What do you think?

Win a free print copy of this book!
8 days and 03:05:06
20 copies available
U.S. only

Perfume: The Story of a Murderer
Win a free print copy of this book!
8 days and 03:05:06
20 copies available
U.S. only
An alternative cover edition for this ISBN can be found here.
An acclaimed bestseller and international sensation, Patrick Suskind's classic novel provokes a terrifying examination of what happens when one man's indulgence in his greatest passion—his sense of smell—leads to murder.
In the slums of eighteenth-century France, the infant Jean-Baptiste Grenouille is born with one sublime gift—an absolute sense of smell. As a boy, he lives to decipher the odors of Paris, and apprentices himself to a prominent perfumer who teaches him the ancient art of mixing precious oils and herbs. But Grenouille's genius is such that he is not satisfied to stop there, and he becomes obsessed with capturing the smells of objects such as brass doorknobs and fresh-cut wood. Then one day he catches a hint of a scent that will drive him on an ever-more-terrifying quest to create the "ultimate perfume"—the scent of a beautiful young virgin. Told with dazzling narrative brilliance, Perfume is a hauntingly powerful tale of murder and sensual depravity.
An acclaimed bestseller and international sensation, Patrick Suskind's classic novel provokes a terrifying examination of what happens when one man's indulgence in his greatest passion—his sense of smell—leads to murder.
In the slums of eighteenth-century France, the infant Jean-Baptiste Grenouille is born with one sublime gift—an absolute sense of smell. As a boy, he lives to decipher the odors of Paris, and apprentices himself to a prominent perfumer who teaches him the ancient art of mixing precious oils and herbs. But Grenouille's genius is such that he is not satisfied to stop there, and he becomes obsessed with capturing the smells of objects such as brass doorknobs and fresh-cut wood. Then one day he catches a hint of a scent that will drive him on an ever-more-terrifying quest to create the "ultimate perfume"—the scent of a beautiful young virgin. Told with dazzling narrative brilliance, Perfume is a hauntingly powerful tale of murder and sensual depravity.
263 pages, Paperback
First published February 26, 1985
About the author
Patrick Süskind
41 books4,387 followersFrom 1968-1974 he studied medieval and modern history in Munich and Aix-en-Provence. In the '80s he worked as a screenwriter, for Kir Royal and Monaco Franze among others.
After spending the 1970s writing what he has characterized as “short unpublished prose pieces and longer un-produced screenplays”, Patrick Süskind was catapulted to fame in the 1980s by the monodrama Der Kontrabass (The Double Bass, 1981), which became an instant success and a favourite of the German stage. In 1985 his status as literary wunderkind was confirmed with the publication of the novel Das Parfüm. Die Geschichte eines Mörders (Perfume: The Story of a Murderer), which quickly topped the European best-seller list and eventually sold millions of copies worldwide.
After spending the 1970s writing what he has characterized as “short unpublished prose pieces and longer un-produced screenplays”, Patrick Süskind was catapulted to fame in the 1980s by the monodrama Der Kontrabass (The Double Bass, 1981), which became an instant success and a favourite of the German stage. In 1985 his status as literary wunderkind was confirmed with the publication of the novel Das Parfüm. Die Geschichte eines Mörders (Perfume: The Story of a Murderer), which quickly topped the European best-seller list and eventually sold millions of copies worldwide.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 292 reviews
September 30, 2024
Tahmin ettiğimden kat kat güzel bir kitap. Bazı konular birbirine çok iyi bağlanmış ve aklıma gelmeyecek olaylar barındırıyor. İyi ki okumuşum dedirten kitaplara +1 daha ekledim. Kesinlikle herkese öneririm kitap su gibi akıyor.
September 9, 2020
O malum sahne Stanley Kubrick'in mi fikriydi? Ne olduğumu şaşırdım valla. Rahatsız ediciydi ve şahaneydi.
May 27, 2017
insanın kokusu da umurunda değildi. insan kokusunu, başka maddeler kullanarak da yeterince taklit edebiliyordu. onun istediği, belirli insanların kokusuydu: o çok seyrek olan, aşk uyandıran insanların kokusu... böyleleriydi onun kurbanları.
kime, nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.
bu yıl okuduğum en etkileyici kitaptı das parfum...
filmini izleyerek büyülenmiştim on yıl kadar önce. çok başarılı bir uyarlama olduğu için kitabını okumaya gerek bile duymamıştım.

