DIY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DIY etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2021 Çarşamba

Kâğıdın "Ev Usulü" Geri Dönüşümü

Uzun süredir evde nasıl geri dönüştürerek kağıt yaparım diye araştırıyordum. (çünkü işsizlik) Çok kez malzeme listesi görüp ya da ilgili videoları izleyip "bununla uğraşılmaz" deyip vazgeçtim. Bazen malzemeleri tedarik edip başlayayım dedim ama elim gitmedi bir türlü. Geçen ay bir şey oldu, sıradan bir günde tekrar aklıma düştü. "Yapar mıyım, yaparım yaaa" deyip kendi kendimi gaza getirdim. (en çok işe yarayan yöntem) Pandemiden dolayı uzun bir süredir bereber eve tıkıldığımız ev halkının garip bakışları altında malzemeleri toparlamaya başladım. Aslında bahsi geçen düzeneği kurmak için gereken hiçbir şeyim yoktu. Tesadüfen izlediğim bir videoda hatun kişi (epey de komik biri) evde bulduğu bir çerçeveye ince çorap geçirip yaptı. Benim neyim eksik:) Ha bir de leğen lazım, o da yok bende. Daldır çıkar yöntemi yerine kaşıkla alıp süzdüm. Fotoğralara bakınca bu anlattıklarımı daha iyi anlayacaksınız. 

Benim kullandığım malzemeler şöyle: 

  1. Boş bir çerçeve (büyüklüğü size kalmış)
  2. İnce kadın çorabı
  3. Kullanılmış kağıt (geri dönüştürebileceğiniz her türlü kağıt) 
  4. Bir kap (içine su koyup kağıtları ıslatmak için) 
  5. Eski havlu/bez 
  6. Kuru çiçek, baharat vs. (size kalmış)

Bu sonuca ulaşmak için epey yolumuz var, şimdi en başa saralım: 


Bu iş için yumurta kartonu kullandım. Hem elimde o vardı hem rengi güzel. Önce ufak parçalara kopardım, sonra ılık/sıcak suda beklettim. (Gece ıslatıp ertesi gün yapılırsa iyi olur) İstediğim kıvama gelmesi için el blenderından yardım aldım. 


İnce çorap geçirip arkasından bağladığım çevçeveyi borcama sokamayacağımdan kaşık kaşık alıp bastırarak çevçevenin içine yerleştirdim, bu aşamada bazılarına ot, çiçek, kuru yaprak vs. de koydum. Sonra iyice süzülene kadar beklettim. 


Süzdükten sonra eski havlu veya kurulama bezinin üzerine çerçeveyi çevirip dikkatlice hamurun ayrılmasını sağladım. Sonra üzerini yine havluyla kapatıp ağırlık olsun diye kesme tahtaları koydum. Tam kuruma gerçekleşmeden merdane ile hafif hafif hamur inceltilebilir. Ben bunu bazılarına uyguladım. Tamamen kuruması uzun sürüyor, bunu biraz hızlandırmak için son aşamada yine üzerine bez koyup hafif ütülenebilir. 


Geri dönüşüm kağıt işi hiç korktuğum gibi değilmiş, hele işin içine girince inanılmaz zevkli geldi. Zaten her türlü geri dönüşüme kapım sonuna kadar açık. Hepimizin aklına şunu kazıması lazım: Herhangi bir şey satın alırken veya çöpe atarken çok kez düşünmemiz gereken zamanlar çoktan geldi de geçiyor bile. (https://p.dw.com/p/3IFhR)

Peki bu özenle yaptığım kağıtları nasıl ya da nerde kullanacağım? Örnekleri çok; defter kabından, düğün davetine, hediye paketi süslemeden, kitap ayracına.... Kağıt hamurunun içine çiçek tohumu koyup yaparsanız toprakla buluşan kağıt parçasının nasıl çiçeğe dönüştüğüne tanıklık edersiniz! 

Koyduğum ilk fotoğraftan da anladışıldığı gibi şimdiye kadar iki kez kağıt yaptım. Onlar artık hayatlarına kitap ayracı olarak devam ediyor. %100 memnun değilim henüz, eylemlerim devam edecek!

