 |
| Nazım Hikmet, Yaşamaya Dair ve annem |
Adatepe`deyiz. Kazdağları`nın yamacında... Küçükkuyu`dan sadece 4 km. dağa doğru, zeytinlikler arasından yol alınca karşımıza küçük bir köy çıkıyor.
Cumhuriyet öncesi Türklerin ve Rumların birlikte yaşadığı, mübadele sonrası ise Rum nüfusunun ülkeden ayrılmasıyla Adatepe`de sadece Türk nüfus kalmıştır. 1980`li yıllarda kent yaşamından kaçanlarla birlikte Adatepe yeniden keşfedilir, harabe yapılar mimariye bağlı kalınarak mekanlara dönüştürülüp, tekrar canlanır. 1989 yılında sit alanı ilan edilir ve Adatepe, bölgedeki tek korunan köy olma özelliğini taşır. Köyün en eski binasının 250 yıllık olduğu söyleniyor!
 |
| Katılmamak mümkün mü? |
Tarihi antik çağlara dayanan köy zeytincilikle uğraşıyor. Buna bağlı olarak zeytinyağı ve sabun satan dükkanları da burada görmek mümkün.
 |
| Hoş geldiniz! |
Girişte sizi karşılayan 400 yaşındaki dev Çınar ağacının altındaki köy kahvesinde soluklanabilir, taş evlerin arasından dar sokaklara dalıp,
"satılık" görünce hayallere dalmak elbette serbest:)
Buyurun gezelim şöyle bir Adatepe`de...
 |
| Nasıl da davetkâr! |
 |
| Taş evler, taş sokaklar...sahi betonu kim bulmuş? |
 |
| Kapı "gel beni çal" demiyor mu sanki? |
 |
| İmkan varsa Kai Felix kaçırmaz! Yürümeye alternatif... |
 |
| Huhuuuu dostuz biz! |
 |
| Kimi zaman hüzün; kimler, nasıl hatıralar bıraktı bu evde.... |
 |
| Zeus Altarı`na çıkarken köyü uzaktan böyle görürsünüz. |
Adatepe`ye gelmeden
Zeus Altarı yol ayrımıyla karşılaşırsınız. Yürüyelim mi biraz derken baktık ki yola çıkmışız çoktan...Yaklaşık 700 metre yürüyüşten sonra karşınıza şöyle bir manzara çıkar:
 |
| Ege, seni seviyorum uleyn! |
Derler ki:
Gargara (Küçükkuyu ); sırtını, denizden aniden yükselen, zeytin ağaçlarıyla süslenmiş Gargaran tepesine dayar. Gargaran tepesi de, eski Yunan kültürüne göre tanrılarına kurbanlar sunmak üzere yapılmış bulunan Zeus Altarı’na (Sunak) ev sahipliği yapar. Eski Yunanlılar, savaşlarda galip gelmek, kuraklıktan, hastalıktan kurtulmak, bereketli ürün almak, felaketlerden korunmak gibi sebeplerle tanrılara kurban vermeyi adet haline getirmişlerdi.
Gargaran’ daki Altar, Zeus ile Hera’nın aşkına da şahit olmuştur. İlyada’da şöyle anlatılır: “Hera, dosdoğru yürüdü Gargaran doruğuna, İda’nın en yüksek tepesiydi bu. Bulutları devşiren Zeus, onu gördü. Görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını.”Ve Hera, Zeus’un dokuz eşinin birincisi oldu.
 |
| Havayı da koklamayı ihmal etmeyin! |
Annem yürüyüp, geri döndüğünde kendisiyle gururluydu.
"Ben de belgesellerde görürdüm, kaç yaşında insanlar nasıl yürüyor diye, 73 yaşında beni de yürüttünüz bugün" diye yalandan söylendi:)
Gelelim en baştaki fotoğrafın çekildiği yere...
Küçükkuyu`ya kadar gelince Adatepe Köyü tamam, bir de
Adatepe Zeytinyağı Müzesi`ni listeye almak gerekmez mi?
Türkiye`deki ilk örnek olan müzeye giriş ücretsiz ve müze 2001 yılından beri hizmette. Tarihi bir sabunhane binası restore edilmiş, bir yandan zeytinyağı üretimi yapılıyor, diğer yandan civar köylerden toplanan zeytin toplama aletleri, zeytin presleri, kaplar, objeler, sabun mühürleri, teneke kutular sergileniyor ve kendinizi Zeytinyağı konusunda bir uzman kadar olmasa da epey aydınlanmış hissediyorsunuz. (bkz.
Adatepe)
 |
| Adatepe Zeytinyağı Müzesi`nin girişi. Küçükkuyu`da yol üzerinde, aramanıza bile gerek yok. |
 |
| Ağaçlar arasında ayrımcılık yapmak istemem ama benim için de öyle:) |
Müze biraz da merak uyandırsın diye pas geçiyorum, çıkışta mutlaka müzenin dükkanına uğrayın diye de not düşmek isterim. Zeytinyağları, sabunlar, zeytinler, zeytin ağacından nesneler...
 |
| Adatepe Zeytinyağı üzerinde hoş, güzel bir hatun: Refika Hanım! |
Adatepe etiketi üzerindeki
Refika hep dikkatimi çeker, bir efsane olduğunu bilirdim de, tam olarak nereden çıkmış olduğunu sonradan öğrendim. Türkiye ve Avrupa Birliği projeleri kapsamındaki Refika kısa filmi, Türkler ve Rumların Adatepe`deki hayatı hakkında da bilgi içeriyor. (bkz.
Refika) İzlerken bir tuhaf oldum, neden bilinmez böyle hikayeler beni çok etkiler...
Adatepe`de çınarın altında köy kahvesinde otururken
Taş Mektep`in 2013 yaz seminerleri programına göz atttım. Taş Mektep`i bilmeyenler için biraz bilgi: 1947-1985 yılları arasında Adatepe İlkokulu olarak hizmet veren okul nüfusun azlığıyla 1985 yılında kapatılıyor. 1997 yılında Çanakkale Valiliği`nden kiralanan bina restore edilip, uzun süren resmi işlerden sonra 2001 yılında ilk kez programa başlıyor.
Taş Mektep`te felsefe, edebiyat, sanat ve sanat tarihi alanlarında seminerler, ayrıca değişik disiplinlerde çalışan sanatçıların serbest atölye çalışmaları yapılır ve 18 yaş üstü herkese açıktır. Taş Mektep Facebook sayfasından güncel haberlere ulaşabilirsiniz. (bkz.
Taş Mektep)
2013 Yaz Seminerleri Programı şöyle:
* Adatepe`ye gittiğim hafta sonu yolda rastladığım kamyon arkası yazılardan biriydi: Düş peşindeysen düş peşime!