büyük yanılmışım.
hayatımın kokularla direkt olarak kesiştiği -keskin kokuların başımı ağrıttı bir hastalığım var; köpeğimin içinin rahat edebilmesi için de görmesi, duyması, dokunması yetmiyor, eve gelen her insanı ancak koklarsa sakinleşebiliyor- bir dönemde okuma listemden bağımsız olarak başladım kitabına.
patrick süskind kene benzetmesini uygun görse de bir köpeğin burnunun hassaslığını bildiğim için zihnimde yürüyen bir köpek olarak yer edindi jean baptiste. belki çok klişe ama, kesinlikle daha gerçek!
kokmama ironisi ise başarılı bir şekilde anlatılmış: ben kokmuyor olamam, çünkü her şey kokar. doğrusu şu ki, ben kendimi doğduğumdan beri günbegün koklaya koklaya burnum kendi kokuma karşı köreldiği için koktuğumu anlamıyorum.
saf nefret, anlatıcı bir ''ses'' olmasına rağmen filminde hiçbir şekilde değinilmeyen bir ayrıntı mesela. kitabın en sevdiğim kısımları bu yüzden jean baptiste'in duygularının resmedildiği paragraflar... hiç de filmdeki gibi boş bakışları olan bir karakter değil zihnimde. hatta bir vücut bulması için odaklandığımda korkuyorum attığı bakışlardan.
elinden gelse şimdi hepsini, bu ahmak, pis kokulu, şehvete dalmış yığını, aynı vaktiyle kuzgun karası ruhunun ülkesinde yabancı kokuları yok ettiği gibi yerle bir ederdi. istiyordu ki onlardan ne kadar çok nefret ettiğinin fakına varsınlar da insan olalı duydukları bu tek gerçek duygu yüzünden nefretine nefretle karşılık versinler, kendisini bu yüzden, zaten baştan da niyetlendikleri gibi, yok etsinler. ömründe bir kerecik olsun kendini vermek istiyordu: nasıl onlar sevgilerini, aptalca hayranlıklarını dışa vuruyorlarsa o da nefretini. bir kere, sadece bir kere kendi gerçek benliğiyle anlaşılıp başka bir insandan kendi tek gerçek duygusuna, nefretine bir yanıt almak istiyordu
nefretin büyüklüğüne bakar mısın? nasıl silik biri olabilir bu adam, kokmadığı için mi? ah, çok yoruldum bu düşüncelerden.
insanların sevgisine hükmetme gücüne sahip bir insanın nefret duygusuna sıkı sıkı sarılması da beni şaşırtan ayrıntılardan biri ama özetle.
dehşet gölgesinde bir hayranlıkla karakterimizin zihninde çıktığım gezinti tek kelime ile inanılmazdı. katil bir seyyah gibi kokunun izinde koştum sayfalarca.
derin bir felsefesi var bu yapıtın. dokunduğu noktalar çok gerçek, dokunurken kullanılan üslup çok keskin. din adamlarının kaypaklığı, istediğimiz bir olayı anında hiç olmamışçasına unutabilmemiz, ''utanç gün''lerini yok sayarak hayatımıza devam edebilmemiz yüzüme büyük bir ustalıkla çarpılıyor.
ve yine, çok geçmeden bütün hayat normale dönüyor, insanlar çalışıp çabalıyor, rahat uyuyor, işleriyle uğraşıyor ve kendilerini dürüst sayıyorlar
September 13, 2015
Kendine ait kokusu olmayan, sıradan, az biraz çirkin, ufak tefek karakterin, Jean-Baptiste Grenouille'in hikayesi. Grenouille Tanrı'ya inanmıyor, sevmiyor, korkmuyor, kaygılanmıyor. Sadece kokulara karşı inanılmaz yeteneği var.
Kitabın dili çok güzeldi. 17. yy'da yaşıyormuş gibi hissettirdi. Sonu da güzel bağlanmıştı.
Değişik tarzda roman arıyorsanız, öneririm.
Kitabın dili çok güzeldi. 17. yy'da yaşıyormuş gibi hissettirdi. Sonu da güzel bağlanmıştı.
Değişik tarzda roman arıyorsanız, öneririm.
January 20, 2019
Kokusuz doğması sebebiyle annesinden tüm efendilerine kadar herkesçe yok sayılan fakat dış kokulara karşı aşırı derecede duyarlı Jean-Baptiste Grenouille’yı konu alan "Koku / Perfume: The Story of a Murderer / Das Parfum: Die Geschichte eines Mörders", alt metninde kişilik ve benlik temalarını incelerken üst metinde de kokuların insanlar üzerindeki büyülü işleyişini orijinal bir şekilde kaleme alıyor. Patrick Süskind’in sanki kokuları kendi üretiyormuşçasına kaleme aldığı kitapta topluma kendini kabul ettirebilmenin insan üzerindeki etkisine değinilirken, karakterin başkalarının kokuları üzerinden kendi karakterini bulma çabasıyla insan olmanın ne demek olduğu tartışılıyor. Oldukça sürükleyici bir şekilde kalema alınan kitabın 18. Yy’da geçen atmosferi oldukça başarılı olmakla beraber hikayeyi okuyucuya aktarış biçimi de bir o kadar özgün. Zaman zaman hikayeden saptığını düşündüğüm detaylarına rağmen kesinlikle göz atılması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
20.01.2019
İstanbul, Türkiye
Alp Turgut
http://www.filmdoktoru.com/kitap-labo...
