21 Kasım 2020 Cumartesi


Konuşarak anlatamazsın! 
Beyhude bir çabadır. Ruhunu dökmek adına her ağzını açışında bundandır çıkan alakasız sesler. Ne kadar net anlatmaya çalışsan, ne kadar titizlikle seçmeye gayret etsen de harfleri, kulaklarına ulaştığı anda fark edersin sözcüklerdeki acizliği. Sanki sen değilsin konuşan! Bu bizzat yazıp yönettiğin ve başrolünü üstlendiğin dramı izlerken "Tam öyle de değil aslında..." diye araya girip yardım edesin gelir seni anlatmaya çalışan kendine. Sonunda da o kadar farklı şeyler anlatmış olursun ki; en başta düşündüklerin o kadar da mantıklı değilmiş meğerse gibi gelmeye bile başlar aniden. Konuşarak anlatamazsın! 
Aslında; "anlatamazsın!" 
Ya anlayan biri vardır, ya da anlatamazsın!

28 Ekim 2020 Çarşamba


Entropi'nin kontrolümüz dışında oluşu kaderci bir anlayış yaratıp elimizden hiçbir şey gelmeyeceği hissiyatını körüklese de; sadece kullanmayı tam olarak bilmediğimiz için değerini de aynı ölçüde bilmediğimiz ve aslında avcumuzun içinde duran ancak farkında bile olmadığımız bir silah, bize yardım etmek için hazırda bekliyor olabilir. 

Dünyayı gözlerimizle şu an olduğu gibi renkli olarak görmek, onun gerçekten renkli olduğu anlamına mı gelir? Ya peki çıt çıkmayan bir gece vakti duymadığımız hiçbir ses, gerçekten de etrafta hiçbir şeyin olmadığından mıdır? Zemini şeffaf cam olan yüksek bir köprüde küçük bir kız çocuğu etrafına gülücükler saçarak yürürken hemen yanındaki annesinin neden dizleri titrer?

Psikolojide de "Her Şeyin Teorisi"ni bulmak mümkün olabilir mi? Kuantum ve Newton Fiziğini harmanlar gibi psikolojik açıdan biz de "gerçeklik" ve "algı"yı harmanlayarak psişemizin hiçbir şeyden zarar görmeyeceği bir bilinç yaratabilir miyiz?


27 Ekim 2020 Salı

Lyrics

- SOUND XX -

How should I know where to go, to feel fine and leave all the pain behind. 

(all the pain behind)

How can I find a door, that leads to a world without the sense of time?

(sense of time)


Now I got a feeling, we must try for the sake of skies.

By the shinnig sun my heart is healing, I can fly to the mountains high.

(to the mountains high)


I'm gonna rule the time and make it stop whenever I want

And I'm gonna sail awhile, and I'll never grow old.


Oh I'm willing to cry and wash the evil from my mind.

It's killing the burning flame inside the people from my kind.

(people from my kind)

Who's gonna know, hey, who'll show me the way,

to cross the line to the other side and be the only one alive?

And I'm gonna know hey, the truth behind the walls oh,

to tell everyone, dont you wanna know it, to see it once again

and all the things we've been through, will show you the way.


I'm gonna rule the time and make it stop whenever I want

And I'm gonna sail awhile, and I'll never grow old.


19 Ekim 2020 Pazartesi


Bir masa yüzeyi düşünün ve bunun iki boyutlu bir evren olduğunu hayal edin. İçinde yaşayan iki boyutlu bir varlık sizinle aynı dili konuşabiliyor. Masaya yaklaşıp ona merhaba diyorsunuz. Sizi duyabiliyor ancak göremiyor. Siz onu hem görebiliyor hem de duyabiliyorsunuz.


Sizin de onayınız olan bir deney amacıyla beyninizin tamamı en ince ayrıntısına kadar bir bilgisayar ortamına aktarılacak ve işleyişi de mega güçlü kuantum bilgi işlemcileri sayesinde birebir simüle edilecek. Bir baypas şalteriyle de kontrol, tek tuşa basarak gerçek beyninizden simülasyon beyninize ve yine aynı tuşa basarak simülasyon beyninizden gerçek beyninize aktarılabilecek. Gerekli tüm operasyonlar gerçekleştiriliyor, deneyler yapılıyor. Bir insanın beyninin kopyalanabileceğine ve bu kopya beyin ile hayata devam edilebileceğine dair bilimsel veriler eşliğinde kanıtlar ortaya konuyor. Her şey başarılı. 

Tüm bunlardan sonra ise sizi bir sandalyeye oturtuyorlar. Önünüzde iki tuş var. Sağdaki tuşun üzerinde gerçek, soldaki tuşun üzerinde simülasyon yazıyor ve sizden; bundan sonraki hayatınızı gerçek beyninizin kontrolünde mi yoksa simüle edilen kopya beynin kontrolünde mi geçirmek istediğinize dair seçim yapmanız isteniyor. Siz simülasyonu deaktive edip gerçek beyninize kontrolü vermek için sağdaki tuşa basıyorsunuz ve hayatınıza bu şekilde devam etmek istiyorsunuz. Kendiniz olarak yaşamaya ve hissetmeye devam etme kararı verdiniz. Çünkü diğer seçenekte gerçek ve kendiniz olamayacağınızı biliyorsunuz. Seçiminizi yaptınız. Her şey normal. Tıpkı eskiden olduğu gibi. 

Ancak siz yine de bu deneyin ve operasyonun size herhangi bir zarar verip vermediğinden emin olamıyorsunuz. Çünkü deneyin başarıya ulaşıp ulaşmadığını anlayabilmek için operasyondan hemen sonra birçok defa gerçek ve simülasyon beyniniz arasında geçiş yaptınız. Hem simülasyona bağlı hem de gerçek beyninize bağlı şekilde bir süre yaşamaya devam ettiniz. Bu durumun psikolojik olarak veya ileride fizyolojik olarak bir sorun çıkarıp çıkarmayacağından küçük de olsa şüpheleriniz var. Neyse ki verdiğiniz nihai kararın ardındaki ilk bir yılın sonunda hayatınızın normalden hiçbir farkının olmadığını görerek rahatlıyorsunuz ve artık deneyi kafanızdan çıkartarak yaşamınıza devam ediyorsunuz. İlerleyen zamanlarda dünyanın en güzel kadınıyla tanışıyor ve dünyanın en güzel kız çocuğunun babası oluyorsunuz. 

Üç yıl sonra telefonunuz çalıyor ve deney ekibinden, etik değer kaygıları vicdanına sonunda ağır basan biri size bilinçli olarak yanlış bilgi verdiklerini ve üç yıldır simülasyon beynin kontrolünde hayatınızı sürdürdüğünüzü söylüyor. Siz büyük bir hınçla derhal durumu düzeltmelerini ve gerçek beyninizin kontrolünde yaşamınıza devam etmek istediğinizi söylüyorsunuz. Ancak bir sorun var. Gerçek beyniniz üç yıldır deaktif durumda. Dolayısıyla şalteri değiştirdiklerinde son 3 yılınızla ilgili hiçbir anınız olmayacak. Üç yıllık bir göz kırpması...


9 Ekim 2020 Cuma


Bazen düşünüyorum da nasıl hayatta kalabildiğimize şaşıyorum. Kılcal damarlara dayalı sırtımız. Mikroskobik bir canlı, hatta canlı bile kabul edilmeyen bazı organizmaların insafında; tamamen şans eseri, sırf henüz tepelerinin atmamış olması nedeniyle nefes alabilmeye devam ediyoruz. Kendilerini hiç tanımıyor olmamıza rağmen üç nesil öncesinden gelen bozuk genlerin pusu kurduğu, hatta yaşadıklarından bile haberdar olmadığımız yakınlarımızın psikolojik travmalarının tetiklenmeyi beklediği bir kaba konmuş dünyaya servis edilmişiz. Yaşam dediğimiz öyle çok bilinmezli bir denklem ki; bir anlık dikkat dağınıklığına, bir küçük tökezlemeye, bazen de basit bir tesadüfe bakar jeneriğin akmaya başlaması. Ve...

"Son"

Hafızamızın kısıtlı kapasitesi bundan olsa gerek. Unutturmalı insan kendine bazı şeyleri. Yoksa zor, hayata böyle dört elle sarılmak!


8 Ekim 2020 Perşembe


Bu gece rüya görmedim...

Hatırlamaya çalıştım, hatırlayamadım. 

Nefes alıyor muydum, hissetmedim. 

Dünya dönmeye, zaman akmaya devam etti mi; bilmiyorum. 

"Yok" dedi, yok oldu.