2 Mart 2021 Salı

BEKVAM Basamaklı Tabureye El Attım

IKEA`nın bu meşhur BEKVAM taburesini bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Kaç yıldır bizim evin demirbaşı tam olarak hatırlamıyorum ama 15 yıldan fazla olduğu kesin. Masif olduğu için gayet sağlam, çok kullanışlı. Dolaplara ulaşamadığım yerlerde imdadıma yetişir, tabure niyetine üzerine oturulur, geçen yaz sehpa olarak bahçede bile kullandık. 

Bu BEKVAM tabureye doğal halinin dışında müthiş değişimler yapanlar var, bunlardan en çok beğendiğim şurda, mutlaka bakın acayip bir örnek gerçekten. Pinterest gibi kaynaklarda ise tahmin edersiniz ki çok fazla örnek mevcut. Böyle sağda solda göre göre "ben neden denemiyorum" deyip kolları sıvadım. Ama hemen belirteyim; başlıktaki bu "el atma" olayı yeni değil, birkaç sene öncesine ait. Taşınma faslı, araya giren onca iş derken birçok şey gibi kaynadı arada. Bir yandan iyi de oldu, hâlâ severek kullanıyorum ve gayet başarılı bir sonuç elde ettiğimi teyid edebilirim. 

Bizim evde kırtasiye, boya malzemesi bitmez. Bu kullandığım akrilik boyalar da çocukların çalışmalarından kalanlar. Hatta bu kadar çok rengin nerden kaldığını bile hatırlıyorum. Peer Ole kimya dersi için ahşap periyodik tablo yaparken kullanmıştı. O zamandan bugüne nerelerde kullandık hâlâ bitmedi.


Kağıt bant ve fırçamız da varsa hemen başlayabiliriz. Hiçbir plan program yapmadan tamamen kafama göre bantladım. Nereyi ne renk boyasam diye düşünmeden içimden geldiği gibi boyayı sürmeye başladım. Renkler iyice ortaya çıksın diye iki kat, bazen üç kat geçtim üstünden.
 

Boyadıkça ve renklendikçe daha bir keyiflendim. Kuruduktan sonra ise böyle işlerin en sevdiğim bölümüne sıra geldi: kağıt bantları çıkarmak! Ama bunun için iyice kuruduğundan emin olmak gerekiyor. Bazı yerlerde heyecanıma kapılıp biraz acele ettiğimden hafif bozulmalar oldu. Yine de genel olarak sonuçtan çok memnun kaldım. Rengarenk bir basamağımız oldu, havası değişti. Sehpa niyetine bahçede kullanırken çok hoş fotoğraflar çekmiştim aslında ama telefonum çökünce ne varsa gitti. Havalar düzelsin, bir ara keyifli bir fotoğraf eklerim buraya. 

4 Aralık 2020 Cuma

Balmumu Sarması

Yılın en güzel, en ışıl ışıl zamanı geldi. Geldi gelmesine ama tabii geçmiş senelerden eser yok. Almanya`da her yıl bu zamanlar zevkle gezdiğimiz, üşüyerek sıcak şaraba sığındığımız, buram buram kokan enfes kokuların birbirine karıştığı Noel pazarları bu sene yok, restoranlar, kafeler de kapalı. Mağazalar açık olmasına açık ancak mesafe ve sınırlı müşteri kuralından dolayı uzun kuyruklar var. Yeltenmedim bile. Dünyanın sonu değil ya, şükür sağlıklıyız. Biz de evde bi`güzellik yapar, kıyısından köşesinden yakalarız hayatı; arka fonda müziğimiz, biraz kurabiye kokusu, biraz da ışıltı ekledik mi tamamdır!
Benim için aralık ayı aynı zamanda ufak tefek hediyelerin de verildiği bir ay. Tanıdıklara, komşulara kapıdan da olsa uğrarız, eli boş gitmek olmaz haliyle. Her yıl genelde el emeği şeyler vermeyi tercih ederim, hiçbir şey yapamazsam ev kurabiyesi paketler götürürüm. Malum çocuklar büyüdü, eskiden olsa neler neler yapardık... Neyse, şimdi o keyfi alamasam da epeydir dolapta duran balmamu tabakaları çıkardım ortaya. En son elime alıp sardığımda bundan 22 sene önceydi, yine bir Noel zamanı Hamburg`daydık. Noel pazarında gezerken balmumu standında böylesini ilk kez görmüştüm. Rahmetli kayınvalidemle oturup sarmıştık, yaparken onu hatırladım.