20.01.2019
İstanbul, Türkiye
Alp Turgut
http://www.filmdoktoru.com/kitap-labo...
February 14, 2019
Bir beş yıldız daha olmalıydı bence oy vermek için..
Şöyle ki aciklamasindaki gibi kokusuzlugu toplum dışı olmasının yansıması gibi görülse de ben yazarın yarattığı katilin kafasının içine çok sasirdim. Dilbilgisi, vücut ya da yüz güzelliği, nesnelerin parlaklığı ya da güzelliğiyle kesinlikle ilgilenmiyor Grenouille. Ilgilendigi tek şey kokusuzlugu -toplumda yer edinemeyisiyle- kendine koku bulma cabasi- toplumsuz olsun olmasin kendine kisilik bulma cabasi- gerçekten hem acıklı hem etkileyici. Kendini sadece ilgisini çeken ve onlara ulaşmasına bağlayan şeylere ilgi duyar hale getirmek. Koku-kişilik arayışıyla kendi olma çabasını birlestirememek ve hayatı boyunca bir şeylerin peşinden sürüklenmek.
Filmini izlemiştim ve hem etkileyici hem acıklı ve ilginç gelmişti. Her zaman dediğim gibi kitapların detayciligini filmlere tercih ederim ama yönetmeni hatirlamadan da kitaptaki duygusal izleri yakaladığını filme taşıdığını söyleyebilirim.
Şöyle ki aciklamasindaki gibi kokusuzlugu toplum dışı olmasının yansıması gibi görülse de ben yazarın yarattığı katilin kafasının içine çok sasirdim. Dilbilgisi, vücut ya da yüz güzelliği, nesnelerin parlaklığı ya da güzelliğiyle kesinlikle ilgilenmiyor Grenouille. Ilgilendigi tek şey kokusuzlugu -toplumda yer edinemeyisiyle- kendine koku bulma cabasi- toplumsuz olsun olmasin kendine kisilik bulma cabasi- gerçekten hem acıklı hem etkileyici. Kendini sadece ilgisini çeken ve onlara ulaşmasına bağlayan şeylere ilgi duyar hale getirmek. Koku-kişilik arayışıyla kendi olma çabasını birlestirememek ve hayatı boyunca bir şeylerin peşinden sürüklenmek.
Filmini izlemiştim ve hem etkileyici hem acıklı ve ilginç gelmişti. Her zaman dediğim gibi kitapların detayciligini filmlere tercih ederim ama yönetmeni hatirlamadan da kitaptaki duygusal izleri yakaladığını filme taşıdığını söyleyebilirim.
December 19, 2018
filmi zihnimden hâlâ silinmemişken kitabı daha fazla bekletemezdim.
ancak şunu belirteyim, filmi üçe dörde katlayan bir kitap.
okumadan önce:
Çok sevdiğim bir hocamın önerisinden sonra, az önce oda arkadaşımla filmini bitirdim ve şey...
Öncelikle şunu net belirteyim beynim bildiğiniz yandı, bitti, kül oldu. Error veriyor, hiçbir şey düşünemiyorum falan, böyle tuhaf bir haldeyim, anlatamam.
İkincisi, izlediğim en filmlerden biriydi.
Üçüncüsü, böyle bir filmin kitabı varsa kesinlikle okunur!
.
Elimdeki kitapları finishledikten sonra hemen başlayacağım.
ancak şunu belirteyim, filmi üçe dörde katlayan bir kitap.
okumadan önce:
Çok sevdiğim bir hocamın önerisinden sonra, az önce oda arkadaşımla filmini bitirdim ve şey...
Öncelikle şunu net belirteyim beynim bildiğiniz yandı, bitti, kül oldu. Error veriyor, hiçbir şey düşünemiyorum falan, böyle tuhaf bir haldeyim, anlatamam.
İkincisi, izlediğim en filmlerden biriydi.
Üçüncüsü, böyle bir filmin kitabı varsa kesinlikle okunur!
.
Elimdeki kitapları finishledikten sonra hemen başlayacağım.
July 20, 2017
Okuyalı yıllar oluyor. Hala en sevdiğim kitaplardandır.
June 20, 2021
Mesleğim gereği kimya bilimiyle ilişkili tarifsel anlatımlar ve belki de en sevdiğim hobime kucak açan botanikle ilgili adını ilk kez duyduğum türlü çiçekler kitabın benim açımdan en ilgi çekici yerleriydi. Kokuya ekstra hassas bir insan olmamdan kaynaklı daha farklı bir kitap bekliyordum, ama beklentilerim büyük ölçüde boşa çıktı. Bir de Grenouille’e dış göz olarak bakınca, bir ‘hiç’ olarak yaşadığı hayatının düşüncesi bile fazlasıyla rahatsız edici geldi. Bana göre hiç diyorum tabi, belki de başkasının ütopiasıdır, kimbilir..
