Selanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Selanik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2014 Cuma

Ve Selanik İzlenimleri

İskeçe`den sonra Kavala ve Selanik olarak devam eden gezinin toplu bir özeti olsun:
  • Kara yoluyla ilk kez gittik. Gitmek isteyenler için not: sınır sıkıcı. Hafta içi ve yaz sezonu olmadığından birkaç kez kontrole rağmen uzun beklemedik. Ancak dönüşte sıkı bir kontrol vardı, hatta birçok aracın valizlerine kadar açıldığına tanık olduk.
  • Yollarda problemle karşılaşmadık, aradığımız her yeri rahatça bulduk.
  • Kavala`nın içine girmemekle beraber Dilara`nın tavsiyesiyle Kavala Kurabiyesi`nin günlük yapıldığı Nea Karvalı`daki İosifidis`e uğradık. Sohbetimizi ettik, nefis kurabiyeler yedik. Yanımıza almayı da ihmal etmedik.
  • Selanik büyük bir şehir, krizden dolayı boş dükkanlar göze çarpmıyor değil.
  • Adalardan da bildiğim üzere gezerken siesta zamanını dikkate almak şart.
  • Yemek konusunda hata yapma ihtimali zayıf. Nerde, ne yediysek hep mutlu kalktık.
  • Oteller gayet iyi durumda, yani yıldız ve kalite konusunda bir terslik yok. 
  • Genel olarak yeme-içme için fiyatların uygun olduğunu hatta bizdeki pek çok turistik bölgeye göre ucuz olduğunu söyleyebilirim.
  • Yunanlar için soğuk kahvesiz bir hayat yok.
  • Kafelerin hepsi birbirinden güzel ve keyifli. Birçok kafede oyunların olduğu raflara rastlamanız mümkün. Tavla, domino, uno, kızma birader gibi...
  • Kafelerde daha sipariş vermeden önce bir sürahi su ve bardaklar geliyor. Sipariş sonrası mutlaka kahvelerle birlikte bir tabak kek, kurabiye ikramlık getiriyorlar.
  • Kafede veya restoranda kimse başınızda dikilmiyor, tabağı önünüzden çekmiyor.
  • Yunanlar duvarlara yazmayı, Graffiti falan pek seviyorlar.
  • Selanik`te her yerde tarih var, kalıntılar şehrin göbeğinde.
  • Selanik deyince akla hemen eğlence bölgesi olan "Ladadika" geliyor. Uğramadan olmaz, tereddütsüz güzel bir tespit.
  • Trafikte korno sesi nadir, beklemekten gocunmuyorlar.
  • Eğlenmeyi, yemeyi içmeyi çok seviyorlar. 
  • Restoranlarda yemekten sonra mutlaka tatlı ikramı var.
  • Rahat olmalarına rağmen en dolu mekanda bile gereğinden uzun beklemedik. Nasıl beceriyorlar bilmiyorum.
  • Park problemi yaşadıkları kesin. Yol kenarlarına çift sıra araç park ediyorlar, genelde önde telefon numaralarının yazılı olduğu kağıt bırakıyorlar. Berbat park edilmiş çok araç gördük.
  • Selanik`te hiç araç kullanmadık bu arada. Kaldığımız otelden her yere yürüyerek ulaştık.
  • Akşam olunca mekanlar dolu, hareketli. Geç saatlere kadar sürüyor. Hafta sonu ise sabaha kadar.
  • Bira olarak Mythos ve uzo çeşitleri de kesinlikle denenmeli.
  • Selanik`te ratladığımız plakçı dışında mağaza gezmedim ancak alışveriş yapmak isteyenler için not: bildiğimiz markaların olduğu geniş bir alışveriş caddesi mevcut.
  • Bizdeki pastane benzeri yerler her köşe başı var ve kokular çok baştan çıkarıcı.
  • Müzeler çocuklar için ücretsiz, yetişkinler için ise oldukça uygun. Girişler için genelde 2-3 Euro ödeniyor.
  • Ülkedeki rahatlık bulaşıcı hastalık gibi bir şey. Bir süre sonra hep bir yere oturup frappe içip tavla oynamak istiyor insan:)
İosifidis, Nea Karvalı
Selanik, White Tower
Osmanlı döneminde inşa edilen Selanik`teki White Tower mutlaka gezilmeli. Kuleye çıkarken Selanik tarihini anlatan bölümler güzel hazırlanmış ancak sadece Yunanca. Girişte dinlemek için sesli rehber alınması şart.
Rotonda
1591 yılına kadar katedral olan Rotonda, Osmanlı`nın şehri almasından sonra camiye dönüştürülüp minare eklendi. Günümüzde restore çalışmaları süren Rotonda`yı müze olarak ziyaret etmek mümkün. 
Galerius Kemeri
Selanik`te çok sık gördüğümüz görüntülerden biri
Dükkan dediğin böyle olmalı
Şehir yürüyerek keşfedilir.
Güzel bina buldun mu kaçırmayacaksın!
Gördüğün her kilise ya da şapele girmeye kalksan şehri bitiremezsin.
Adını maalesef unuttuğum Rotonda`ya yakın kilisenin içinden bir kesit.
Park etmeyi sizden öğrenecek değiliz!
Selanik limanında pozum yok demesinler!
Favorim budur: Ladadika bölgesinde göze çarpan müthiş duvar.
Eğlencenin kalbi meşhur Ladadika sokakları
Selanik Arkeoloji Müzesi oldukça özenli ve güzel bir müze
Kafeler birbirinden güzel derken şaka yapmıyordum:)
Not: Fotoğrafları izinsiz lütfen kullanmayınız.