Yapımı oldukça basit, biraz da süsledi mi çok cazip bir hediyeye dönüşüyor. Bana böyle bir şey verilse coşarım mesela. 

6 Mart 2020 Cuma

Bir Avuç Havuç

Daha önceden yazmaya başladığım ve dün tamamlayıp yayınlamayı düşündüğüm taslağı yanlışlıkla silmeseydim bugün buralar bu havuçlara kalmayacaktı. Bu nasıl bir şapşallık?! Aranızda silinen taslağı geri alma yöntemini bilen varsa yorumlarda yazarsa sevinirim.
Bazen bloğun eski postlarına dalıyorum (şaka maka blog 10 yaşında), gezdiğimiz yerler bir yana, çocuklarla o kadar çok şey yapmışız ki, iyi ki diyorum yazmışım ve paylaşmışım. Benim ve ailemizin hatıra defteri burası... Onlar büyüdü, kocaman delikanlı oldular. Peer Ole bu yıl üniversiteye hazırlanıyor, Kai Felix 9.sınıfta. Zaman öylece akıp gitti... Şimdilerde Peer Ole`yle en çok tavla oynayıp çay içmeyi, bazen de film izlemeyi seviyoruz. Kahve konusunda evimizin ustası oldu, yanına da bol muhabbet... Kai Felix`in lego sevdası hiç bitmedi, teknikten devam ediyor. Müzikle çok ilgili, trompet çalıyor ama asıl ilgisi elektronik müzik yapmak. Bazen başka bir gezegenden aramıza düşmüş gibi müzik veya oyun dilinden konuşuyor, ki hiç anlamıyorum. Gençlik! Yeri gelmişken çocukları küçük olanlara birkaç laf edeyim haddim olmayarak; her anın tadını çıkarın. Ev dağılmasın, misafir gelecek diye temizlik peşinde koşup abartmayın. Onlarla oyun oynayın, kesin yapıştırın, parmak boyası yapın, kitap okuyun, resimler boyayın, beraber kurabiye yapın, parka gidin, doğayı keşfedin.... Yeri doldurulmayacak anlar yakalayın, ilerde en çok bunları anacaksınız. Bir gün bir bakacaksınız çoktan büyümüşler ve kendinizi havuç dikerken bulacaksınız😚


16 Ocak 2019 Çarşamba

Çantamı Pek Sevdim

Bu güzel çantayı gururla ben ördüm demeyi isterdim ama beni tanıyanlar bilir, hiç anlamam tığ, örgü, yün, dantel vs. işlerinden... Çocukluğumda hem annem hem ablalarım o kadar çok ördü ki başlamak için hevesim bile kalmamış demek. Birkaç sene önce merak edip biraz olsun öğrensem mi diye elime tığ aldığımda ne kadar yeteneksiz olduğumu da anlayıp konuyu sessizce kapattım:) Kendim yapamasam da ilerleyen zamanlarda eskiden pek de hazzetmediğim dantelle aramı ısıttım, eski anlayışla değil ama evin düzenine uydurup başka şekillerde yorumladım. Dantel demişken annem sağ olsun bizim evde hâlâ hatırı sayılır derecede dantel mevcut. Bol dantelli çocukluk dönemi geçirenler konuyu anladı:)
Aşağıda gördüğünüz çanta konusuna gelirsek; bu güzellik bana ablamın yılbaşı hediyesi olur. Bu tığ işi çantanın modelini de, boyutunu da, renklerini de pek sevdim. Burdan da yazayım, emeğine sağlık abloş.💕 Söyleyenlerin yalancısıyım kolay bir modelmiş. İlgilenenler veya yapmak isteyenler olur belki diye yakından çektim. 

