi tutup etrafa bakarak yürüyorsun. Etrafta gördüklerini bana anlatiyorsun. Deniz, buyuyorsun. Ama bir yandan hala ufaciksin. Uyanınca hemen benim kucağımı istiyorsun. Neden diye soruyorum, çok seviyorum kucağını diyip beni çok mutlu ediyorsun. Düştün mü hala yanıma koşup öpücük istiyor, yeni bir şey yapacaksan gözlerinle benden onay bekliyorsun. Deniz buyuyorsun ama hala ufaciksin. Kızım buyuyorsun ama hala benim bebegimsin. 2019 giderken ben en çok seni hatırlıyorum geriye bakınca. Ve yeni yıl için, sen biraz daha büyürken beraber yasayacaklarimiz için çok ama çok heyecanlanıyorum kuzum. Deniz, iyi ki bu hayatı bizimle yaşıyorsun ❤️
Ve iste bu da Denizle boyle bir gundu....

2 Ocak 2020 Perşembe

Hosgeldin 2020

Yilin ilk calisma gunu. Denizi krese biraktim. BIraz mail cevaplayayim dedim ama blog yaziyorum. E ilk gun, yumusak bir gecis yapmak daha iyi. 

Biz 12 yildir yurtdisinda yasiyoruz. Ve sanirim son 8 senedir falan Christmas doneminde Turkiyeye gitmiyoruz. Ve bu cok iyi oluyor cok ama. Kisin Turkiye hele Istanbul cok zorluyor beni, Hadi bu sene hava iyiydi yine Aralikta ama soguk ve yagmur oldu mu hele ne isim var benim burada diyorum. O yuzden bizim icin Chrstmas evimiz civarinda, hadi bilemedin ulke civarinda gecirien bir tatil.

Bu sene de oyle oldu. Daha dogrusu olmak zorunda kaldi. Cunku cok hastalandik. Deniz Kizil oldu Sonra o bana da bulasti. Ikimiz de antibiyotik kullandik. Antibiyotik bakteriyi hemen bitiyoru ve bu harika bir sey! Ama vucudu nasil yoruyor. Ah nasil yoruyor. O yuzden bu tatilin cogunda biz evimizdeydik. Benim vucudum bana resmen dur dedi! Ben de benim vucudum bu hastaliktan dolayi dur diyorsa, Denizin ki de diyor olabilir dedim ve onu da krese yollamadik. Evimizde dinlendik. Bence dogru tercih oldu. Denizin de evde olmasi yani. Cocuk cogu gun elinde kitaplari oyncaklari bir kenarda oturdu oynadi inanin. Bnece onun da bu donlenmeye ihtiyaci vardi. 

Christmas oncesinde hastalandik. Ama Christmas doneminde de iste o nekahat donemi devam etti. Biz de evimizde film izleyerek, Denizle bol bol oyun oynayarak, arada yuryuslere, parka cikarak bu tatili bitirdik. Gerci daha tatil bitmedi ve ne yazik ki bizim evde hastaliklar da bitmedi. Bu sefer de Ozan hasta. Saniyoruz safra kesesinde bir sorun var ya da mide. Doktor takip edecegiz dedi. Evde boylu boyunca yatiyor, takipteyiz.



Yeniyila da o yuzden ben bir basima girdim :) Ozan agridan kivraniyordu bizimle yemek bile yiyemedi yazik. Biz Denizle yedik yeni yil yemegimizi. Kuzu pasta istemisti ve ben ona evde pasta yapmistim! Evde diyorum pasta yaptim diyorum! Ben hala buna inanamiyorum da kusuruma bakmayin :) Kekini kremasini haziraldim sonra Denizle birlikte susledik. Ay ne sevindi. Ah nasil sevindi. Annecim ben istedim sen pasta yaptin deyisi. Ah Deniz bilsen sen isteyince ben neler yaparim diyemedim. 



Deniz kuzusu, yemegini yedi, pastasini yedi, kudurdu danet etti, oynadi ve 8de yatti. Yilbasi diye cocugu uykusuz birakacak halim yok. Ozan da agri kesiciyi icti 9da yatti. Bne de bir basima oturdum :) Niye oturdum bilmiyorum ama iste oturdum. Yilbasi ya erken yapmicam. Illa o havai fisekleri gorucem. Oturdum ama havai fisekleri goremedim. Cunku saat 12 olup da bizim evin etrafinda da havai fisekler atilmaya  baslayinca Deniz aglayarak uyandi,

Hemen yukari kostum. Baktim kuzum elleriyle kulaklarini kapamis koridorda duruyor. Korkmus.... Hemen onu kucagim aldim. Anlattim, sakinelstirdim. Yani yeni yila kucagimda kizimla girdim. E bu da cok guzel :)

Ertesi sabah Deniz tabi ki 7de bizim odaya geldi, uykum bitti sabah oldu diye. O zaman o 12yi bekleyen ve aksam uyumayan Gulcine  "Allah sana akil versin" dedim :)

Aldim kucagima kuzuyu sohbet ediyoruz.
O: Deniz aksam havai fisekler patladi degil mi?
Deniz bir anda heyecanlandi, kucagimdan dogruldu, eller kollar oynaya oynaya buyuk bir heyecanla konusmaya basaldi...
D: E ben onlari ayi sesi sandim! Ayilar bahcede bole bole bole yuruduler sandim.
Boylece sayesinde yeni yilin ilk gunu bizde cok gulmei basaldi :)

BU sene iyice farkettim ki boyle yeni yil falan artik benim icin cok da bir anlam atsimiyor. Oyle yeni yil kararlari alayim, sene baslayinca onlari ugulamaya baslayayim gibi bir heyecan icinde olmuyorum. Ha yazdim yine kenara bir seyler ama donup bakar miyim bilmiyorum.

