Mr.E, meğer hiç sevmezmiş yarım işleri....Bir pazar günü mimlenince öğrenmiş oldum:) Mr.E, ismi sır gibi dursa da "hafta sonu yorumcusu" olarak tanındığım blogunu pek bir severim. Meraklısı için
"Bu da mı gol değil?" bir tık ötede:))
Sıkı bir mim takipçisi ve yanıtlayanı olmadığımı belirtip geçiyorum cevaplara:
Kendini seviyor musun?
Kimi zaman şımarıklığa varacak kadar evet!
Yapmaktan hoşlandığın şeyler nedir?
Bazen yazılarımın içinde anlattıysam da (bazen satır aralarında) cevabı uzatmak anlamında tekrar olsun:
Dostların birlikte olduğu, uzuuuuunnnn oturulan yeme-içme masaları, mutfak kesinlikle benim için doğru adres, müzik ruhsal ihtiyaç, biraz fotoğrafçılık oyunu, çocuklarla çocuk olduğum her türlü aktivite ve tabii ki dikiş! (hoşlandığım şeylerden unuttuğum varsa üzülmesin kendileri:))
Hedeflerin nelerdir?
Koca koca planlar yapmayı başkalarına bırakıyorum. Öyle büyük adam olma planlarım biteli yıllar oldu:)
Kendini bir cümle ile anlatabilir misin?
Gevezeliğim tutar anlatamam!
Nefret ettiğin şeyler nelerdir?
Nefret demeyelim de biraz yumuşatalım, hoşlanmadığım diyelim.
Sınırlarını çok keskin çizen insanlarla işim olmaz, esnek olmak lazım şu kısa hayatta!
Herkesin herkesi sevmesi mümkün değilse de saygı şart; karşısındakini hiçe sayan insanlar çevremde olmasın bir zahmet:)
Çocukların işitme yetisini kaybetmeyi hedef alan gürültücü oyuncakları kusura bakmasınlar hiçbir zaman sevmedim. (bir itiraf: hediye olarak gelenler de kısa sürede yok ediliyor tarafımdan:))
Doğayı evinin çöp kovası gibi görenleri dövebilecek potansiyele sahibim. Örnek alınabilecek ülkeleri yüzyıl kadar geriden takip ediyor olmanın utancını taşıyorum.
Favori şarkıların, filmlerin, kitapların?
Önceki mimlerden birinde aynen şöyle demişim: "Tipim göstermez ama Heavy Metal müzik dinleyerek büyüdüm: Manowar, Slayer, Anthrax, Iron Maiden, Overkill taptığım gruplardı-ki hala severim. Şimdilerde müzik ayrımı yapmam, iyi yapılan müziği dinlerim."
Ama birkaç şarkı adı da vereyim hazır sorulmuşken:
Küçüklüğüm Beta-VHS video kasetlerinden yoğun olarak film izlendiği döneme rastladığından korku filmleri ile Yeşilçam klasikleri arasında geçti:)
Çocuk aklımla izlediklerimi bir yana bırakırsam listem şöyle olabilir mesela: Thelma&Louise, Seven, Devil`s Advocate, Sweeney Todd, Trainspotting, Life is Beautiful...
Okuduğum tek tük kitaplar arasından birkaç isim yazacak olursam Oruç Aruoba-de ki işte, Latife Tekin-Aşk İşaretleri, Buket Uzuner-Benim Adım Mayıs, Kürşat Başar-Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları...
İlham aldığın kişiler kimlerdir?
Öğrenme kanallarım her daim açık olduğundan doğru insandan gelen her türlü ilham perisi hoş gelir:)
Death Note`u sen bulsaydın ne yapardın?
Tırsardım sanırım, ben de Mr.E gibi sahip arayışına girerdim:))
Mim konusunda elimden gelen bu mudur, budur!
Mimi kime şutlasam derken içimden geçen işte bu adres:
Doz, sevgili Doz`um....Zevkle okuyacağıma eminim:)
Biraz da benden, bizden....

Hatırlarsanız Pi-shirt yapma gibi bir sözüm vardı. Pi günü falan kalmadı ortada ama söz sözdür. Tekstil kalemleri arayışım mutlu sona ulaştı. Ayrı ayrı değil de,
Faber Castell`den set olarak buldum. Böylesi daha ekonomik, arayanlar not düşsün....
Yalnız sazı eline geçiren Kai Felix, hiç olmazsa bir ön çizim yapalım derken boyamış çoktan, keyifle ve gururla giyiyor...
Erdil Yaşaroğlu`nun karikatürlerini çok sevdiğimden zaman zaman paylaşıyorum. Bu kez karikatür değil ama gene ondan ve çok güzel bir çizim paylaşıyorum. Penti için çorap tasarlayan, aralarında Kenan Doğulu, Ayşe Arman gibi isimlerin yanında Erdil Yaşaroğlu bence en hoş işi çıkarmış. Özellikle kedi sevenler için:)

Çorapların satış geliri,
Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddet Alo Yardım Hattı`na aktarılacak. Hepsini incelemek isterseniz
Penti`yi ziyaret etmek serbest:)
Geçen hafta eve birkaç dost gelecekti. Dr.Oetker amca bizim eve girmediğinden zahmetine katlanıp girdim mutfağa tabii, fırsat kaçmaz. Bazen bazı şeylere takılırım, mesela bu profiterol hamurunu kim icat etti gibi. Hadi kek, kurabiye falan tamam da, bu hamur ilginçtir. Suyun içinde yağ eritmek kimin ve nasıl aklına gelir? Bu zaten belli olmadığı gibi doğum yeri de belli değil. Kimi kaynaklar İtalyan der ama Fransız olarak bilinmesi daha yaygındır.
Öte yandan herkesin bildiği İstiklal Caddesi`ndeki İnci Pastanesi`nin hikayesi başka şey anlatıyor:
"Türkiye’ye 15 yaşındayken gelen Arnavutluk doğumlu Luca Zgonidis, babasının ölümünden sonra pastacı çıraklığı yapar. 1940’ların parasıyla 45 bin lira hava parası vererek İnci Pastanesi’nin bulunduğu mekânı tutarlar. Zgonidis, şöyle devam ediyor: ‘İlk günler çok zorluk çektik. Kendim birşey icat edip bir de isim uydurunca çok iyi tuttu. Anlayacağınız profiterolün kendi de adı da uydurmaca."
Bundan sonrası sanırım
Bolat`ın işi, etimoloji kısmını ona bırakıyorum:)
Bizim profiterole gelince, dostların son anda planı değişip gelemeyince pek bir üzüldük(!). İştahımız bir açıldı, ertesi gün bile suçluluk duygusu peşimizi bırakmadı:))