27 Aralık 2018 Perşembe

Yılın Son Yazısı Hakkımı Kullanıyorum


Yazıp yazıp yarım bırakıp kaydettiğim onca yazıdan sonra bu senenin blog açısından verimli geçtiğini söylemek zor. İnişli çıkışlı ve blog ile ilgili planladığım pek çok konuda yerimde saydığım bir yıldı. En çok etken sanırım üzerimdeki motivasyon eksikliğiydi. Malum, internet dünyası içinde bloglar artık üvey evlat (benzetmemi hoş görün) muamelesi görüyor. Eskisi gibi okunmuyor diye şikayet ettiğimiz bloglara çoğumuzun bildiği üzere bir hamle de Google`dan geldi. Google, Google Plus`ı güvenlik açığından dolayı ağustos 2019`da kapatacağını duyurdu. (Google duyurusu ya da Sosyal Medya Kafe`de okuyabilirsinizHepimizin iyi ya da kötü kullandığımız, kimimizin gruplar kurduğu, kendi/başkasının yazılarını paylaştığı ve yorumladığı bir sosyal platformdu. Kapanması zaten az okunan bloglar için yazık oldu! Şahsen takip ettiğim çok sayıda blog vardı.
Bu haberin etkisi geçmişti ki bu kez de birçoğumuzun yine yakından tanıdığı ve yazılarını paylaştığı Hürriyet Yazarkafe`nin de sessiz sedasız kapandığını öğrendim. Düşündükçe anlam veremiyorum, sebep ne olursa olsun biz üyelerine bir mail atıp durumu duyuramaz mıydı? Ya da onu da geçtim, genel bir duyuruyu da mı hak etmedik? Bunu bir kenara bırakırsak okuduğum yorumlardan sonra net anladığım kapanmasının bizler için iyi olduğu yönünde. Yine de haber vermeye tenezzül etmemeleri hiç hoş değil. 
Özetle 2018 yılı biterken anladığım önümüzdeki maçlara bakacağız, kendi yağımızla kavrulmaya devam edeceğiz. Buraları bırakmaya niyetimiz yoksa eğer (ki yok) bu işe daha çok asılmamız şart. Bunları buraya yazarken aslında sizden çok kendime söylüyorum. Bu sebeple gamlı baykuşluğu bir kenara bırakıp, yılın son paylaşım hakkımı aslında yapamadığım bir top için kullanıyorum:) Yapamadığım derken abartmıyorum. Açıldığında kağıttan yapılmış bir top olacaktı ama katladığım parça sayısı yeterli olmayınca yarım ay gibi açıldı, hemen işin kolayına kaçıp kart yaptım. Top için daha çok daire kesmeliymişim. O değil de yapıştırma işi sıktı beni, bir de açınca yırtıldı bazı yerlerden. Gördüğünüz gibi her "kendin yap" projesi mutlu sonla bitmiyor:) Gidin hazırını alın:)

Herkese mutlu yıllar!


1 Haziran 2017 Perşembe

Oje ile Saksı Renklendirme

Geçenlerde oje alırken düşündüm de (içinde oje geçen bir cümle bana ne kadar yabancı) hayatımda hiç gidip oje seçip almamışım. Çocukken birkaç kere ablamların ojesinden sürdüğümü hatırlıyorum, ha bir de evlendiğim gün. O da son anda gelinliğimle evden çıkarken yakalandım, "ojesiz gelin mi olurmuş" diyerek azarlanmıştım bir de üstüne.
Ojeyi günlük rutini içine alan kadınlar için saçma gelecek bir düşünce ama ben oje sürersem o parmaklar artık bana ait değilmiş gibi hissederim. Ellerim benim için önemli (hişşt boşuna 'mutlu eller' demedik), yemek yaparken asla eldiven kullanamam, kullanan birini görürsem de o yemek bana batar, rahatsız olurum fena halde. Benim için malzemeyi hissetmek, dokunmak önemli. Yüksük bile takmıyorum parmağıma, düşün yani, illa o iğne batacak:)

11 Mayıs 2017 Perşembe

Hexagon (Altıgen)

İtiraf edeyim bazı isimleri çok havalı buluyorum. Misal, hexagon! Ömrümün geri kalanını oturup hexagon kesip dikerek geçirebilirim:) Bak, altıgen desem aynı etkiyi yapmıyor bünyemde. Neyse işte evde hexagon yapıp tüm mahalleyi kaplayacak kadar kumaş artığım olduğundan bir süredir ara verdiğim patchwork çalışmasına bu havalı isimle geri döndüm. Aman efendim ne hexagonlar, ne hexagonlar! (sallıyorum tabii, bende o sabrı ara ki bulasın)


3 Mart 2017 Cuma

Çoraptan Yılan Nasıl Olur?

"Bir yılan diktim, yanağını dayar uyursun" desem yeridir. Kabul, Sönmezsoy`un pastaları gibi şahane değil ama bir gideri var bizim yılanın da. Ha bi` de cidden komple sarılıp uyuyan biri de var evde. 


16 Aralık 2016 Cuma

Hediye Paketleme

Hediye paketlemeyi sever misiniz? En son ne zaman bir hediye paketini kendiniz yaptınız?

İçindekinin değeri ne olsursa olsun, ki hediyenin ölçütü zaten bu değildir, özenli paket yapılmış minicik bir şey yüzüme kocaman bir tebessüm olarak yansır. Bunu bildiğimden hediye verirken-çok acil bir durumda değilsem- kendim paketlemeyi mümkün mertebe tercih ederim. Üzerinde mağaza isimlerinin bağırdığı ambalaj yerine kraft kağıt üzerine minicik bir dokunuş fark yaratır. Örnekleri çok:
Görünce belki hatırlamışsınızdır bu Lotus Çiçeği`ni. Nasıl katladığımı Origami kağıtları kullanarak anlatmıştım. http://www.mutlueller.com/2015/03/origami-lotus-cicegi.html Çok karışık gibi görünüyor ama inanın bana iki defa yapın, gerisi ezberden geliyor. Paket üzeri için Lotus Çiçeklerini Origami kağıtları kullanarak değil, biraz renk uyumuna dikkat ederek dergilerdeki reklamları keserek katlıyorum.

9 Aralık 2016 Cuma

Patates Baskısıyla Masa Örtüsü

Şu sıralar sürekli bir şeyler kurcalıyorum, bazı şeyler durduk yere dürtüyor beni. Bir yandan katılacağım kermesin hazırlıkları, bir yandan yılbaşı kartları, kurabiyeleri, bir yandan dergilerin ve sevgili Pinterest`in gazıyla aldığım notlar, sıraya koyduğum gerekli gereksiz işler, ki çoğu da gereksiz. Gerekli gereksiz mevzusu uzar gider böyle, tüm gereksiz işler benim olsun, dünyayı siz kurtarın.


Bak bu benim ilk video olayım. Aslında sunum ya neyse. Böyle şeylerin bu kadar kolay yapıldığını bana neden daha önce söylemediniz yahu? Şu basit şey bile beni ne kadar mutlu etti, yoksa ben basit şeylerden mutlu olabilen biri miyim, kafamda deli sorular. Peer Ole`ye sorarsan 40 yaş üstüne vermeyeceksin kardeşim bu teknolojiyi, sanki bir keşif gibi anlatıp duruyorlar sağda solda. Pes!

Ne dedik, patates baskısı çok mühim, bak daha önce çantanın birine nasıl da basmışım patatesi, hatırla: http://www.mutlueller.com/2014/11/cocuklugumdan-gelen-hosluk-patates-basks.html 
O zamanlar böyle sunumlar, videolar falan yok tabii, anlatıp durmuşum fotoğraflarla falan. Yazık. Ama prensip değişmedi, insanın canı patates baskısı istemeyegörsün, oooo bahane çok.
Bu nadide çalışmamı izlerseniz göreceksiniz, yine çok basit bir işe imza attım. İri bir patates, kumaş boyası, kazımak için bıçak, metal kurabiye kalıpları ve evet olmazsa olmaz örtü olabilecek bir parça kumaş. Kar tanesi kalıbı biraz zorladı, onu da kart basarken kullandım. Örtüyü çift taraflı kullanayım diye arkasını kırmızı yıldızlı kumaşla astarladım. İşte bunlar hep düşünce!

Gelsin sıradaki! 

28 Kasım 2016 Pazartesi

Kâğıt Yıldız Yapımı

Kâğıttan yıldız yapmanın bilindiği üzere binbir türlü yolu var. Biz de bugüne kadar birçoğunu denedik, ordan biliyoruz. Bu kez farklı olarak bir dergide keşfettiğimiz bir model üzerinde çalıştık. Kullandığımız kağıdı görür görmez tanıdıdınız mı? Hemen söyleyeyim: Pasta altlığı olarak kullanılan dantel kâğıtlar!

24 Ekim 2016 Pazartesi

Pratik bir Şal Dikelim mi?

Süslü püslü biri hiç değilim ancak konu şal ise hayır demem. Pek severim, sık sık da kullanırım. Şal sevdiğimi bilen dostlar sayesinde de irili ufaklı epey şalım oldu. Mevsimine göre takar takıştırırım anlayacağınız. Sizde durum nasıl? Sever misiniz?

3 Haziran 2016 Cuma

Babalar Günü Geliyor

Özel günleri sever misiniz bilmem. İşin pazarlama yönü bana çok itici gelse bile, öte yandan böyle günlerin birleştirici rolü olduğunu kabul etmem gerek. Öyle ya, Anneler Günü, Babalar Günü gibi zamanlar doğum günleri, bayramlar gibi tüm aile için biraraya gelmenin bahanesi olur, yenir içilir, muhabbet edilir, hoşça vakit geçirilir. Rahmetli babamın Babalar Günü mümkün olduğunca aynen böyle geçerdi. Malum eski nüfus cüzdanlarında yazan doğum tarihleri çoğu zaman doğru olmaz, bu nedenle biz babamızın doğum gününü kutlamak yerine Babalar Günü geldiğinde mütevazı hediyemizi, pastamızı alıp toplanırdık. Şimdi hafızamı yokladığımda ne güzel anılar çıkıyor bir bir... Ah ah diyorum, nur içinde yatsın babacığım...

28 Nisan 2016 Perşembe

Kot Yastık

Geçenlerde çocuklarla konuşurken konu 80`li yıllarda giyim kuşama gelince o yılların efsane kot modeli Levi`s 501`den bahsettim. Hatırlar mısınız, bir Levi`s 501 sahibi olmak o dönemde ne demekti? Hele tanıdık biri Amerika`dan getirmişse! Muhabbetlerin konusuydu; vücut yapına uygun mu, dar mı, sıkar mı, şişman mı gösterir hiç önemli değil, yeter ki Levi`s 501 olsun gibi bir durum hakimdi. 
Nasıl başarılı bir pazarlama stratejisi ki, ülkemizde kota adını veren Muhteşem Kot adlı girişimci bir Levi`s 501 kadar nam salmamış.  https://tr.wikipedia.org/wiki/Kot

4 Nisan 2016 Pazartesi

Bahar Havası

Bizim evde mevsimin değiştiğini anca küçük şeylere bakarak anlarız. "Bahar temizliği" adı altında dolaplardaki yazlık-kışlık düzenlemesi dışında pek de büyük bir hedefim olmaz. Eskiden annemler halıları değiştirir, 'dip bucak' bir temizlikten sonra eşyaların yerleriyle de oynarlardı. Artık böyle temizlik yapan var mı bilmiyorum. Bende ise işler masanın üstündeki örtüyü değiştireyim, biraz bahçeye bakayım, süs püs işleriyle ilgileneyim kıvamında devam eder. Konumuz gereği misal; kışın kozalaklı, mantarlı duvar süsü, yazın balıklı midyeli bir hale gelir.


16 Mart 2016 Çarşamba

Ahşap Kasa Yenilenmesi

Yanından geçtiğim çöplere alıcı gözüyle bakmak benim için gayet normal bir durumken, çocuklar için çoğu zaman bu bir gülme nedeni olmuştur. Geçen yıl çocukları okula bıraktığım yolda her gün yol kenarında gördüğüm beton mantara gözümü fena dikmiştim. Mantarın bir yanı biraz hasarlıydı ama amacım onu alıp çocuklarla boyayıp bahçeye falan koymaktı. (biliyorum çok fantastik(!) bir düşünce) Bu düşüncemi söyleyince artık o mantar "benim mantar" olmuştu. Ne zaman görsek "anne senin mantar duruyor/ıslanıyor/yan yatmış" vs. diye dalga geçtiler benimle. Özellikle almaya niyetlenip betondan bir mantarın ne kadar ağır olduğunu anlar anlamaz yere bırakmamla:) Evet, mantar hâlâ aynı yerde.

Yazının konusu olan kasaya gelince... Bizim buraya yeni açılmış olan Migros`un arka tarafından geçerken bu defa alımlı bir sebze/meyve kasasına takıldım. Baktım fena değil, ne yapabileceğimi bilmez halde alıp eve getirdim. Tabii bu arada çöp diye bahsettiğim kenara koyulan cinsten, yani bir şeyleri eşeleyip çöpten çıkarmıyorum diye not düşmeme gerek var mı bilmiyorum.
Neyse, kendisinin eve gelişiyle benim eyleme geçişim arasında uzun bir zaman geçti. Haftaya yaparım, yarın yaparım, belki öbür gün derken haftalar boyu sadece bakıştık.