December 23, 2019
Sarsıldım...Tüyler ürpertici.
March 13, 2023
Kokunun romanını yazma fikri başlı başına ilginç bir yaratıcı yazarlık gerektiriyor. Kokular kelimelrle anlatılması en zor duyusal uyaranlar. Bir o kadar da etkileyici, sanki bilinç altı düzeyde işliyor gibi. Derinlemesine koku algılayabilen, toplumdan itilmiş bir dehanın neler yapabileceği üzerine ilginç bir deney denebilir, Süskind'in romanı için. Çevremdeki kokulara daha yakından ilgi göstermemi sağlayan koku farkındalığı yarattığını da eklemeliyim. Romanın Tom Tykwer'ın yönettiği filmin nasıl üstesinden geldiğini merak ediyorum, ilk fırsatta izleyeceğim.
February 13, 2018
Çok değişik bir kitaptı. Kesinlikle sürükleyiciydi ama anlam veremediğim çok şey oldu. Bazı yerlerde sıkıldım çünkü betimlemelerle ilerleyen, çoğunluğu diyalogsuz bir kitap. Bazen konsantrasyonumun kaydığını hissettim.
Koku meselesi çok mantıklıydı. Bir kişiyi kişiliği veya dış görünüşündense sahip olduğu koku sebebiyle beğenme durumu. Ama karakterimizin kendisi kokmuyordu, fakat etrafındaki her şeyin kokusunu alabiliyordu. Duyguların bile. Kitap ilerledikçe bu nesnelerin kokularını hafızasına almayı ve bunları parfüm yapımında kullanmayı da öğrendi. Ama onun gözü ne paradaydı, ne de parfüm mesleğinin getirmiş olduğu başarıda. Zaten bu bir katilin hikayesi. Işlediği cinayetler, en güzel kokuların peşinde olmasındandı. Bu kokularla dünyanın en iyi ve cazip gelen kokusunu yapma amacı taşıyordu.
Kabul etmek gerekirse kitabın vermek istediklerini tam kavramadığımın farkındayım.
Birçok kokunun detayıyla anlatılması bir yerde beni boğdu, evet gerçekçi falan ama bu burun ne çok hissediyormuş dedirtti. Genelde odaklandığımız 4 duyu organından faklı olarak burna odaklanması da kitabın güzel bir özelliğiydi. Kokunun sizi tanımladığını anlatıyordu bir bakıma, kitap boyunca bu kokusuz karakterimiz bu sebeple mücadele veriyor bence. Çünkü kokular bizi biz yapan, Çevremizi çevremiz yapan şeyler. Onlarsız sadece nefes almak olur, zevkin çıkarılmış hali.
Ana karakterimiz hayatta yaşadıklarıyla güç kazanırken aynı zamanda birçok yerde acı çekmiyor gibi gözükmesiyle tanımlanıyor. Her şeyin kokusunu alabilen bu şahıs asla koku yayamıyor, bir canlılık göstermiyor sanki. Çok ilginç ayrıntılardı bence. Bir duyu için yazılmış çok değişik bir kitaptı. Cinayetler de ilginçti ama tamamiyle bir cinayet romanı okuyormuşsunuz gibi değildi, amaç zaten bu da değildi. Bu cinayetlerin işlenme sebebini öğreniyor, bu öldürülen kadınların kokularının işlevini görüyorduk. 25 tane bakire ve güzel kadının vücutlarından alınan parçalar ortaya meleksi bir koku çıkarıyor ve insanoğlunun vazgeçmediği iki ihtiyaç ve zevki tetikliyordu: yemek ve seks.
Hiçbir sey bilmeyerek başlamasaydım belki de bu kadar sıkılmazdım, veya bilerek başlasam bu kadar sürükleyici olmazdı. Ama kesinlikle enfes bir anlatım ve ilginç bir algılama şekliydi (ilginç bu kitap için kullandığım tek kelime olacak).
September 8, 2021
Uzun zamandır listemde olan bir kitaptı, içeriğinden biraz haberdardım bu yüzden benim için şaşırtıcı pek bir şey yaşanmadı, bu durum belki kitapla ilgili düşüncemi de etkilemiştir.
Genel olarak akıcı ve ilginç bir kitaptı, yazarın kendine has bir üslubu vardı bu, kitaba zaman zaman renk katarken zaman zaman da akışı baltalayan bir detay haline gelmiş. Okumaktan hoşlandığım bir kitap oldu, bazı bölümler daha uzun olsa desem de güzeldi.