Yazdiklarim icinde benim icin en onemlisi su: Ayda bir Denizle hafa ici bir gun anne-kiz gunu yapmak

Bu da demek oluyor ki ayda bir gun en zaindan aksamustu calismayacagim ve kuzuyu alip bir seyler yapacagim. Bnece bu ikimie de cok iyi gelir. Bunu yapmayi cok istiyorum. Hatta babasini da bir gun bunun baba-kiz erdiyonunu yapmak icin yureklendiriyorum.

Deniz cok cabuk buyuyor. Cok ama. Ozellikle tatillerde, rutinin disina cikinca bunu daha iyi anliyorum. Ve zamani durdurmak ona dair herseyi doya doya yasamak istiyorum. Olmuyor.

Pek cok arkadasim, yeni yil kararlarina "kendim icin daha cok sey yapmak" minvalinde seyler yazdi. Cok haklilar. Ama ben 3 yil olmasina ragmen bir turlu bu kafaya gelemiyorum. Eger bir vakit varsa ben onu denizle gecirmek istiyorum. Doya doya. Bu tatildeki tatliligininda etkisi sanirim. Cunku bazen oyle huysuz oluyor ki kuzey kutbuna kacasim geliyor saklayamam :) Ama bu tatilde oyle tatliydi ki olsa her gun tatilim her gunumu onunla gecireyim istedim. Kizim, ah canim kizim. 

Ama yok. ve artik ise ve rutinimize donme zamani. Ama bu yildan en buyuk istegim Denize bolca zaman ayirabilmek, birlikte bir suru tatile cikabilmek, gonlumuzce gezebilmek. 

O arada bir de calismam lazim tabi :) Isle ilgili hedefimi soyle yazmisim "bulundugum konumu korumak" 
Ozan bakti ve "baya hirs yapmissin ya tebrik ederim" dedi :) 

Yok hirsim. Gercekten. Varoldugum konumu koruyayim bana yeter bu sene. Daha yukselmek icin bizden vakit calacaksa isim gerek yok bence. Ben bu halimden memnunum. Ha tabi caliscagim, beni biliyorsunuz. Tabi ki elimden geldigince isimi iyi yapacagim. Aksi benim dogama aykiri. Ama o kadar. Daha yukseleyim diye bizden zaman calasim yok. Gecen yil da yoktu. Ondan onceki yil da yoktu. Iyi ki de yoktu. Calistik iste, ama Denizle de olabildigince cok cok cok zaman gecirerek. Terfi de ettim cok sukur. Mottom bu, bu calisma tempomla (ki bence zaten cok calisiyorum ama kendi saatlerimle calisiyorum) olursa olur, olmazsa da olmaz, yapabilecegim bir sey yok.  Bu sene de hedefim bu. Umarim bulundugm konum beni cok zorlamaz ve dengeyi koruyabilirim:)


Velhasil kelam hosgeldin 2020. Biz biraz hastalikla actik seni ama bunlar gecer. Genel sagligimiz iyi olsun yeter.
Senden ricam huzur dolu ol. o kadar iste... 

Ben en iyisi bu yaziyi instagrama yazdiklarimla bitireyim...
E geldik mi sona 2019? Sen de gidiyorsun iste. O zaman hemen dönüp bakayım neymiş bizim en sevilen 9 neymiş diye :) 2019 bizim için çok sıradan bir yıl oldu. Ve bilen bilir ben çok böyle yılları severim. Sıradan derken aslinda en sıradan günü bile cok kosturmaliydi, çok telasliydi. Hep bıçak sırtında bir dengeyle yaşadığımız bir yıl oldu. Ozan için de benim için de, özellikle benim iş değişikliğinden sonra, iş ve ev arasında kurduğumuz denge çok zordu. Ama işte bir şekilde oldu. Ve geriye dönüp bakınca küçük kuzuyla kucak kucağa günler kaldı🧡 Zaten sağlık olsun da her denge kurulur, her iş halledilir, her proje biter, her zorluk geçer. Yeter ki ardımızda güzel anılar kalsın. E bizim de kalmış sanki 🙏 o zaman teşekkürler 2019. Kuzuların sağlıkla büyüdüğü, hepimizin sağlıklı olduğu çok güzel bir yıl gelsin şimdi. Biz hazırız, bekliyoruz :) .
Simdi basladin yeni yilin guzel gunleri....

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails