HAPPY NEW YEAR!!!

31 Aralık 2008 Çarşamba


"Gözlerimi kapatıp dilek diliyorum,yeni bir yıl için.
Derinden bir nefes alıyorum önce,1 2 3 diyorum sonra içimden, bakıyorum ki baska bir sen ,baska bir ben, baska bir şey..".

23 Aralık 2008 Salı



"Karlar yağsın her yere,bem beyaz yağsın hemde.Bütün karaları kapatsın.

Önce gördüğüm yerlere sonrada deli gönlüme yağsın"

ÇOk sosyal siniz canım












Kumar - bazlar :D

22 Aralık 2008 Pazartesi







Çocukluğumu özlüyorum...

21 Aralık 2008 Pazar


Çocukluğumu özlüyorum.Çocukluğumun kışını ,baharını en çok da yaz akşamlarını özlüyorum.Biz 4 mevsim yaşardık hayatı;yazı yaz kışı kıştı adamakıllı.Büyüdükçe güneşin kavurduğu tenimizin karalığı içimize çöküyor sanki.

Çocukluğumu özlüyorum iyice...Yalınayak sokağı adım adım saymak,dizlerimi kanatmak,hiçbirşeyden korkmamak istiyorum.Eve girmek nedir bilmeden gecelere kadar oyun oynamak,zillere basıp basıp kaçmak,sokaktaki kötü amcanın"gidin lan evinize" diye bağırmasını ,mahallenin erkekleriyle aşık atıp top peşinde koşturmak istiyorum.

Karpuzun sularını akıta akıta yemek,tek derdimin sınıf geçmek olmasını istiyorum.Gazoz kapağından ipli fırıldak ,kiremitten kına yapmak,sularla oynamak istiyorum,çekirdek kabuklarından minik dağlar yapmak istiyorum. .Di-li geçmiş zaman işte.Büyüdük teker teker ,dağıldık bir daha hiç toparlanmamak üzere.Hayat,yemek buharı gibi uçup gidiyor avuçlarımdan.

Tek teselli özleyecek bir çocukluğumun olması.


Alıntıdır...

Tam olarak Grip oldum yer burasıdır....

7 Aralık 2008 Pazar
















Romantıkliğini Kaybetmiş Asklara...

5 Aralık 2008 Cuma


> > Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı...Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı.Eşimin bir zamanlar çok sevdiğim bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu. İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlıgı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı. Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum. Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye sordu. 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim, 'sadece yoruldum.' Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki! Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne yapabilirim?' Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu. 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim. 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâlolacak. Bunu benim için yapar mısın?' Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını yarın vereceğim' dedi. Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu. Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı. 'Sevgilim' diye başlıyordu,'O çiçeği senin için koparmazdım' Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim. 'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var. 'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var. 'Sâdık arkadaşın ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındakikrampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var. 'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var. 'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin - gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var. 'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.' Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu. Göz yaşlarım mektuba düşüyordu. 'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.' Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi. Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.Bu gerçek aşktı. İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz. Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir yerdedir. Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır. Hayat tam da böyle bir şeydir.

3 Aralık 2008 Çarşamba



Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, grip aşılarının her sene yeniden hazırlandığını belirterek şöyle dedi: "Grip virüsleri sabit virüsler değil. Bugüne kadar grip aşılarında bir öncekinde yer alan üç virüsten biri veya bazen de ikisi değiştirilirken, bu sene üç virüs de değiştirildi. Aşının etkili olabilmesi için aşıda bulunan virüslerle salgın yapan virüslerin aynı veya çok benzer olmaları gerekiyor. Geçen sene olduğu gibi uyum azsa aşının koruyuculuğu da azalıyor veya hiç olmayabiliyor"Gribin her yıl kış aylarında salgınlarla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Küçükusta, "Bu yıl da bir grip salgını olacaktır. Bu tür salgınları küçümsemek doğru değildir; çünkü gribin bu tip salgınları her yıl tüm dünyada 3-5 milyon insanın ciddi şekilde hastalanmasına ve 250 ila 500 binin de ölümlerine yol açar" dedi.-GEÇEN YIL GRİP AŞILARI ETKİSİZ KALDI-Grip aşılarının her sene yeniden hazırlanması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, "Çünkü, grip virüsleri sabit virüsler değil; yüzeylerindeki proteinlerde sürekli olarak küçük veya büyük değişiklikler oluyor. Dünya Sağlık Örgütü' nün dünyanın çeşitli ülkelerinde 100' den fazla laboratuarında hangi virüslerin salgın yaptığı sürekli olarak izleniyor ve bunlar içinden en çok hastalık yapan iki A ve bir B tipi virüsü belirlenerek üretici firmalara bildiriliyor" dedi. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta şunları söyledi: "Bu seneki grip aşısında da geçmiş senelerde olduğu gibi biri H1N1 diğeri H3N2 alt tipinden olmak üzere iki adet A ve bir adet de B tipi grip virüsüne ait antijenler var, ama bu aşı öncekilerden çok farklı. Bugüne kadar yeni grip aşılarında bir öncekinde yer alan üç virüsten biri veya bazen de ikisi değiştirilirken, bu sene üç virüs de değiştirildi. Bu çok önemli; çünkü geçen seneki grip aşılarında bulunan virüslerle hastalık yapan virüsler tamamen farklı olduğu için aşılar etkisiz kaldı."-GRİP AŞISI YÜZDE YÜZ KORUMAZ-Grip aşısının yüzde yüz koruyucu bir aşı dxolmadığını kaydeden Prof. Dr. Küçükusta, "En ideal şartlarda bile sağladığı koruma yüzde 70-80 kadar. Aşının etkili olabilmesi için aşıda bulunan virüslerle salgın yapan virüslerin aynı veya çok benzer olmaları gerekiyor. Geçen sene olduğu gibi uyum azsa aşının koruyuculuğu da azalıyor veya hiç de olmayabiliyor" diye konuştu. aşının koruyuculuğunun gençlerde daha fazla olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Küçükusta şöyle devam etti: "Önemli bin nokta ise aşının koruyuculuğunun gençlerde daha fazla olması; yaş ilerledikçe aşının etkinliğinin azalması. Bu da grip aşına duyulan güveni azaltan bir unsur. Grip aşısı özellikle yaşlılara tavsiye ediliyor, zira bir grip salgınında en çok hastalanan ve ölenler yaşlı insanlar, ama onlarda da gençlerdeki kadar koruyucu değil maalesef. Grip aşısının etkinliğinin 'abartıldığını' gösteren çalışmaların sayısı da her geçen gün artıyor. Amerika' da son 20 yılda grip aşısı olan yaşlıların oranı yüzde 15' den yüzde 65' e çıkmasına rağmen yaşlıların hastaneye yatış ve ölüm oranlarında buna uygun bir azalma olmadığı biliniyor. Grip aşılarının etkinliği Nasrettin Hoca'nın göle maya çalmasından farklı değil. Önümüzdeki kış aylarında beklenen grip salgınına yol açacak virüsle aşıdaki virüsler uyumlu olursa 'İyi ki aşı olmuşum' diye sevinebilirisiniz. Ama bu işin garantisi yok, aşı hiçbir işe yaramayabilir de. Bana sorarsanız; yüzde yüz ve ömür boyu etkili bir grip aşısı çıkana kadar herkesin değil, ama kronik akciğer, kalp ve böbrek hastalarının, yani grip salgınlarında ölüm ihtimali en yüksek olan kişilerin aşı olmaları uygundur derim.

ANKA