Yorum yazmaya yazmaya körelmişim.
Genel olarak akıcı ve ilginç bir kitaptı, yazarın kendine has bir üslubu vardı bu, kitaba zaman zaman renk katarken zaman zaman da akışı baltalayan bir detay haline gelmiş. Okumaktan hoşlandığım bir kitap oldu, bazı bölümler daha uzun olsa desem de güzeldi.
Yorum yazmaya yazmaya körelmişim.
January 26, 2019
Öncelikle Almanca'dan dilimize çevrilmiş olan Koku: Bir Katilin Öyküsü birazcık eski bir kitap ve şu ana kadar da herkesin okumuş, duymuş veya izlemiş olduğundan adım gibi emin olduğum bir kitap. Fakat gelin görün ki hala insanlar okumaya, izlemeye devam ediyorlar. (İzlemeye diyorum çünkü Koku adından kitabın film versiyonu da bulunmakta.)
Eğer konuşsaydım size adını telaffuz edemeyeceğimden emin olduğum Jean Baptiste Grenouille adında bir çocuğun, gencin, bireyin etrafında gerçekleşiyor olaylar. Bu genç 18.yy Fransa'sında bir balık pazarında sahipsiz bir genç kadın tarafından dünyaya getiriliyor. Yaşaması imkansız olan Jean Baptiste resmen her zorluktan kurtulup yaşamayı hayata tutunmayı başarıyor.
Yorumumun devamı için blogumu ziyaret edip okuyabilirsiniz; https://ruyakitaplik.blogspot.com/201...
Eğer konuşsaydım size adını telaffuz edemeyeceğimden emin olduğum Jean Baptiste Grenouille adında bir çocuğun, gencin, bireyin etrafında gerçekleşiyor olaylar. Bu genç 18.yy Fransa'sında bir balık pazarında sahipsiz bir genç kadın tarafından dünyaya getiriliyor. Yaşaması imkansız olan Jean Baptiste resmen her zorluktan kurtulup yaşamayı hayata tutunmayı başarıyor.
Yorumumun devamı için blogumu ziyaret edip okuyabilirsiniz; https://ruyakitaplik.blogspot.com/201...
August 7, 2023
Bir modern klasik! Müthiş bir gerilim! Özellikle son sahnelerin muazzam tüyler ürpertici etkisiyle en az karakteri kadar hayrete düşürüyor Patrick Süskind’in üslubu.
Koku’yu Temmuz 2006’da ilk okuduğumda 20 yaşındaydım. Acayip gerildiğimi ve büyülendiğimi hatırlıyorum. Fakat nedense son sahneler aklımda çok yer etmemiş.
Şimdiki etkisi çok daha farklı oldu. Şimdi beni sadece tekinsiz kurgusuyla değil, diliyle, üslubuyla, müthiş tasvirleri ve en çok da son kısmıyla etkiledi.
@fatmaburchak’ın şahane yoldaşlığı eşliğinde @yazariylakonusanlar ile okuduk.
#neokudum #koku #patricksuskind #canyayinlari #yazariylakonusanlar
Koku’yu Temmuz 2006’da ilk okuduğumda 20 yaşındaydım. Acayip gerildiğimi ve büyülendiğimi hatırlıyorum. Fakat nedense son sahneler aklımda çok yer etmemiş.
Şimdiki etkisi çok daha farklı oldu. Şimdi beni sadece tekinsiz kurgusuyla değil, diliyle, üslubuyla, müthiş tasvirleri ve en çok da son kısmıyla etkiledi.
@fatmaburchak’ın şahane yoldaşlığı eşliğinde @yazariylakonusanlar ile okuduk.
#neokudum #koku #patricksuskind #canyayinlari #yazariylakonusanlar
April 25, 2017
Tek kelime. Müthişti.
March 3, 2024
Son zamanlarda okuduğum en orijinal ve sürükleyici kitaptı. Enfes bi anlatıydı, ama bir o kadar da dehşet vericiydi. Kesinlikle tavsiye ederim.
September 25, 2018
İnsanın felâketi, sessizce odasında, ait olduğu yer olan odasında oturmak istememesinden gelir, der Pascal.
4,5/5⭐️⭐️⭐️⭐️
Koku'yu ilk olarak seneler önce film versiyonunu bir arkadaşımın baya spoilerli bir şekilde anlatmasıyla duymuştum. Sonrasında yine bir türlü filmini izleyemediklerimden biri oldu ama aslında izlemeyi istemememin asıl sebebi filmine dair baya bir bilgim olduğu için tam ablamıyla keyifle izlemeyeceğimi tahmin etmemdi. Neyse aslında bir kitaptan uyarlanma olduğunu öğrenince tabii ki kitabını okumayı daha çok istedim. Koku kitabı bana sorarsanız herkesin kaldırabileceği bir kitap değil. Filmine yapılan bir yorumdan alıntı yaparsam aslında tam anlamıyla "önce bir katilin, sonra bir dahinin, nihayetinde de bir aptalın hikayesi" diye özet geçebiliriz. Jean Babtiste dünyada hiç benzerine rastlanmamış bir koku duyusuna ve kokuyu ebedi saklamak için de akla hayale sığmayan yöntemelere başvurarak günden güne katil ruhunu besleyen ve yaptıklarından asla çekinmeyen tanıyabileceğiniz en garip karakter.. Açıkçası ben kitabını okuduktan sonra dayanamayıp filmini de izledim ve filmi muazzamdı. Filminden sonra kitabına karşı ve hikayenin kendisine karşı beğenim daha da yükseldi. Gerçekten herkesin kitaplığında bulunması gereken tam anlamıyla çok farklı bir kitap! Keyifli okumalar dilerim..
4,5/5⭐️⭐️⭐️⭐️
Koku'yu ilk olarak seneler önce film versiyonunu bir arkadaşımın baya spoilerli bir şekilde anlatmasıyla duymuştum. Sonrasında yine bir türlü filmini izleyemediklerimden biri oldu ama aslında izlemeyi istemememin asıl sebebi filmine dair baya bir bilgim olduğu için tam ablamıyla keyifle izlemeyeceğimi tahmin etmemdi. Neyse aslında bir kitaptan uyarlanma olduğunu öğrenince tabii ki kitabını okumayı daha çok istedim. Koku kitabı bana sorarsanız herkesin kaldırabileceği bir kitap değil. Filmine yapılan bir yorumdan alıntı yaparsam aslında tam anlamıyla "önce bir katilin, sonra bir dahinin, nihayetinde de bir aptalın hikayesi" diye özet geçebiliriz. Jean Babtiste dünyada hiç benzerine rastlanmamış bir koku duyusuna ve kokuyu ebedi saklamak için de akla hayale sığmayan yöntemelere başvurarak günden güne katil ruhunu besleyen ve yaptıklarından asla çekinmeyen tanıyabileceğiniz en garip karakter.. Açıkçası ben kitabını okuduktan sonra dayanamayıp filmini de izledim ve filmi muazzamdı. Filminden sonra kitabına karşı ve hikayenin kendisine karşı beğenim daha da yükseldi. Gerçekten herkesin kitaplığında bulunması gereken tam anlamıyla çok farklı bir kitap! Keyifli okumalar dilerim..
January 11, 2016
Sürükleyici, gerçeküstü...
January 25, 2016
10/10
Muhteşem bir kitap olmasının yanı sıra harika bir çevirisi vardır. Tevfik Turan mucizeler yaratmıştır kanımca.
Muhteşem bir kitap olmasının yanı sıra harika bir çevirisi vardır. Tevfik Turan mucizeler yaratmıştır kanımca.
January 17, 2023
Hayatımda daha iğrenç ve rahatsız edici ne bir şey gördüm ne de böyle bir şey okudum. Rahatsız ediciliğin Nirvana’sı, sahiden aşırı psikolojiye oynayan ve insanı germekten ziyade fazlasıyla iğrendiren bir kitaptı ama tüm bu özelliklere rağmen 5 yıldızı hak eden ve sürükleyici bir olay akışına sahipti çünkü bir insanın toplumun beklentilerine ve kriterlerine uygun olmadığı zaman daha yeni doğmuş dahi olsa nasıl dışladıklarını ve belirsizliğe karşı nasıl korkunç bir cephe aldıklarının mükemmel bir hikaye örneği. Jean baptise grenouille’ün annesi pazarda balık ayıklarken bebeği doğruyor ve doğdu an balıkların arasına atıp ordan ayrılıyor kadın birkaç hafta içinde yakalanıp idam ediliyor çünkü bunu yaptığı ilk çocuğu grenouille değil. Tüm bunların üstüne grenouille birden fazla sütanne değiştiriyor çünkü çocuk 3 kişinin emeceği sütü tek başına emiyor ve bunun yanı sıra berbat bir aurası var etrafa yayamadığı bir doğal insan kokusu söz konusu, çocuk 0 kokusuz bir bebek ve bu da insanları rahatsız ediyor zaten yaşadıkları şehirde her şey pis kokuyor ve insanlar keskin kokular duymaya oldukça alışık. Son sütannesi de çocuğu istemeyince yaka paça sepetiyle birlikte alıp kilise babasının önüne fırlatıyor kadın grenouille’ü ve o bebeğin bir gulyabani olduğunu iddia ediyor, kilise babası şaşkın bir biçimde çocuğu alıp odasına gidiyor grenouille’ü severken fark ediyor ki çocuk sahiden tuhaf bir yaratık ve onda yanlış giden bir şeyler var sonrasında çocuğu kısa sürede hemen şehirden uzaklaştırmak için tüm enerjisini ortaya koyuyor, kitap oldukça çılgın ve manyak bir anlatım tarzına sahip bir o kadar akıcı, bu kitap hakkında saatlerce analiz yapıp konuşmak geliyor içimden ama bunu burada yapmak yerine erkek arkadaşımı saatlerce salonda rehin alıp onunla bu kitabın analizini yapacağım xd
March 1, 2017
beklediğimi alamamakla birlikte yine de çok keyif alarak ve çok şaşırarak okuduğum bi kitap oldu.. filmi çok daha güzeldi :(
January 1, 2019
Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan biri değil belki ama pek çok açıdan muhteşem bir kitap.