14 Nisan 2014 Pazartesi

Atatürk Evi, Selanik

Çocukların okulunun her yıl nisan ayında bir hafta tatil olmasını çocuklardan sonra sanırım en çok ben seviyorum. Komşu ülkeye uzanıp döndüğüm bu tatilde nerelere uğradım, kimlerle karşılaştım, neler gördüm sırasıyla anlatırım ancak bugün Selanik deyince beni en çok heyecanlandıran yeri en başta anlatmak istiyorum: Atatürk Evi 
Okul hayatım boyunca hep kitaplardan gördüğüm ve okuduğum evi ilk kez görecek olmamdan dolayı çok heyecanlıydım. En son yazacağımı şimdi yazayım: ev biraz hayal kırıklığı!
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1881 yılında doğduğu ve babası Ali Rıza Efendi'nin vefatına kadar yaşadığı Atatük Evi`nin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen restorasyon çalışması yaklaşık üç yıl sonra tamamlanarak geçtiğimiz ağustos ayında yapılan törenle tekrar ziyaretçiye açılmış. Buraya kadar her şey gayet normal. Ancak daha önceki "ev" halinden eser yok. Eşyalar olmayınca evdeki yaşanmışlık hissi de yok olmuş. Ev modern bir müzeye dönüşmüş. Duvarlarda ışıklı panolar ancak odalar boş. 
Atatürk Evi üç bölümden oluşuyor: Zemin katta "Atatürk ve Çocuk Odası", birinci katta "Selanik Odası" ve "Manastır Odası", ikinci katta "İstanbul Odası" ve "Ankara Odası" bulunuyor. Ayrıca evin eski düzenini anlatan maketler de katlarda sergileniyor.
Atatürk`ün doğduğu oda...yorumu size bırakıyorum.
İkinci kattaki "Ankara Odası"nda heykeltraş Murat Daşkın`ın silikondan yaptığı Atatürk heykeli gerçekten çok başarılı.
Zemin kattaki "Atatürk ve Çocuk Odası" gayet özenli hazırlanmış. Bir tarafta Atatürk`ün çocuklara ne kadar çok önem verdiği ve sevdiği anlatılırken, diğer tarafta çocuklar için uygun bir oda düzenlenmiş. Okuyabilecekleri Atatürk ile ilgili kitaplar, memory oyunu ve izleyebilecekleri kısa bir film.
Özetlemem gerekirse; ev çağdaş müze anlayışında düzenli bir şekilde yenilenmiş. Panolar, anlatımlar yeterli. "Çocuk ve Atatürk" bölümü en sevdiğim bölüm oldu. Tek sorun daha önce de değindiğim gibi yaşanmışlık hissinin ortadan kalkması. Oradaki görevliyle bu konuyu paylaştığımda bana zaten eski halinde bulunan eşyaların çoğunun ailesine ait olmadığı, çünkü evin müze olana kadar farklı aileler tarafından kullanıldığını, dolayısıyla eşyaların bazılarının diğer ailelerden kaldığı yönünde açıklamada bulundu. Daha önce müzede yer alan eşyaların ise Türkiye de bir müzede sergilendiğini söyledi.
Her şeye rağmen Atatürk`ün doğduğu evi görmek gerçekten heyecan verici. Çocuklarla evi gezerken, bir kez daha Atamızın ne kadar önemli ve değerli bir insan olduğunu, düşüncelerini, yaptıklarını, yaşamını konuşarak dolaştık. Atatürk`ün çocukken bahçede altında oynadığı nar ağacını görünce hayallere daldık.

Daha önceleri Türk Konsolosluğu`ndan giriş yapılan ev, restorasyon sonrası arka kapıdaki güvenlikten geçilerek yapılıyor.
Adres: Apostolou Pavlou 17, Selanik
Ziyaret saatleri: 10.00-17.00 (pazartesi günleri hariç her gün)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Türk tarihinin önemli mirasları arasında yer alan ve 10 Kasım 1953 yılında "Atatürk Evi" olarak Selanik'te ziyarete açılan yapı, Rodoslu Müderris Hacı Mehmet Vakfınca 1870 yılında yaptırıldı. Ali Rıza Efendi ise iki kez mülkiyet değiştiren bu evi Ata'nın doğumundan birkaç yıl önce kiraladı ve 1888 yılında vefatına kadar bu evde ikamet etti.
Atatürk, bu evin ikinci katında, güney taraftaki odada dünyaya geldi. Atatürk, daha sonraki yıllarda Selanik'teki görevi sırasında annesi ve kız kardeşiyle bu evde kaldı. Selanik kentinin 1912 yılında Yunan yönetimine geçmesinin ardından ev Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşma gereğince Yunan hükümetine bırakıldı. Daha sonraki yıllarda Selanik Belediyesi bir Yunan ailenin mülkiyetine geçen evi Atütürk'e hediye etmek üzere satın aldı. Ev, 19 Şubat 1937 tarihinde Türkiye'nin Selanik Başkonsolosluğuna teslim edildi. Bina 1950 yılında başlatılan çalışmaların tamamlanmasının ardından Atatürk'ün 15. ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım 1953'te "Atatürk Evi" olarak ziyarete açıldı. (Kaynak: Sabah Gazetesi, internet)

Not: Fotoğraflar eşime ve bana aittir. Lütfen izinsiz kullanmayın.