11 Ocak 2016 Pazartesi

Mantarı Atma, Kulağına Küpe Olsun!


Kısaca "DIY" ya da "do it yourself" denen "kendin yap" projelerinin en güzel yanı nedir sizce?
Yaparken aldığımız keyif, elimizdekileri değerlendirmenin hazzı, elimizden çıkan işi evimizde ya da üzerimizde görmek, yaptığımızı herkesle paylaşmak, etrafımızdaki dostların "çok güzel, nerden aldın?" sorusunu gururla "ben yaptım" diye yanıtlamak, yaptığımız işi hediye ettiğimizde mutluluğu görmek gibi sayabileceğim herkese göre onlarca sebep vardır sanırım. Bu sebepledir ki "DIY" projeleri çok seviliyor ve internet sitelerinden, konuyla ilgili kitaplardan tüm dünyada özellikle son yıllarda artarak devam ediyor. Mesela "diy cork ideas" diye Google`a danıştığımızda karşımıza şöyle şeyler çıkar: https://www.google.com.tr/#tbm=isch&q=diy+cork+ideas

28 Aralık 2015 Pazartesi

İşimiz Hep Geyik

Biz ev halkı olarak tırı vırı işleri seviyoruz. Bir yere giderken boş elle gidilmeyeceği de nesilden nesile aktarılan bir mevzu bizde. Ufak tefek gönül almaca şeyler. Konu yılbaşı olunca geyiklerden yola çıktık, geyik aynı geyik de, bizim kafa başka.
Origami konusunda Kai Felix çoktan beni solladı. Bazen yeni bir şey denerken yapamazsa morali bozulur, kağıtları kırış kırış yapar sinirden ama yine de üstüne tanımam. Misal, şu yukardaki kutuyu ben defalarca denememe rağmen sonunu getiremedim. Yapılmış kutuyu bozup geriye doğru çalıştım (hocam öyle dedi) 'eh işte' becerebildim. Kutunun içine bir şey koyup hediye ederiz diye ebatı biraz büyütüp kapak da çalıştı. Sonra kendisi hazır başlamışken hızını alamadı, haliyle ortalık kutudan geçilmedi. Abartıp post-it kağıtlarından bile kutu yaptı:) Nispeten büyük kutuların içine ev yapımı kurabiyeler koyduk, hediye hesabı. (Kutunun yapım aşamaları aşağıda, meraklısı deneyebilir.)

9 Haziran 2015 Salı

Sınıf Öğretmeni için Hediye Alternatifi

Çocukları özellikle ilkokulda olanlar bilir; veliler yaklaşan yıl sonu ile birlikte öğretmene ne hediye almalı konusunda ortak bir karara varmaya çalışır. Fikirler alınır, ne kadarlık bir hediye uygun olur, az mıdır, çok mudur gibi pekçok konu üzerinde fikir beyan edilir ya da hiç konuşmak istemeyen varsa payına düşen rakamı öder, konu kapanır. Bilmediğiniz bir şeyden bahsetmiyorum elbette. Evet, öğretmenlik zor, çok büyük emek isteyen bir meslek. Ancak bazen bu hediye alma işinin çok abartıldığını düşünmüyor değilim. Amaç verilen emeğin, özverinin karşılığı olarak düşünülen bir hoşluk ya da hatırlanma ise bazı durumlarda bunun çok ötesine geçildiğine tanık oluyorum. Eğri oturup doğru konuşalım, işin maddiyatı bir yana kişisel olarak aslında hiç de tanımadığımız, nelerden hoşlandığını, evini, tarzını bilmediğimiz birine neden çok özel bir hediye alalım ki? Yanlış mı düşünüyorum? Bir öğretmenin gözüyle bakmaya çalışırsam böyle bir beklenti var mı gerçekten? Çocuklara sorsanız emin olun güzel bir resmini, şiirini vermek isteyecektir öğretmenine ya da bizim evdekilerin geçmiş yıllarda yaptığı gibi origamiden bir figür hediye etmek isteyecektir:) Dünyaya çocuk gözüyle bakabilsek hiçbir şey bu kadar karmaşık olmayacak aslında.