February 14, 2024
çok iyiydi birkaç kez üst üste orgazm yaşadım 🤌🤌
July 3, 2023
Hakkında çok fazla bilgiye sahip olmadığımız, röportaj ve fotoğraf vermeyen Alman yazar Patrick Süskind'in en bilinen, klasik olmaya aday romanı Koku çok yönlü, çok katmanlı bir roman. Roman, kahramanımız Jean Baptiste Grenouile'in 1738 yılında doğumuyla başlıyor ve yaklaşık 30 yıllık bir dönemi anlatıyor.
Kahramanımız Paris'in en aşağı tabakasına mensup bir kadının, istemediği, aldırmadığı, önemsemediği bebeği olarak doğuyor. Annesinin idamıyla öksüz kalınca, süt annelerin, bakıcıların elinde hayata tutunmaya çalışıyor ve "mucize" diyebileceğimiz bir şekilde hayatta kalmayı başarıyor ve büyüyor. Ama ortaya insana ait hiç bir duyguyu içinde barındırmayan, bu haliyle belki de insandan çok hayvana yakın olan, iç güdüleriyle davranan bir "yaratık" çıkıyor. İç güdülerini de onu diğer insanlardan farklı ve özel kılan, üstün koku alma yeteneğine sahip burnu yönlendiriyor. Grenouile olağan üstü burnuyla canlı cansız tüm varlıkların kokusunu alabiliyor, kokuları ayrıştırıyor, izini sürebiliyor, zihninde çeşitli kokuları karıştırıp, istediği kokuları elde edebiliyor.
Yetimhaneden sonra çalışmaya başladığı tabakhaneden ayrılıp, dönemin ünlü parfümcülerinden birinin yanına çırak olarak girmeyi başarıyor. Böylece burnuyla izlerini sürdüğü kokuların nasıl yapıldığını öğrenme şansını yakalıyor.
Fakat bir gün etrafındaki tüm kokuların içinde kendisine ait vücut kokusunun olmadığını fark ediyor. Bu onun hayatının kırılma noktası olur. Kokusuzluğun ona bir nevi görünmezlik sağladığını, kimsenin dikkatini çekmediğini, hafızalarda kalmadığını fark eder. İnsanların onun varlığını hissetmeleri için insan gibi kokmasını sağlayacak bir parfüm yapmanın peşine düşer. Yaptığı denemelerle kendine insan kokusu yapmayı başarır ama bu onu tatmin etmez. Herkesi etkisi altına alacak, ona hayran olmalarını, hatta tapmalarını sağlayacak bir parfüm yapmak fikri onda bir tutku haline gelir. Grenouile bu amacına ulaşmak için cinayet işlemekten bile çekinmeyecektir. Çünkü tüm insani duygulardan, vicdandan, dini kurallardan nasibini almamış Grenouile için koku elde etmek adına insan öldürmenin, esans yapmak için dağlardan çiçek toplamaktan bir farkı yoktur.
Okurken ondan nefret etmemek, ona kızmamak mümkün değil. Bir taraftan da sahip olduğu yetenekle , başka bir gerçeklikte ne kadar farklı bir hayatı olabileceğini düşünmekten de kendinizi alamıyorsunuz.
Koku çok enteresan bir kitap. 1700'lerde geçmesi ve arka planda o dönemin Paris'ini anlatmasıyla tarihi roman özelliği taşırken, Grenouile'nin sıra dışı koku duyusu ve bunun olay örgüsüne getirdikleriyle büyülü gerçekliğe göz kırpıyor, diğer taraftan da Grenouile hem fiziken hem de kendi iç dünyasına yaptığı yolculukları anlatarak bir yol romanı, aynı zamanda bir seri katilin öyküsü olması sebebiyle cinayet romanı özellikleri taşıyor. Roman sıra dışı sonuyla okuyucuyu adeta şok ediyor.
Koku'yu ilk çıktığı sene, üniversite öğrencisiyken 1987 yılında okumuştum. Kitaptan aklımda kalan kahramanın kokusunun olmadığı ve onun bir katil olduğuydu. Nedense şok edici sonu hiç kalmamış aklımda. Böylece kitabın sonunda yeniden şok olabildim.
December 7, 2024
Toplam 51 bölümden oluşan Koku bugüne kadar okuduğum en tuhaf romanlardan biri.
Romanın tuhaf bir cazibesi var; tıpkı romanda bahsi geçen “kokuların” tuhaf, izah edilemez cazibesi gibi. Romandaki en çarpıcı tuhaflık, çok uzun cümle ve paragraflara, ayrıntılı listeler halinde düzenlenmiş nesne isimlerine, akılda kalıcı olmayan ayrıntılı imbikleme tekniklerinin anlatımına rağmen, ana temadan kopmadan, akıcı bir şekilde okunabilmesi.
Yazma tekniği bakımından ilginç bulduğum birkaç unsur:
* Öykünün yan karakterlerinin ana öyküden koptuktan sonraki geleceklerinin, kısaca da olsa, ölümlerine kadar anlatılması. Pek çok romanda ana öyküden kopan yan karakterler hiçliğe karışır, Koku’da yazar onları ölüm anlarına kadar takip ediyor, bir sonraki bölümde, bir kopukluk duygusu yaratmadan ana öyküye geri dönüyor.
* Öykü çok ağırlıklı olarak ana karakter Grenouille etrafında dönse de, bazı bölümlerde ustalıklı bir şekilde yan karakterlerin zihin dünyasına aktarılıyor ve bu aktarmalar romanın bütünlüğü içinde kesinlikle iğreti durmuyor.
* Özellikle cinayet sahneleri hiçbir abartıya kaçmadan, hatta okurda duygusal yoğunluğa yol açacak dehşet duygusu bile yaratmadan, sıradan bir şeylerden bahsediliyormuş gibi anlatılıyor.
* Sadece kokularla algılanan bir evren fikri gayet güzel işleniyor.
Romanın tuhaf bir cazibesi var; tıpkı romanda bahsi geçen “kokuların” tuhaf, izah edilemez cazibesi gibi. Romandaki en çarpıcı tuhaflık, çok uzun cümle ve paragraflara, ayrıntılı listeler halinde düzenlenmiş nesne isimlerine, akılda kalıcı olmayan ayrıntılı imbikleme tekniklerinin anlatımına rağmen, ana temadan kopmadan, akıcı bir şekilde okunabilmesi.
Yazma tekniği bakımından ilginç bulduğum birkaç unsur:
* Öykünün yan karakterlerinin ana öyküden koptuktan sonraki geleceklerinin, kısaca da olsa, ölümlerine kadar anlatılması. Pek çok romanda ana öyküden kopan yan karakterler hiçliğe karışır, Koku’da yazar onları ölüm anlarına kadar takip ediyor, bir sonraki bölümde, bir kopukluk duygusu yaratmadan ana öyküye geri dönüyor.
* Öykü çok ağırlıklı olarak ana karakter Grenouille etrafında dönse de, bazı bölümlerde ustalıklı bir şekilde yan karakterlerin zihin dünyasına aktarılıyor ve bu aktarmalar romanın bütünlüğü içinde kesinlikle iğreti durmuyor.
* Özellikle cinayet sahneleri hiçbir abartıya kaçmadan, hatta okurda duygusal yoğunluğa yol açacak dehşet duygusu bile yaratmadan, sıradan bir şeylerden bahsediliyormuş gibi anlatılıyor.
* Sadece kokularla algılanan bir evren fikri gayet güzel işleniyor.
January 3, 2020
güzel bir kitaptı fakat içine çekildiğimi hissedemedim. yer yer kullanılan betimleme ve tekniki terimler fazla geldi, bir de bireyin dışlanmışlığını bireyin içinde çok duyumsayamadım. galiba tanrısal bakış açısından dolayı bireyin toplumla olan çatışmasına odaklanamadım.
yine de yaratıcı ve özgün bir konusu vardı, okunabilir.
yine de yaratıcı ve özgün bir konusu vardı, okunabilir.
November 15, 2015
İçim yana yana bu MÜKEMMEL kitabı bitiriyorum. 1 haftadır savaş verdim bitmesin diye ama her güzel şeyin sonu olduğu gibi bu mükemmelliğin de sonu varmış.
https://www.instagram.com/p/-86q0YRQe...
HARİKA
MUHTEŞEM
AŞIRI GÜZEL
https://www.instagram.com/p/-86q0YRQe...
HARİKA
MUHTEŞEM
AŞIRI GÜZEL
April 27, 2021
manyak GUZEL hani okudugum en ilginç kitaplardan biri ve i loved itttt
Displaying 1 - 30 of 292 reviews































